----------------KENT NOTLARI-------------------

23 Şubat 2026 tarihli “Çorum’un lobisi yok!” başlığını taşıyan yazımın bir bölümünde aynen şöyle demiştim:

*

Çorum’da büyük savunma sanayi yatırımları yapan; kimi hemşehrimiz, kimi de “duyarlı sporsever” olan iş insanlarımız, Çorum Futbol Kulübü’ne mali bakımdan güçlü biçimde sahip çıktılar.

Futbolda şirketleşmeyi gerekçe göstererek Çorum FK’ya soğuk bakanlara hiç katılmadım. Bu kulübün adı Çorum, renkleri, 1967’den beri Çorum’u simgeleyen kırmızı-siyah renkler, maçlarını Çorum’da oynuyor, taraftarı Çorumlu…Başarıları, yeryüzünde yaşayan tam 1 milyon 328 bin Çorumlu’yu mutlu ediyor…Daha ne olsun?..

Hedef, Çorum’un adını Süper Lig’e yazdırmak!

Benim gibi Çorumspor’un kurulduğu 1967 yılından beri, Beşiktaş’ı, Galatasaray’ı, Fenerbahçe’yi Çorum’da izleme arzusuyla yanıp tutuşan sporseverlerin en büyük hayali bu.

Ama o da ne?

Bir kulübün teknik direktörü, eski milli futbolcu, yenilginin acısıyla “Anlaşıldı, bu Çorum’u Süper Lig’e çıkaracaklar, karar vermişler!” tarzında bir açıklama yapıyor, hakem camiası Çorum’a karşı gardını alıyor. Gelsin, Çorum FK’ya sıfır tolerans, hakem ve VAR hataları, kaybedilen altın değerinde puanlar…

Çorum FK iyi futbol oynamıyor, gereken ruhu ve mücadeleyi ortaya koymuyor, bunu inkâr edecek değilim, ama bu kadroyla kaybetmemesi gereken puanları kaybederek de hedefinden adım adım uzaklaşıyor.

Bu bir “operasyon” değil midir?

Nerde kulübün hakkını savunacak “Çorum Lobisi”?..

*

Gelelim bugüne…

Çorum, 7-8 Hasan Paşa’nın Beşiktaş Muhafızlığı döneminden beri, yani yaklaşık 130 yıldan beri “demiryolu” hayalini kuruyor.

Ve nihayet Hızlı Tren’e kavuşmasına çok az kaldı.

Yine Çorum, Çorumspor’un kurulduğu 1967 yılından beri, yani yaklaşık 60 yıldır, önceki adıyla Birinci Lig’in, şimdiki adıyla Süper Lig’in hayaliyle yaşıyor.

Bu sezonun ilk 4 maçını galibiyetle kapatınca, “Tamam, o yıl bu yıl” demiştik, ama olmadı. Kadro kalitesiyle mütenasip olmayan puan kayıpları yaşandı, tatmin edici futbol ortaya konulamadı. Hakem ve VAR facialarıyla bazı maçlarda takım resmen “doğrandı”.

Çorum FK’ya gönül verenler, tribündeki taraftarlar, doğal olarak hayal kırıklığı yaşadı.

Ve ne yazık ki, “sosyal medya” denilen tımarhaneye bunun yansıması çok daha ağır, acı ve yıpratıcı oluyor.

Beşiktaş taraftar gruplarından da biliyorum; futbol kritiği, eleştiri, uyarı yok, en küçük bir formsuzluk gösteren futbolcuyu “yok etme” anlayışı hakim.

Oysa, taraftar elbette üzülür, kahrolur, günü-haftası zehir olur, ama bu kadar kırıcı olmaması gerekir. Yapıcı olmak, yaraları sarmaya çalışmak, mümkünse, yönetim ve taktik anlayışında, kadro kurulumunda görülen yanlışları, eksikleri “iyi niyetle” işaret etmek esastır.

*

Çorum FK’da gördüğümüz de bu maalesef.

Çorum’un prestiji için bu kadar büyük paraları ortaya koyan iş insanları, başarıyı istemiyorlar mı sanki?

Çorum halkının umutlarıyla oynamaktan ne kazançları olabilir?

Hele de futbolcular…

Kazanmak istemezler mi?

Ama futbol bu.

Olmayınca olmayabiliyor.

Arzulanan futbol ortaya konulamayınca, haklı olarak tribünler de boşaldı.

Şunu sorgulamamız gerek: Bu küskünlük kime, neye? Haklı olmak kime, ne kazandırıyor?

*

1970 yılından itibaren gazeteci kimliğiyle Çorumspor’un içinde yer almış, pek çok deplasman maçına muhabir olarak kafile otobüsü ile gitmiş, sonraki yıllarda da Çorumspor yönetiminde defalarca sorumluluk üstlenmiş bir “Çorum Milliyetçisi” olarak, değerli hemşehrilerime, sporseverlere şunu söylemek istiyorum:

Kaybedilmiş puanlar var, ama hedeften tamamen kopmuş değiliz. Bundan sonraki tüm maçlarımızı kazanabiliriz; birinci olamazsak da ikinci olabiliriz, o da olmazsa üçüncü olarak Play-Off avantajı kazanabiliriz, o da olmazsa, aslanlar gibi Play-Off maçlarımızı oynar, yine Süper Lig’e çıkabiliriz.

Bu kadro bunu yapabilir mi?
Moral motivasyonu sağlam olursa âlâsını yapar.

Bu hocaya güveniyor muyuz?
Elbette güveniyoruz.

Yönetimin özverisinden, iyi niyetinden kuşkumuz var mı?

Yok.

Öyleyse iş Çorumlu’ya düşüyor.

Ben Süper Lig’i istiyorum.

Ya siz?..