Kentin belleğine yerleşmiş ve kent dokusunun ayrılmaz bir parçası olmuş öyle eserler vardır ki, onların “korunması gerekli kültür varlığı” olarak tescil edilmiş olup olmadığına bakmazsınız, kentle birlikte hep yaşasın istersiniz.

Çünkü, orada yaşanmışlıklar vardır, anılar vardır, geçmişin panosuna nakşedilmiş hoş anekdotlar vardır. Acı hatıralar bile olsa değerlidir; acılarını yaşamak da insanın hakkıdır.

Bizim kuşak için bu yapılardan biri, Bahçelievler’de, Pirbaba Çamlığı’nın hemen arkasındaki İl Halk Kütüphanesi idi. Yerli ve yabancı klasikleri, biz o kütüphanede okuduk. “Eve Kitap” servisinden kimbilir kaç kitap alıp okuduktan sonra iade ettik, yenisini aldık. Nice dersler çalıştık, gözlüklerinin üzerinden gözümüzün içine bakan rahmetli Eşref Ertekin’in gözetiminde sağlanmış derin sessizlikte…

Yıkıldı gitti.

1970’te Çorum Ekspres’te, 1971’den sonra Çorum Gazetesi’nde yazdığım yazılara da, yıllar yılı bu kütüphanenin ciltlenmiş gazete arşivlerinde ulaşılabildi.

Şimdi ara ki bulasın.

Bizde müteahhitlik hizmetleri, ne yazık ki, sadece ve sadece “kâr” amaçlı. Bizim geçmişten gelen yapılarımız da, Batı’daki yapılar da yüzlerce yıl ayakta kalabiliyor, ama müteahhit eliyle yapılmış yapılarımız, yarım asırda ömrünü tamamlıyor.
Hadi yıkalım!

Hasan Tuluk hocam hatırlattı.
Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy ne demişti:

“Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen, iki kazma kürek, iki de ırgat gerek. Ancak, hadi gel yapalım şunu geri desen, bir Sinan, bir de Süleyman gerek!”

O kütüphane, bizim kuşağın ve daha bir çok kuşakların anılarını taşıdığı için “korunmalıydı”.

Gerekiyorsa, bire bir yeniden yapılarak…

Sinan’a, Süleyman’a gerek de yoktu.

*

Bir de, eskiden Halk Eğitim Merkezi’nin yönetiminde “Kültür Salonu” olarak hizmet veren, ama kentin her derdine derman olan şimdiki Devlet Tiyatrosu salonumuz var.

Bizim lise yıllarımızda Çorum Lisesi’nin arkasına yapıldı.

Mimarı, yıllarca gazetemize köşe yazıları da yazan, Çorum’un gerçek manada “medar-ı iftiharı” bilim insanlarından Mimar Prof.Dr. Turan Ilgaz…

Babası Hasan Basri Ilgaz, Çorum’un tarihi fotoğraflarını bu kentin hafızasına armağan eden insan.
Bizim kuşaktan, Foto Ilgaz’da, muhtemelen Yaşar Can tarafından çekilmiş fotoğrafı olmayan kimse var mıdır?

Turan Abi, bizim 1988’de Baltalimanı Grand Müzikholü’nde düzenlediğimiz ÇORUM HABER gecemizden sonra, Çorumluların birlik, beraberlik ve dayanışması adına yine kendisi gibi profesör olan Ahmet Abi (İmar ve İskân eski Bakanı Prof.Dr. Ahmet Samsunlu) ile birlikte verdikleri mücadelelerle de “Çorum’un unutulmazları” arasına adını yazdırmıştır, ama bizim gibi “hatırlayan, unutmayan” bir avuç insan da sahneden çekildiğinde, bilen kalacak mıdır, emin değilim.

Kadirşinaslık bir erdemdir ve bizim kültürümüzde çok değerlidir, ama yeni kuşakların geçmişle bağları zayıfladığı için, bu hasletimizi de kaybetmekteyiz günden güne.

Egoizm öylesine baskın ki, herkes, “dünya benimle var oldu” sanıyor, “dünya benim etrafımda dönüyor” hissine kapılıyor.

*

Prof.Dr. Turan Ilgaz’ın muhteşem eseri Çorum Devlet Tiyatrosu’na dönelim.

Salon, 1969 yılında hizmete açıldı. Bizler 1960’ların ortalarında amatörce tiyatro oyunlarında oynarken, Erkek Sanat Enstitüsü’nün salonundan başka yerimiz yoktu. Çimento Fabrikası’nda küçük bir salonda da oyunlar sahnelenirdi. Bizim Lise’nin lokalinde yine okul öğrencilerine ve velilere perde açıldığı olurdu. Çorum dışından gelen tiyatrolar ya da konserler içinse Yalçın Sineması vardı.

Kültür Salonu açıldıktan sonra, ben de, Halk Eğitim Merkezi Müdürü, Çorum halk oyunlarının yaşatılmasında büyük emeği olan rahmetli Mustafa Necati Sucuoğlu abimin yönettiği ve baş rolünü oynadığı bir oyunda sahne almıştım.

*

Devlet Tiyatrosu binası, tam 57 yıldır Çorum’a, her türlü sosyal-kültürel-sanatsal hizmeti veriyor.
Konserler, şenlikler, törenler, konferanslar…Çorum’da sanat galerisi yokken sergiler de bu salonun fuayesinde açılırdı. Hatta, doğru-dürüst düğün salonunun, otelin olmadığı dönemlerde, taşıma masa-sandalyelerle, düğünler fuayede yapılırdı.

Bu değerli yapı, halen de Çorum’un tüm yükünü taşımaya devam ediyor.

*

Prof. Ilgaz’ın harika projesi, yıllar yılı Anadolu’nun en görkemli tiyatro salonu olarak varlığını korudu. Gelen yönetmenler, sanatçılar, profesyonel organizatörler, salonu gördüklerinde, deyimin tam anlamıyla “parmak ısırdılar”.

Tam 418 koltuklu salonda akustik, tek kelimeyle “mükemmel” idi. Orkestra çukuru bile ihmal edilmemişti. Sahne alabildiğine genişti, ışıklandırma için her şey düşünülmüştü. Kulis, dört dörtlük planlanmıştı.

Engelli rampası bile akıl edilmişti.

Bugün de salonu gezenler, “1960’lı yıllarda bütün bunlar nasıl atlanmamış” diye hayretler içinde kalıyorlar.

*

Hiç kuşku yok ki, “tarihî” olmasa da artık “tarihe malolmuş” bu değerli eser, zaman içinde yıprandı. Ciddi bir bakım-onarım gerektiriyor.

Nisan 2011’de, DT Genel Müdürü Lemi Bilgin, Çorumlu oyun yazarı Tuncer Cücenoğlu’nun 40. sanat yılı nedeniyle Çorum’da sahnelenen “Kadın Sığınağı” isimli oyunu izlemek üzere, önceki Çorum Valisi Hüseyin Poroy’la birlikte Çorum’a gelmişti.

Kendisine, binanın onarım gerektirdiğini söyledik.

Kısa süre içinde teknik bir heyet gönderdi.

Heyet, “astarı yüzünden pahalıya gelir” kararına varmış ve çekip gitmiş.

Yani, yıkalım gitsin!

O zaman, yeniden bir Turan Ilgaz gerekmeyecek mi?

Batı’da bizleri gururla gezdirdikleri yüzlerce yıllık, tiyatro, opera binaları nasıl ayakta kalıyor?

*

Tuncer Cücenoğlu, Çorum’dan çıkmış, eserleri en fazla yabancı dillere çevrilen, oyunları yurt dışında en fazla sahnelenen Türk oyun yazarı.

Benden bir önceki kuşaktan, ama tanışmamızdan itibaren çok yakın dost olduk.

18 Temmuz 2019’da 75 yaşında kaybettik.

Yıllarca, Çorum Devlet Tiyatrosu’na O’nun adının yakışacağını yazdım.

Nihayet, şimdiki DT Genel Müdürü Tamer Karadağlı, bize hak verdi ve Çorum Devlet Tiyatrosu’na “Tuncer Cücenoğlu Sahnesi” tabelası Eylül 2024’te asıldı.

Sayın Karadağlı’ya bu kadirşinaslığı nedeniyle buradan bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum.

*

Belediye’nin Çimento Fabrikası’nın yerine devasa bir Kültür ve Kongre Merkezi düşündüğünü biliyoruz.

Ticaret ve Sanayi Odası’nın yeni salonunu da bir Çorumlu olarak şükranla karşılıyoruz. Ama, bunlar da, kentin yürüme mesafesindeki Devlet Tiyatrosu’nun gerekliliğini ve önemini, hele de kültür hafızasındaki değerini ortadan kaldırmıyor.

Bu zarif ve işlevsel kültür eserini, güçlendirerek, bakım ve onarımdan geçirerek, olabildiğince yenileyerek Çorum’un hayatındaki varlığını korumamız gerektiğine inanıyorum.

Bu doğrultuda teknik bir inceleme yapılması için, Valimiz Sayın Ali Çalgan’a istirhamda bulunuyorum.

Gerçekçi bir rapor ve uygulanabilir bir bakım-onarım projesi ortaya çıkarıldığında, konu Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’ne, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na taşınabilir.

*

“Geçmiş, anılarımızı saklayan bir hazine sandığı ve geleceğe açılan kapının anahtarıdır.” demiş bir düşünür.

Çorum Devlet Tiyatrosu, “mazi” olmuş bir eser de değil üstelik, işlevini halen de sürdüren “geçmişten geleceğe bir köprü”…

Değerini bilelim, hakkını verelim.

Devlet Tiyatrosu B

Devlet Tiyatrosu 2