Üniversite sorunlarına “bilim, liyakat, akademik özgürlük” gibi kavramlar açısından bakmak doğrudur da, YÖK’ün devre dışı bırakılıp AKP’nin güdümünde uygulanan orta ve yüksek öğretim politikaları ne kadar doğru ve isabetlidir, bu tartışmaya değer.
ANAP iktidarında izlenen üniversite politikası, hiçbir dönem bu kadar yerlerde sürünmemişti.
Ben son 24 yılda atanan AKP’li Milli Eğitim Bakanlarının kişiliklerine, eylemlerine, izledikleri siyasete bakmıyorum, onların eleştirilecek yönlerinin, benim konum olmadığını da biliyorum…
Üzerinde durmak istediğim, geleceğe yönelik, ülkemiz için gereken gençlerin, nasıl, nerede ve neden yetiştirilmesi gerektiği üzerine durulmamasını anlamakta güçlük çekiyorum.
Misal: Geleceğin gazetecilerini hangi sorunlar bekliyor?
AKP iktidara gelmeden bir yıl önce, Ankara Gazi Üniversite’sine bağlı Gazi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Korkmaz Alemdar’dan bir öneri gelmişti.
Sadece bana değil…
Ulusal Gazetelerin Ankara Bürolarında çalışan veya emekli olan deneyimli gazetecileri fakültesine davet ederek, onların gazetelerin değişik alanlarındaki çalışmaları sırasında edindikleri deneyimleri, geleceğin gazeteci adaylarına aktarmak istediğini söylemiş ve eklemişti:
“Sizler, misal parlamento, başbakanlık, belediyeler, bakanlıklar, dışişleri bakanlığı özetle tüm çalışma alanında ürettiğiniz haberleri, okuyucuya aktarırken neler yaptığınızı, nasıl bilgi topladığınızı, özetle deneyimlerinizi ve varsa inceliklerini aday gazetecilere aktaracaksınız. Planımız bu. Türkiye’de ilk defa uygulanacağını sanıyorum. Elde ettiğiniz deneyimler için, vereceğiniz emeğin karşılığı gerçekten çok az. Ama bir ilke imza atacağınız için buradan mezun olanlar tarafından iyi –güzel ve hoş anılacağınızdan eminim.”
Yani, “devletin, size emeğiniz karşılığı fazla ödeme imkanı yok. Bu konuda hatır-gönül işine var mısınız?” demek istiyordu Alemdar…
Başta Hürriyet, Cumhuriyet ve Milliyet Gazetesi olmak üzere, ulusal Gazetelerin Ankara bürolarında çalışan veya emekli olan gazetecilere bu teklif gelince “Tamam” dedik…
Ben “Haber Ajansları” ve “Dergi Gazeteciliği” alanında haftada iki gün ders vermeye aday oldum.
Açıkcası 30 yıllık ajanscılık-gazetecilik ve 10 yıllık Dergi Gazeteciliği”nden edindiğim deneyimleri, genç gazeteci adaylarına aktaracaktım.
Kabul ettim ve derslere başladım.
Daha çok genç kızlarımızın çoğunlukta olduğu sayıları 40’ı aşan sınıftaki ilk günüm “tanışma” faslı ile geçti…
Nerelerden gelip Ankara’da eğitim görmek zorunda kaldıklarını öğrenmeye çalıştım ilk günlerde…
Anne ve babaların çocukları için gösterdikleri fedakarlığın neye mal olduğunu anlamaya çalıştım.