ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye özel temsilcisi Mr.Barrack, Orta Doğu ülkelerindeki yönetimlerin monarşik yapılar olduğunu açıklayıp, bu guruba ülkemizi de ekleyince kıyamet koptu.

İlk tepki veren de muhalefet lideri sayın Özgür Özel oldu.

Yani büyükelçiyi çok sert eleştirdikten sonra “İstenmeyen adam” olarak ilan edilmesi gerektiğini söyledi.

Üstelik yanına aldığı eski Washington büyükelçisi Namık Tan’la birlikte açıkladı bu düşüncesini.

Yani, TV ekranlarında boy gösteren sayın Özel, ABD’nin Ankara ve Suriye’den sorumlu Büyükelçisi Thomas J. Barrack’ı hedef alan ilk siyasi lider oldu…

Sayın Özer’e destek veren ve Barrack adlı büyükelçiyi hemen hemen tüm siyasi partiler ve liderleri eleştirdi, protesto etti ama “istenmeyen adam” önerisini yapan olmadı.

Evet, Barrack Lübnan’lı olmasına rağmen ABD vatandaşı bir büyükelçi olarak Arap yarımadasındaki irili ufaklı tüm ülkelerin “diktatörlük” ile yönetildiğini söyledikten sonra Cumhurbaşkanımız sayın Erdoğan’ın bir açıklamasını beklerdik.

Değil Saray’dan, Dışişleri Bakanı veya bakanlığından tek kelime açıklama gelmedi.

Bu konularda çok hassas olan milliyetçi kesimin tek temsilcisi MHP Genel Başkanı Devlet beyden de tısss yok.

Ben geçenlerde yazdığım yazıda CHP liderinin erken açıklama yaptığını yazdım.

Önce devlet yani hükümetin veya Dışişleri Bakanlığı’nın açıklama yapması gerektiğinin altını çizmeye çalıştım.

Özel için “erken öten horoz” benzetmesini yaptım, oysa görevin iktidar partisinde olduğunu vurgulamaya çalıştım.

Mesele budur.

Yine yazıyorum.

Sayın Özel bence her konuya ve erkenden “maydanoz” olmamalı…

Bu hal partiye zarar verdiği gibi, kimseye yararı olan bir politika da değil…

Üstelik CHP’nin bir de “Gölge Kabine”si var…

Gölgedeki Dışişleri Bakanı kim ise biraz da ona söz hakkı tanınmalı…

Söyleyeceklerim bu kadardır…

Gerisi hikaye…