AKP Lideri ve Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan “CHP’den bize daha çokkk gelecekler var” mealinde bir beklentiyi dile getirmiş.

Bunu söylemek için CHP’nin içini çok iyi bilmek gerekir.

Önceden gelen bilgileri olgunlaştırmak, gelecek olan yani transfer olacak CHP’lilerle temas içinde olmaları lazım...

Daha önce geniş bir ön araştırma yapılmadan böyle “şıpın işi” transferler kolay kolay olmaz.

Geçmişi vardır.

İç temaslar vardır, gelecek olanlara yol gösterici taktiklerin öğretilmesi gerekir.

Yani aylar, belki de yıllar önce rakip partinin içine sızdırılmış kişilerin olması kaçınılmazdır.

İnsanoğlu bu…

Eğer siyasete girmeden önce planlanmış bir geleceğe doğru yürüyorsa, bu tipleri durdurmak zordur.

Nitekim sayın Erdoğan bilerek veya bilmeyerek bunun ipuçlarını verircesine görüş bildirmiş.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kazakistan dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını cevaplamış.

CHP’den ayrılarak AK Parti’ye katılan belediye başkanlarına ilişkin konuşan Erdoğan, bu isimlerin CHP’de tehdit, baskı ve hakaretle karşılaştığını savunarak “Huzuru AK Parti’de bulmuşlardır” demiş.

Erdoğan, önümüzdeki dönemde partisine yeni katılımların olabileceğini de sözlerine eklemiş.

Sayın Erdoğan’ın bu gibi sözleri söylemesi için “derin” bilgilerin kendisine aktarılmış olması gerekir.

Evet, CHP’nin içi homojen olmayabilir…

Yanlış insanlar, yanlış zamanda, yanlış bilgiler yüzünden belediye başkanı adayı seçilmiş olabilirler.

Neticede seçen de, tavsiye eden de, bilgileri istemeyerek yanlış toplayıp tavsiye eden de İnsan…

“Beşer şaşar…” demişler.

“Ama bu kadar mı şaşar” derseniz bu tartışılabilir.

Hani derler ya “Karpuz değil ki, kesip kabak olup olmadığını anlayalım”

CHP’nin başına rahmetli Ecevit’ten sonra gelen tüm liderleri suçlamak doğru değil, ama bu partide bozulmanın rahmetliden sonra başladığı bir gerçek.

Adını koymak da çok zor değil.

Adam seçmede acizlik…”

CHP şimdilerde bu “aciz” kalma durumunun ağır bir bedelini çok ama çok ağır ödüyor.

Yazık oluyor…

Acemi ellerde koskoca partinin bu hallere düşeceğini kimse beklemiyordu…

Tahmin dahi eden biri de çıkmadı.

Demek ki bazen çok “acemi” ellere düşmenin bedeli de çok ağır oluyormuş…

Yazık…

Çok yazık…