TÜİK’in 2025 yılı son çeyrek verilerinden yola çıkarak, Türkiye’nin derinleşen “genç işsizliği” ve eğitim-istihdam kopukluğuna göz gezdirilince, durumun evlere şenlik olduğu net bir biçimde ortaya çıkıyor.

Aslında durum-vaziyet gerçekten ama gerçekten içler acısı…

Verilere göre, 15-34 yaş grubundaki her 4 gençten 1’i sistemin tamamen dışında..,

Üniversite mezunu gençlerde işsizlik oranı %30 bandına dayanmış, Türkçesi “tavan” yapmış durumda.

Türkiye’nin demografik “fırsat penceresi” olarak görülen genç nüfusu, istihdam piyasasında ciddi bir tıkanıklıkla karşı karşıya.

Hem de nasıl…

Ortaya çıkan en vahim tablo, "ne eğitimde, ne de istihdamda" olan gençlerin sayısındaki büyük artış.

15-34 yaş grubundaki 24,1 milyon kişinin tam 6,5 milyonu, eğitim hayatından tamamen kopmuş durumda…

Dahası…

Hem de çalışma hayatına hiçbir zaman dahil olamamaları daha da hazin...

Yükseköğretim mezunu gençlerin iş gücü piyasasındaki durumu ise evlere şenliğin ötesinde..

Gerçekler adeta “facia habercisi…”

Öngörülemeyen bazı meslek grupları için nerdeyse her ilde açılan gereksiz fakültelerden mezun olanların bir çoğu “kurye”lik yapmak zorunda kalıyor.

Bu son derece acı bir tablo…

Üstelik 24 yaşından küçük üniversite mezunları arasındaki işsizlik oranının %30”a dayanmış durumda.

Bu tablo bile YÖK’ün isabetsiz, plan-programsız açtığı üniversite ve fakültelerin ne kadar duvara tosladığının birer ibretlik örnekleri olarak ortaya çıkıyor…

İstihdam alanı sıfır olan bazı meslek gruplarının, mesela yüzbinlerce iletişim fakülteleri mezunu “gazeteci” adayının eli böğründe kara kara düşünüp, gelecek planlarının nasıl karartıldığını anlamaları çok şey ifade ediyor.

Ama kimin umurunda.

Kadın mezunlarda durum ise daha beter vaziyette…

24 yaş altı toplam 378 bin işsiz üniversite mezununun 267 bini kadınlardan oluşuyor.

Kadınlarda işsizlik oranı %33,8’e çıkarken, erkeklerde bu oran %23,6 seviyesinde.

Saray uzmanları yanıtı bilinen soruyu her daim sormaktan geri kalmıyorlar:

“Gençlerimiz neden yabancı ülkelere gitmek için kuyruktalar?”

Karşı soruyu ise görmezden geliyorlar nedense:

“Keyfimizden mi kaçmak istiyoruz?”