Ben 11 yaşındaydım… Yıl 1967… Çorumspor kuruluyordu…
Kim bilebilirdi ki; o gün atılan küçücük bir adımın, yıllar sonra bir şehrin ortak duasına dönüşeceğini…
Aradan yıllar geçti… Çocukluk geçti… Gençlik geçti… Ömür geçti… Ama bazı sevdalar hiç eksilmedi…
3. Lig… 2. Lig… Yağmurlu deplasman yolları… Kırılan umutlar… Yarım kalan hayaller…
Ve yıl 1988… Kuruluşundan 20 yıl sonra bu kez ben, Çorumspor’un yönetim kurulundayım.
O günlerde futbol yalnız futbol değildi bizim için… Bir memleket meselesiydi… Bir aidiyetti… Bir yüreğin memleketine verdiği sözdü…
Transfer için kapılar çaldık… Destek aradık… İş insanlarının kapısında bekledik… Bazen umut bulduk… Bazen çaresizlik…
Olmadı… Defalarca olmadı…
Öyle zamanlar yaşadık ki; bir şehrin hayali için dönemin valisine bile sesimizi yükselttik… Yalvardık… Çırpındık… Çünkü mesele yalnız bir takım değildi…
Mesele; bir şehrin kendine inanma mücadelesiydi…
Sonra yıllar geçti… Kulüp şirketleşti… Canım memleketime yakışan muhteşem bir stat yapıldı…
Yönetimler mücadele etti… Sponsorlar destek verdi… Taraftar hiç vazgeçmedi… Her sezon: “Belki bu sene…” denildi…
Ve sonunda… O büyük yürüyüş başladı…
Bodrum gecesi… Bir Anadolu takımını sindirmek istediler belki… Ama unuttukları bir şey vardı: İnanç teslim olmazdı…
Bir Cuma akşamı… Sahada futbolcular… Tribünde binlerce yürek… Sanki görünmez bağlarla birbirlerine kenetlenmiş gibiydiler…
Eller semaya kalkıyordu… Ama niyet birdi: “Allah’ım… Hak eden kazansın…”
Ve sonra… Arda vurdu… Sadece topa değil… Yılların suskunluğuna vurdu… Bir şehrin kalbine umut düştü o anda…
Ve ardından Samudio… Noktayı koydu… 2 – 0…
O an yalnız bir maç kazanılmadı… Bir şehrin yıllardır içinde büyüttüğü hasret, umut ve gözyaşı birbirine karıştı…
Şimdi yön Konya… Hz. Mevlânâ’nın şehri…
Ve sanki bütün camia onun şu sözünü kalbine yazmış gibi: “Mum olmak kolay değildir… Işık saçmak için önce yanmak gerekir…”
Evet… Bu şehir yıllarca yandı… Sabretti… Bekledi… Düştü… Ama vazgeçmedi…
Bugün gelinen noktada emeği olan; yöneticilere, futbolculara, teknik heyete, sponsorlara, emektarlara ve yıllarca bu sevdayı taşıyan taraftara minnet duymamak mümkün değil…
Ve bugün bir kez daha anlıyoruz ki MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün söylediği gibi: “Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur.”
İşte bugün sizler de; dünyanın merkezi canım Çorum’un onurunu, gururunu, umudunu ve yıllardır yüreğinde büyüttüğü hayalini omuzlarında taşıyan o seçkin evlatlarsınız…
Şimdi Konya’da; yalnız bir maça değil, bir şehrin kaderine, yılların emeğine, dualarla büyüyen bir sevdaya çıkacaksınız…
Ve milyonlarca Çorumlu’nun yüreği sizinle birlikte atacak…
Haydi çocuklar… Çorum’un adını, Hz. Mevlânâ’nın şehrinde arşa çıkarın…
Çünkü bazı başarılar yalnız kazanılmış bir maç değil; bir memleketin hafızasına yazılmış destandır…