Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum'un Osman Kavala kararı sonrası AİHM'e yönelik sözleri, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'yle (AİHS) ilişkisini yeniden gündeme taşıdı. Taşımanın ötesinde, Avrupa Birliğine girme gibi umudumuzu da adeta yerle bir etti sayılır.
Avrupa Birliği’ne girme niyetimiz çeyrek asırdır zaten yoktu.
Yıllardır çaba “sarf ediyormuşuz” gibi yapıyoruz ya…
“Bu zaten hikaye” deniliyordu…
Şimdi ise geldiğimiz yere bakalım…
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Osman Kavala hakkında verdiği son kararın ardından Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum'un "AİHM de, Amor da haddini bilsin" sözleri yeni bir hukuk tartışması başlattı.
AİHM kararlarının bağlayıcılığı ve AİHS'den çekilmesinin mümkün olup olmadığı ise yeniden gündeme taşındı.
Yıllardır Saray sakini ve hukukçusu olarak sırtında “küfe taşımadığı” sık sık dile getirilen Uçum, ulusal yetkilerin "asıl", uluslararası düzenleme ve kararların ise "tali" olduğunu iddia etmiş.
AİHM'in ulusal mahkemelerin üzerinde hiyerarşik bir yargı mercii olmadığını öne süren Uçum, ihlal kararlarının ardından dosyanın yeniden ele alınması gerektiğini ancak ulusal mahkemelerin önceki kanaatlerini koruyabileceğini belirtmiş .
Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, Cumhurbaşkanı kararıyla sözleşmeden çıkılabileceğini belirtirken, Avukat Doğan Erkan ise Avrupa Konseyi'nden ihraç riskine işaret etmiş.
Peki, ne olacak bundan sonra?
Bu sorunun yanıtı şimdilik yani bugünü belli, yarınını tahmin etmek zor.
Belli ki, Kavala konusu “ipe serili” vaziyette devam edecek.
Avrupa Birliği kapısından biraz daha uzaklaşılacak…
Yeni kuşakların gelecek umutlarının bir kısmı yine gelecek iktidar. ya da iktidarların dönemine kalacak.
Ne denebilir ki bu son gelişmeler için?
Hayırlara vesile olsun…
Biz, “mütevekkil” milletiz” nasılsa…
Bekleriz.