Suriye’de suların durulmayacağını, Esad sonrası durumun büyük bir kaos olacağını bölgenin bütün dış siyaset uzmanları açıklamışlardı. Öngörüleri vücut buluyor, tek tek çıkıyor.
Suriye bugünkü durumda İsrail işgal bölgesi (Golan Tepelerinden Şam’a dek uzanan ve Netanyahu’nun dile getirdiği tüm güney Suriye), Lazkiye ve çevresinde yerleşik Alevi Suriye yurttaşları, Güney’de Dürzi bölgesi, Güney Doğu’da ABD işgal bölgesi, Kuzey Doğu’da Kobani-Haseke-Kamışlı civarındaki Suriye Kürt yurttaşlarının bulunduğu bölge, TSK’nın konuşlandığı Afrin, doğusunda ÖSO’nun bulunduğu Azaz ve çevresi, Halep’in kuzeyi ile Azez arasında kalan Rus üssü ve Orta Suriye diye adlandırılabilecek alanda Suriye resmi gücü olarak adlandırılan HTŞ yönetimi. Parçalanmış Suriye’nin bugünkü haritası bunu gösteriyor. Açıktır ki ABD ordusunun açık veya örtülü desteğiyle girdiği her ülke ne yazık ki parçalanıyor, yurttaşları en şiddetli acı ve yokluğu yaşıyor.
Suriye’de HTŞ’nin etnik ve mezhepsel temizlik yaptığını da göz ardı etmemek gerekiyor. Her gün yüzlerce insanın öldürüldüğünü bildiriyor bağımsız haber kaynakları. Ne kadar doğru olduğunu öngörmek zor ama ateş olmayan yerden duman çıkmaz deyimini unutmayalım.
İsrail ve ABD’nin diktatör, cani ilan ederek yıkmak üzere şeriatçı örgütler kurup iç savaş başlattığı ve belli ölçüde yakın çevresindeki ABD dostlarının desteğini alarak yıktığı Esad yönetimi belki de bölgedeki tek laik ülkeydi ve demokratik bir iktidardı. Bugünkü durumda parçalanmış, yurttaşlarının geleceği belirsiz bir görünüm veriyor. ABD girdiği her toprakta kan, ölüm ve zulüm getirmiştir. Dünya genelinde Amerikan emperyalizminin işlediği cinayetler, kana buladığı ülkeler sayılamayacak kadar çok. Güney Amerika, Güneydoğu Asya, tüm Ortadoğu ve Afrika’da sayısız darbe ve işgaller gerçekleştirdi. Maduro’yu kaçırıp Venezuela petrolüne el koydu. İran’ı yıkmaya çalıştı, Mollalardan sert karşılık gelince anlaşmaya çalışıyor. Belli ki Ortadoğu ABD’nin kontrollü kaos alanı. İktidarlar yıkmak, iktidarlar değiştirmek aslî görevi!
Bu parçalanmışlık koşullarında Suriye’de egemen güçlerin bulundukları alanlarda sürekli kalma ve bu alanları olabildiğince genişletme çabalarına tanık oluyoruz. HTŞ yönetiminin ABD kuklası olduğunu, İsrail işgaline en küçük itiraz yöneltmediğini yazmaya bile gerek yok! HTŞ iktidarı esasen ABD yönetimidir. Trump’ın Beyaz Saray’da önünde diz çöken Ahmet El Şara’nın (Colani) başını okşarken görüntülendiği fotoğraf efendi-köle bağının ne denli alçaltıcı olduğunu sergiledi.
Suriye’deki temel egemen güçler ABD, İsrail, Rusya ve Türkiye’dir. İsrail Türkiye’nin Afrin bölgesi ve Azez civarında kalıcı olmasını önlemek için alttan alta yürüttüğü çalışmayı bölgedeki üssü bombalayarak açıktan hedef aldı. Demek istiyor ki Suriye’de tek egemen güç İsrail olacaktır ve çok uzak olamayan gelecekte Suriye İsrail egemenliği altına girecektir. Bu niyet ve uygulamalarına Dışişleri Bakanlığımızdan ‘şiddetle’ kınama geldi. Egemenlik alanındaki bir üssü İsrail bombalamış, açıklama şiddetle kınama!
İsrail Kuzey Suriye’de Ebu Zuhur Hava Üssü’nün bulunması ve genişlemesini kendi egemenliğine yönelik tehdit olarak görmüş ve bombalamıştır. İki ABD yanlısı ülke iktidarlarının Suriye üzerinden daha geniş çaplı bir düelloya girişip girişmeyeceklerini yakında göreceğiz. Bu bilek güreşini ABD’nin güvenliğini ve varlığını sonsuza dek savunduğu İsrail’in kazanacağından kimsenin kuşkusu olmasın! Bu egemenlik savaşında baş aktör ABD olmasına karşın İran gerçeği göz ardı edilmemelidir. İran, Suriye ve Lübnan’da ilerlemeye devam eden İsrail güçlerini uzun süre izlemekle kalmaz, belli bir aşamada ya vekil güçleriyle veya doğrudan müdahale edecektir. Yürüyen ABD/İsrail-İran savaşının kazananı İran olmuştur ve Mollalar İsrail’in egemenlik alanını genişletme çabalarını herkesten daha büyük dikkatle izliyor.
Belki dikkat çekmemiştir. Suriye’de Fransa ve farklı gruplarla veya yalnızca Amerikan askerlerinin konuşlu olduğu 13 Amerikan üssü var.
Bu saldırıya ABD tarafından eleştiri gelse de esas olarak İsrail korunacaktır. Bölgede İsrail’e yönelecek silahlı veya politik her tavır, karşısında ABD koruma kalkanını bulacaktır. Önceki gün, İsrail’in Suriye’nin güneyine yeni saldırılarda bulunduğu haberleri düştü basına. İsrail saldırıları hiçbir zaman durmayacaktır. Gazze’yi ve Güney Lübnan’ı yıkıyor, kendi toprakları olarak görüyor. Bölge devletleri İsrail canavarlığını birlikte durdurabilir, bir araya gelebilirlerse. Bu koşullarda çok zor, hemen hepsi ABD saflarında, Trump’ın bir dediğini iki etmiyorlar. Bölge ülkeleri işçi sınıfı ve barış yanlılarının ortak çabaları saldırıların önüne geçebilir. Zaman zaman İsrail ve ABD’de görülen protesto eylemleri genişlemeli, dünya haydut/terörist devletten kurtulmalıdır.
Hem Türkiye’de hem İsrail’de yaklaşan seçimlerin galibi olmak için savaşı ve kısmi çatışmaları kullanan iktidarlar bu tür bilek güreşini aralıklarla yineleyecek ve seçmen gözünde ‘tek seçenek’ olduklarını kanıtlamak için somut bir varlık göstereceklerdir.
Büyüme olasılığı göz ardı edilmese de bu bilek güreşinin sıcak savaşa dönüşme olasılığı şimdilik görünmüyor.