---------KENT NOTLARI----------

Sürekli okurlarımız için bu başlık hiç de “yeni” değil.

Kaç kez yazdım “sahipsizliğimizi” ve “Çorumlu’nun derneği olmaz” cümlesinde özetlenen “dayanışma” özelliğinden yoksunluğumuzu.

Son yıllarda da, “herkes kendi ideolojik konfor alanında mesut-mutlu(!) gününü gün ediyor” diye dertlenip duruyorum. Çorum’un gündemine sahip çıkacak “kamuoyu” gücünü kaybettiğimizi anlatmaya çalışıyorum; bir avuç duyarlı insan dışında, ne ilgilenen oluyor, ne de tasasını çeken…

*

Çorum’da büyük savunma sanayi yatırımları yapan; kimi hemşehrimiz, kimi de “duyarlı sporsever” olan iş insanlarımız, Çorum Futbol Kulübü’ne mali bakımdan güçlü biçimde sahip çıktılar.

Futbolda şirketleşmeyi gerekçe göstererek Çorum FK’ya soğuk bakanlara hiç katılmadım. Bu kulübün adı Çorum, renkleri, 1967’den beri Çorum’u simgeleyen kırmızı-siyah renkler, maçlarını Çorum’da oynuyor, taraftarı Çorumlu…Başarıları, yeryüzünde yaşayan tam 1 milyon 328 bin Çorumlu’yu mutlu ediyor…Daha ne olsun?..

Hedef, Çorum’un adını Süper Lig’e yazdırmak!

Benim gibi Çorumspor’un kurulduğu 1967 yılından beri, Beşiktaş’ı, Galatasaray’ı, Fenerbahçe’yi Çorum’da izleme arzusuyla yanıp tutuşan sporseverlerin en büyük hayali bu.

Ama o da ne?

Bir kulübün teknik direktörü, eski milli futbolcu, yenilginin acısıyla “Anlaşıldı, bu Çorum’u Süper Lig’e çıkaracaklar, karar vermişler!” tarzında bir açıklama yapıyor, hakem camiası Çorum’a karşı gardını alıyor. Gelsin, Çorum FK’ya sıfır tolerans, hakem ve VAR hataları, kaybedilen altın değerinde puanlar…

Çorum FK iyi futbol oynamıyor, gereken ruhu ve mücadeleyi ortaya koymuyor, bunu inkâr edecek değilim, ama bu kadroyla kaybetmemesi gereken puanları kaybederek de hedefinden adım adım uzaklaşıyor.

Bu bir “operasyon” değil midir?

Nerde kulübün hakkını savunacak “Çorum Lobisi”?..

*

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, İstanbul ve Marmara Bölgesi’nin yoğunluğunu Anadolu’ya taşımak amacıyla, Samsun’dan Mersin’e “Kuzey-Güney” hattını içeren “Mega Endüstri Bölgeleri” projesi hazırlıyor.

Ama o da ne?

Bu hattın en orta noktasındaki “kendi dişiyle-tırnağıyla sanayileşen Çorum” belirlenen iller arasında yok!

“Çorum’un 2. organize sanayi bölgesi geçen yıl onaylanmıştı” şeklinde bir gerekçe öne sürülüyor, ama aynı durumdaki Ankara es geçilmemiş! Anadolu’nun sanayi kentleri Eskişehir, Kayseri, Konya da unutulmamış!

Unutulan “Garip Çorum”!

“Unutmuşuz, kusura bakmayın!” deseler daha dürüstçe, daha şık olacak!

*

Çorum’dan bir Ahmet Ahlatcı çıktı. Gerçekten girişimci ruhuyla, ticari zekâsıyla, risk almaktan çekinmeyen gözükaralığıyla Türkiye’nin en büyüklerinden biri oldu.

Daima hukukun - mevzuatın belirlediği sınırlar içinde kalarak ve devletin öngördüğü stratejik savunma sanayi yatırımlarına da gözü kapalı girerek “yerli ve milli” tanımının en güzel örneğini oluşturdu.

Ama o da ne?

Bir takım ithamlarla, Ahlatcı Holding’in itibarı ile oynanmaya çalışılıyor.

Yine de, Ahmet Ahlatcı ve Ailesi, açıkça “operasyon” olarak algılanan işlemler karşısında bile dimdik ayakta duruyor, yatırımlarına devam ediyor, Borsa’da genel bir gerileme yaşandığı sırada Ahlatcı’nın kuruluşları değer kazanıyor.

İnanıyoruz ki, Ahlatcı adı kısa sürede tamamen temize çıkacak.

Elbette, Ahlatcı’nın şahsında Çorum’un adı da…

Belki yarın, belki yarından da yakın…Bekliyoruz.

*

Çok yazdım; geçmişte Çorum “Anadolu Kaplanı” diye tanımlanmışken, “Bu Çorum da fazla ileri gitti” diye sanayileşme çabaları duraksatılmıştı.

Bugün, “Bu Çorum FK da fazla ileri gitti” denilircesine bir tutumla karşı karşıyayız.

Yine bugün, “Ahlatcı’nın öncülük ettiği bu Çorum, ekonomide de fazla ileri gitti” denilircesine Ahlatcı’nın ve dolayısıyla Çorum’un “hedef tahtası”na oturtulmak istendiğine tanıklık etmekteyiz.

Hiç kimse, hiçbir kurum yasaların üstünde değildir elbette ve soruşturma-yargılama herkes içindir, ama “Burası Türkiye!” diye de bir gerçek var ne yazık ki.

*

Gerek Çorum FK’nın uğradığı haksızlıklar, gerekse Ahlatcı Holding’e karşı “itibar suikastı” izlenimi uyandıran işlemler karşısında, duyarlı pek çok Çorumlu, sosyal medyadan tepki gösterdi, “Çorum’u sevenlerin gazetesi” ve “Çorum’un hak ve çıkarlarının yılmaz savunucusu” ÇORUM HABER’e “Çorum FK ve Ahlatcı sahipsiz değildir” anlamında duygusunu, öfkesini iletti.

Ama, hani nerde “vurduğu yerden ses getirecek” güçlü Çorum Lobisi?

Yok.

Hiç olmadı.

*

Meslekte 56. yılım.

Çorum adına, Çorum’un hak etmediği hiçbir şeyi talep etmedim, basının “kamuoyu oluşturma” işlevini boş işler için kullanmadım, halk dalkavukluğuna başvurmadım.

Çorum’un hakkı olan yatırım ve hizmetlerin mücadelesini ise adeta “Kuvayı Milliye” ruhuyla, “sosyal sorumluluk” bilinciyle vermeye çalıştım.

Hep belirttiğim gibi, bir avuç duyarlı hemşehrim dışında, maalesef büyük çoğunluğu derin uykusundan uyandıramadım.

Daha ötesi, “fitne-fesat-haset” üçgenini kırmaya gücüm yetmedi.
Medenileşme yerine magandalaşmanın “azıcık da olsa” önüne geçemedim.

O yüzdendir ki, hakkı en kolay yenen illerden biri Çorum!

Üzgünüm, ama bu bir gerçek.