*** Çorum’un Gazi ve İnönü caddeleri, bizim çocukluk yıllarımızda, 1950’lerde, Belediye Başkanı Baha Çorbacıoğlu tarafından açıldı. Rahmetli Çorbacıoğlu’nun, Ankara ve Samsun güzergâhları gibi, Osmancık ve Mecitözü güzergâhlarını da aynı genişlikte açıp, Saat Kulesi’ni merkez alan “dört yapraklı yonca” oluşturma düşüncesi herkes tarafından biliniyordu. Ama, o günün mali koşullarında Ankara güzergâhı “İnönü”, Samsun güzergâhı ise “Gazi” Caddesi olarak açıldı, diğer iki yolun açılması maalesef mümkün olamadı. Eğer o yollar da açılabilseydi, Çorum’un kentleşmesi kuşkusuz çok daha farklı gelişecekti.

*** Büyük Önder, Ankara Atatürk Bulvarı’nın şimdikinden daha geniş açılması talimatını verdiğinde, bir takım “ufuksuzlar” nasıl ki “Böyle yol mu olur?” diye tepsi göstermişlerse, Baha Bey’e de aynı tepkinin gösterildiğini, “Havaalanı mı yapıyorsun?” diye hakaretler edildiğini biliyoruz. Bugün kabrinin bulunduğu Bahabey Çamlığı’na diktiği fidanları, eşek sırtında gaz tenekeleri ile taşıdığı sularla suladığında ise, “Deli Baha’nın deliliği tuttu!” diye alay edildiğini de…

*** Baha Bey’in o zaman büyük güçlüklerle açtığı ana caddeler, şimdi 300 bin nüfuslu bir kentin trafik yükünü taşıyamıyor. Özellikle belirli saatlerde Gazi ve İnönü caddelerinde trafik adım adım ilerliyor. Park yasağı getirilse, belki bir nebze rahatlama olacak, ama insanlar arabasını nereye park edecek? Gerçi, park edilen araçların çoğu işyeri sahiplerinin. Bu da ibretlik bir durum ya…

*** Kentin merkezinde trafiği rahatlatmak için Belediye tarafından yan yollar, bağlantı yolları açılsa da, sorunun ana çözümü için battı-çıktı gibi köklü bir proje gerektiği çok açık. Bunun da devasa bir maliyeti var, ayrıca ortaya çıkaracağı başkaca sakıncalar var. Hızla artan araç sayısı karşısında, yarın Çorum’un hali ne olur, kestirmek mümkün değil.

*** Hal böyle iken, Gazi ve İnönü caddelerinin trafik yükünü ağırlaştıracak projelerden, özellikle de kamu projelerinden uzak durulması gerektiğini söylemeye bilmem gerek var mı? Çorum’un hizmet ve ticaret sektörlerindeki üç büyük binasının (AHL Park AVM, Anitta Otel ve Yunus) bir arada bulunduğu bölgede, mümkün olduğunca otopark ve yeşil alanlar açılması, yeni yapılaşmalardan kaçınılması “modern şehircilik” anlayışının olmazsa olmazı değil mi? Bu konu üzerinde daha fazla durmamız gerektiğini düşünüyorum.