Hafta sonu Çorum’da oynanan karşılaşma, tabelaya sığmayacak kadar büyük bir hikâyeye sahne oldu.
Mimar Sinanspor ile Sungurlu Belediyespor karşı karşıya geldi. Ancak sahada sadece iki takım değil, beklentiler, hesaplar ve hayaller mücadele etti.
Ve belki de en güzel detay…
Mimar Sinan Sahası uzun zamandır görmediği bir kalabalığı yaşadı. Tribünler doldu, sesler yükseldi, futbol yeniden kendini hatırlattı.
Maça gelince…
Mimar Sinanspor sahaya ilk maçın 4-1’lik galibiyetinin verdiği rahatlıkla çıktı.
Hal böyle olunca ev sahibi ekip daha kontrollü, hata yapmamaya odaklı bir oyun ve risk almayan ama rakibini de rahat bırakmayan bir anlayış ile maça başladı.
Diğer tarafta ise zamanla yarışan bir Sungurlu Belediyespor vardı. Şampiyonluk ihtimali için en az üç fark gerekiyordu. Bu da oyunu doğal olarak aceleye, hatta zaman zaman da telaşa sürükledi. İlk 45 dakika bu duygunun en net yansımasıydı. İstek vardı ama yön yoktu. Çaba vardı ama plan eksikti.
İkinci yarıda biraz daha toparlanan Sungurlu temsilcisi, yakaladığı penaltıyla umutlandı. Ancak futbol bazen en büyük fırsatları en acı derslere dönüştürür. Kaçan o penaltı, sadece bir gol değil, bir kırılma anıydı.
Tam umutlar tükeniyor derken, sahneye bu kez Akın Karaaslan çıktı. Ancak bu çıkış, takımını eksik bırakan bir kırmızı kartla sonuçlandı.
10 kişi kalan Mimar Sinanspor karşısında Sungurlu Belediyespor risk aldı, yüklenmeye başladı ve aradığı golü Adem Bekir ile buldu.
Dakika 70, skor 0-1.
Ama futbol sadece gol atmak değil, aynı zamanda o golü çoğaltabilmektir. İşte o noktada karşılarına Mustafa Eren çıktı.
Genç kaleci yaptığı kurtarışlarla sadece takımını ayakta tutmadı, aynı zamanda maçın kaderine de doğrudan etki etti.
Son düdük çaldığında tabela 1-0’ı gösteriyordu. Ama bu skor iki farklı duyguyu barındırıyordu.
Mimar Sinanspor için yaklaşan bir şampiyonluk, Sungurlu Belediyespor için ise kaçan bir fırsat.
Matematiksel olarak henüz kesinleşmemiş olsa da, Mimar Sinanspor’un önünde sadece formaliteye dönüşmüş bir Ulukavakspor maçı kaldı. Ve bu tablo, sezonun genel hikâyesini de istikrar, plan ve doğru yönetim olarak özetliyor.
Bu noktada Hüseyin Eğer’e ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Kurulduğu günden bu yana Mimar Sinanspor’u sadece bir takım olmaktan çıkarıp bir yapı haline getiren isimlerden biri oldu. Yetiştirdiği oyuncular ve elde ettiği başarılarla çıtayı yukarı taşıdı. Görünen o ki, takım yeniden BAL sahnesine dönmeye hazırlanıyor.
Sungurlu cephesine gelince…
Bazen iyi bir kadro kurmak yetmez. O kadroyu doğru zamanda, doğru şekilde yönlendirmek gerekir.
Belediye Başkanı Muhsin Dere ve Kulüp Başkanı Ahmet Haşim Özsaray önderliğinde kurulan bu takımın potansiyeli tartışılmaz. Ancak bu potansiyelin sahaya yansıması konusunda eksikler olduğu da ortada.
Takım antrenörü Kıvanç Kaya tercihi belki uzun vadede doğru bir yatırım olabilir. Ama şampiyonluğa oynayan bir takım için tecrübe bazen en az yetenek kadar belirleyicidir.
İsmail, Mahmut Caner, Alaaddin, Tuncay gibi isimlerin olduğu bir kadro, daha olgun bir dokunuşla çok daha farklı bir hikâye yazabilirdi.
Sonuç olarak…
Mimar Sinanspor sezonun ilk yarısında attığı o 4 golle aslında bu hikâyenin sonunu büyük ölçüde yazmıştı. Rövanşta sadece son noktayı koydu.
Hak eden kazandı.
Ve futbol, her zamanki gibi, adaletini sahada dağıttı.
Ama bu hikâye burada bitmez.
Sungurlu Belediyespor’un yeniden yapılanmayla önümüzdeki sezona damga vurma ihtimali hiç de uzak değil.
Çünkü futbolda her son, aslında yeni bir başlangıçtır.