Sana bu mektubu iki kişi yazıyor:
bir anne ve bir çocuk.
Biri sabırla yıllarını tüketti.
Diğeri sessizlikle büyüdü.
Ve ikimiz de aynı gerçeği farklı yerden öğrendik:
Senin yokluğun da bir varlık gibi hayatımızdaydı..
*
Ben sustum.
Uzun süre bekledim.
Belki değişirsin sandım.
Belki bir gün sorumluluk alırsın dedim.
Ama bazı insanlar değişmiyor…
sadece uzaklaşıyor.
Ve sonra geriye tek bir cümle bırakıyor:
“Ben para gönderiyorum.”
Oysa gerçek hiç öyle olmadı.
Çoğu zaman o bile yoktu.
Ama mesele para da değildi zaten.
Mesele bir çocuğun gözünün içine bakabilmekti.
Bir omuz olabilmekti.
Bir “baba” olabilmekti.
Ve şimdi, kelimeler yetmediği yerde gerçek konuşuyor:
Atmasaydın kör kuyulara tüm hayatımı, adardım yoluna.
Eğer sen beni özür dileyecek kadar değerli görseydin, en büyük kusurlarını dahi affederdim.
Eğer beni ilk günkü gibi sevip incitmeseydin, düşünmeden girerdim koluna.
Erkekliğini kanıtlamak gibi bir derdin olmasaydı…
Eğer kendine biraz güvenseydin, sesinin tonunu her ağzını açtığında yükseltmeseydin…
Ağlattığında gözyaşlarımı silseydin,
üzgün uyumama izin vermeseydin,
tenimden değil kalbimden öpseydin, anlayabilirdim belki seni.
Şimdi vazgeçtim…
Bana verdiğin dertten, kederden, üzüntüden, kötülükten ve tüm olmazlarından…
Durdurmalarından, ağlatmalarından, tehditlerinden, bağrışlarından, huysuzluklarından, küsmelerinden, nemrutluklarından…
Sabrettim, “düzelecek” diye bekledim.
Tüm hayallerimden vazgeçtim.
Ben senden vazgeçtim.
Senin yalnız bedenimi değil, yüreğimi de ezen hallerinden, her şeyinden…
Hoşçakal diyemiyorum sana.
Ne isen sen, onunla kal.
ÇOCUK
Ben seni tanımadım.
Ama yokluğunu çok iyi öğrendim.
Bir baba bazen gelir…
bazen de hiç gelmez.
Ama her iki durumda da çocuk bir şey öğrenir:
Eksiklik.
Ben o eksiklikle büyüdüm.
Senin yokluğun bir isim değildi sadece…
bir hayat biçimiydi.
BİZ
Bir çocuk büyürken her şeyi kaydeder.
Sözleri değil sadece…
sessizlikleri, yoklukları, ilgisizlikleri de.
Ve hiçbir şey silinmez.
Bugün sen bunu bir “mesafe” sanıyorsun.
Biz ise bir hayatın içine kazınmış gerçek olarak yaşıyoruz.
Bir baba sadece isim değildir.
Bir imza değildir.
Bir fotoğraf hiç değildir.
Bir baba; sorumluluk alandır.
Ve sorumluluk, unutularak yok olmaz.
Biz artık beklemiyoruz.
Çünkü bazı yokluklar, bekleyerek dolmaz.
Sevgiyle Kalın..