Güç, itibar ve imparatorlukların görünmeyen çöküşü…

Bir zamanlar Nemrud vardı. Kendini yenilmez sanıyordu. Ordularına, topraklarına, halkına hükmediyor; kendini ilah ilan edecek kadar ileri gidiyordu. Ama sonunu bir savaş değil, bir sivrisinek getirdi. Küçücük bir varlık, burnundan girip beynine kadar ulaştı ve koskoca hükümdarı çaresiz bıraktı. Günlerce, haftalarca süren bir acı… Nemrud, ne ordusuna ne zenginliğine güvenebildi; başına vurdurarak çare aradı ama bulamadı.

Tarih bize şunu öğretir: Bazen en büyükleri yıkmak için en küçük şey yeter. Görünmeyen, küçücük detaylar, kibirli güçleri sarsar ve hiç beklenmedik anda düzenleri alt üst eder.

Bugün dünya sahnesine baktığımızda benzer bir tabloyu görüyoruz. 500 yıllık imparatorluk tarihini inceleyen Ray Dalio hatırlatıyor: “Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü kaybetmek, Amerika için 1956’da Süveyş Krizi’nin İngiltere için olduğu şey olabilir.”

Tarih bize şunları gösteriyor:

•16. yüzyıl – Portekiz ve Hollanda: Deniz ticaretindeki küçük hatalar, kontrol kayıpları ve rakip güçlerin yükselişi, süper güçlerin hızlı düşmesine yol açtı.

•18. yüzyıl – İngiltere: Dünya denizlerini kontrol eden İngiltere, stratejik noktaları kaybettiğinde ve yalnız kaldığında, imparatorluk sarsıldı. Sterlinin değeri düştü, sömürgeler bağımsızlık kazandı, müttefikler uzaklaştı. Güç artık eskisi gibi değildi.

•1956 – Süveyş Krizi: Mısır kanalı millileştirdi; İngiltere, Fransa ve İsrail müdahale etti, ama ABD ve Sovyetler dur dedi. İngiltere geri çekilmek zorunda kaldı ve dünya gördü: Artık süper güç değildi.

Günümüzde Hürmüz Boğazı aynı önemde. Dünya petrolünün yaklaşık %20’si buradan geçiyor; Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt ve Irak’ın petrolü buradan çıkıyor. Boğaz kapanırsa petrol fiyatları fırlar, küresel ekonomi sarsılır, fabrikalar durur, enerji krizleri başlar. Ama asıl mesele hâlâ aynı: Dünya hâlâ bu gücün hâlâ o güç olduğuna inanıyor mu? Güven sarsılırsa, çözülme sessizce ama derinden gelir.

Tarih boyunca tablo hep aynı: büyük güçler, büyük darbelerle değil, küçük ama kritik kırılmalarla yıkıldı. Bir ticaret yolu, bir ekonomik kriz, bir yanlış hamle… yani bir “sivrisinek”. Önemsiz sanılır, görmezden gelinir; ama zamanı geldiğinde koca düzenleri sarsar.

Ve unutmayalım:

“ALLAH azan karıncaya kanat takar, kuşa yem edermiş.”

Her yükselişi hayra, her düşüşü de şerre yormamak gerekir.

Güç, kendini değil, sınandığı anı gösterir. O an geldiğinde, sonuç ne olursa olsun, tarih bir kez daha aynı dersi verir: Kibirli güçleri çoğu zaman küçücük şeyler yıkar.

Ayet ve Hadis:

“Şüphesiz Allah, zalimleri sevmez.” (Âl-i İmrân, 3:57)

“Mümin, akıllı ve her davranışında ölçülü olandır. Zalim ise güçlüyken başkasına zulmedendir; Allah güçsüzü zalimden korur.” (Tirmizî, Kıyâmet 17)

Sevgiyle Kalın…