Bir milletin kaderi, yalnızca kitaplarda değil, yapılan işlerde ve bırakılan mirasta belirlenir.
Necmettin Erbakan, Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada “Atatürk ilkeleri nedir?” sorusuna uzun tartışmalar yerine, Mustafa Kemal Atatürk’ün 1923-1938 arasındaki somut icraatlarını göstererek cevap verdi. Çünkü ilke, nutukta değil, fabrikalarda, demiryollarında ve milli kalkınma hamlelerinde görünür.
O dönemde okullarda kutlanan Yerli Malları Haftası, bir etkinlik değil, milli bilinç ve ekonomik bağımsızlık dersiydi. “Biz kendi gücümüzle kalkınacağız” anlayışı, sadece üretimi değil, bağımsız bir Türkiye iradesini öğretiyordu. Bugün de aynı mantık geçerlidir: Üreten bir Türkiye olmadan tam bağımsızlık mümkün değildir.
Kabotaj Bayramı ile denizlerde hâkimiyet ilan edildi. Limanlardaki nakliyat artık yabancıların elinde değildi. Bugün enerji, teknoloji ve stratejik altyapı alanlarında hâkimiyet, aynı ruhun modern yansımasıdır.
Demiryolları seferberliği, yalnızca ulaşım değil, milli egemenliğin demire işlenmiş nişanesiydi. Kayseri’de kurulan uçak fabrikası, şeker ve dokuma fabrikaları, ağır sanayi hamleleri; her biri bağımsız Türkiye’nin temeliydi. Bugün savunma sanayiinden yazılıma kadar yerli üretim adımları, bu ruhun devamıdır. Çünkü güçlü devlet, üreten milletle ayakta kalır.
Dış borç almadan kalkınma esasına dayalı bir ekonomi vardı. Türkiye kendi kaynaklarıyla büyüyordu. Atatürk dış seyahat yapmadı; “Ben başkasının ayağına gitmem” anlayışıyla şahsiyetli bir dış politika sergiledi. Bugün de bağımsız diplomasi, güçlü ekonomik ve teknolojik altyapıyla mümkündür.
Ve en güçlü mesaj Gençliğe Hitabe’de gizlidir:
“İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahili ve harici bedhahların olacaktır.”
Bu hazine bağımsızlıktır. Ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlık kalıcı olamaz. Ekonomik bağımsızlık ise yerli sanayi, kendi üretimimiz ve milli iradeyle mümkündür. Üreten Türkiye mi, tüketen Türkiye mi? İşte bugün önümüzde duran sorudur.
Erbakan’ın hatırlattığı gibi, Atatürk ilkeleri sadece altı okla sınırlı bir sembol değildir. O ilkeler; fabrikanın bacasında tüten duman, demiryolundaki ray, yerli üretim, milli ekonomi ve bağımsız gelecek kararlılığıdır.
Sonuç açıktır:
Atatürk ilkeleri, tartışılacak bir slogan değil, Türk milletinin bağımsız yaşama yemini ve gençliğe bırakılan en değerli hazinesidir.
Sevgiyle Kalın..