Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,

Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,

Işık ışık, dalga dalga bayrağım!

Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın

Mezarını kazacağım.

Seni selamlamadan uçan kuşun

Yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...

Gölgende bana da, bana da yer ver.

Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:

Yurda ay yıldızının ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün

Kızıllığında ısındık;

Dağlardan çöllere düştüğümüz gün

Gölgene sığındık.

Ey şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalı;

Barışın güvercini, savaşın kartalı

Yüksek yerlerde açan çiçeğim.

Senin altında doğdum.

Senin altında öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:

Yer yüzünde yer beğen!

Nereye dikilmek istersen,

Söyle, seni oraya dikeyim!

Arif Nihat Asya

*

Aziz Milletim,

Bugün bir bayrağa uzandılar.

Ama bilmedikleri bir şey vardı:

O bayrak bez değildir!

O bayrak; şehidin kanıdır, ananın duasıdır, bu milletin namusudur!

Mardin Nusaybin–Kamışlı sınır hattında, geçişe kapalı bir noktada Türk bayrağına yapılan saldırı; bir taşkınlık değil, aleni bir meydan okumadır. Hedef bir direk değildir. Hedef bir sembol hiç değildir.

Hedef doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’nin iradesidir!

Terör örgütleri neden bayrağa saldırır, biliyor musunuz?

Çünkü bilirler ki bayrak ayaktaysa, millet ayaktadır!

Bayrak dalgalanıyorsa, devlet dimdiktir!

Dağda silahla başaramadıklarını, sınırda provokasyonla deniyorlar.

Kurşunla indiremediklerini, kameralar önünde kirletmeye çalışıyorlar.

Ama şunu unutuyorlar:

Bu millet unutmuyor!

Bu millet affetmiyor!

Ama mutlaka hesabı soruyor!

Soruyorum buradan:

Bu cesareti kim verdi?

Bu taşın arkasında kim durdu?

Bu sessizliği kim satın aldı?

YPG/SDG, adı ne olursa olsun terör örgütüdür!

Onu “yerel güç” diye pazarlayanlar, bu provokasyonun ortağıdır.

Onu silahla besleyip, Türkiye’ye hukuk dersi verenler; bu bayrağa uzanan elin gizli sahibidir!

Bakın buradan açık söylüyorum:

Bayrağa hakareti “tepki” diye yumuşatan dil, terörü aklar.

Bayrağa saldırıya sessiz kalan, tarafsız değildir.

Sessizlik, safını seçmektir!

Hükümetten gelen açıklamalar önemlidir.

Ama bu millet lafla avutulmaz!

Çünkü bayrak açıklamayla korunmaz!

Bayrak; iradeyle korunur, kararlılıkla korunur, gerektiğinde bedelle korunur!

Provokasyonun olduğu yer tesadüf değildir.

Nusaybin–Kamışlı hattı, terörün yıllardır hayal kurduğu eşiktir.

Orada bayrağa uzanan el, Türkiye’nin sabrını yoklamaya kalkmıştır.

Bu milletin sabrı vardır, tahammülü yoktur!

Bayrak bu topraklarda yere düşmez!

Düşürülmek istenir!

Ama her seferinde ayağa kalkar!

Çünkü o bayrak, şehidin son nefesidir!

Çünkü o bayrak, bu milletin alnındaki şereftir!

Ve son sözüm şudur:

Türkiye’nin sınırında bayrağa uzanan el, karşılıksız kalmaz!

Terörü silahla besleyen de, kelimeyle aklayan da aynı kararlılıkla muhatap alınır!

Bu topraklarda son sözü ne taş söyler,

ne provokasyon…

Son sözü her zaman ay yıldız söyler!

Allah’ım;

Bu millete bayrağının gölgesinde izzetle yaşamayı nasip eyle.

Bu devleti adaletle kaim, iradeyle daim eyle.

Şehitlerimizi katında makbul, mekânlarını cennet eyle.

Gazilerimize hayırlı ve uzun ömürler ihsan eyle.

Bu bayrağa uzanan her eli, niyetine göre geri çevir.

Bu milleti fitneden, ihanetten ve bölünmüşlükten muhafaza eyle.

Bizleri bayrağımıza layık kullarından eyle Allah’ım…

Son nefesimize kadar ay yıldızın gölgesinde,

imanla, vakar ve şerefle yaşamayı nasip eyle.

Amin..

Sevgiyle Kalın...