Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!

*** Ortadoğu coğrafyasında planlar, hesaplar bir anda değişti. Bölgeyi dizayn edenler, “IŞİD’e karşı mücadele ediyor” gerekçesiyle Kuzey Suriye’deki SDG yapılanmasına verdikleri desteği de, bu yapılanma içindeki Arap aşiretlerini de çektiler ve El Şara liderliğindeki Suriye’nin yeni yönetimi ile yola devam kararı aldılar.

*** Zira, İran ve Çin’e karşı stratejilerinde, NATO müttefiki Türkiye’yi de mutlak surette yanlarında görmek istiyorlardı. Üstelik Şam yönetimi, İsrail’i rahatsız edebilecek her konuda maksimum ödünü peşinen vermişti.

*** Suriye’nin kuzeyinde ayrı bir devletçik oluşturma hayalini kuranlar ise, hiç beklemedikleri bir şekilde yapayalnız kalıverdiler. Tarihi bir gerçekti ki, emperyalizm, stratejisini değiştirdiğinde, kullandığı maşaları da çöp sepetine atmakta hiç tereddüt etmezdi.

*** Ayrılıkçı teröristler ve yandaşları, işte bu hayal kırıklığı içinde öfke krizine girmiş görünüyorlar. Nusaybin’de, ulusumuzun bağımsızlık simgesi olan bayrağımıza yönelen çirkin saldırı da bunun sonucudur. Ve koca bir ulusu ayağa kaldırmıştır.

*** Şimdi, herkesin aklını başına devşirme zamanıdır. Kuruluş değerlerimizin başında gelen “tam bağımsızlık” ülküsünden asla ayrılmadan, çağdaş uygarlığa yönelmiş, eşitlikçi, adil, insan haklarına saygılı, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti nitelikleriyle “güçlü” bir Türkiye, bu topraklarda yaşayan herkesin, ama herkesin gelecek güvencesidir.