Bunu söyledi ve ekledi: “7 defa daha yenerim!”

Bu sözleri TRT ekranlarından vermeyi göze alamadılar.

Nihayet dün onların deyimiyle “asrın yolsuzluk davası” yani İBB davası başladı. Başladı başlamasına da eski hamam eski tas. Değişen birşey yok. Ama ne yaparsanız yapın onun bir vesikalık resmine yenileceksiniz. Bakalım uzatmaları ne kadar sürdüreceksiniz.

Hani herkese göre adı değişen meşhur komisyonunuz 50-60 kez toplantı yapmıştı. Hani pek çok kişiyi ya da STK statüsündeki kurumların temsilcilerini dinlemişti ve de öyle tumturaklı sözlerle bir rapor hazırlamıştı ki dillere destan.

Raporda neleri yazdığınızı ben hatırlatayım:

Tutukluluk istisnai durumlarda uygulanacak, tutuksuz yargılama esas olacaktı. Hani nerede kaldı sizin rapor? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ve Anayasa Mahkemesi kararları geciktirilmeden uygulanacaktı. Kayyım uygulamalarına son verilecek, varsa bir yolsuzluk meclis içinden geçici başkan oluşturulacak, asıl başkan tutuksuz yargılanacak, yargılama sonucu ceza alırsa yani suçlu bulunursa cezasını çekecekti.

Eyyy o rapora bunları yazanlar ve de altına imza koyan vekiller! Demek ki bunları rapor diye yazmak marifet değilmiş. Marifet aldığınız bu kararlar uygulanmıyorsa, “benim burada ne işim var yahu” diyebilmekte. Ama diyemezsiniz. Çünkü halktan gelen gücünüz yok. Şans Topu doldurur gibi birileri sizi listelere yazdı. Siz de bizi halk sanıyorsunuz.

Dünkü duruşma komedi deseniz komedi değil, trajedi deseniz hiç değil. İsim bulmak mümkün değil. Sözüm ona “Türkiye’de yargı bağımsız ve tarafsızdır”diyen biri gitti yerine bunun açık kanıtı pek çok davanın iddianamesini hazırlayan zat-ı muhterem onun boşalttığa koltuğa oturdu. Şimdi de bu beyefendi aynı minvalde şeyler söylüyor. Hem de o kadar bağımsız ki, o mahkemelerin heyetlerini de kendisi belirliyor. Bundan iyisi Şam’da kayısı derler.

Sahi 3700 küsur sayfa iddianameye ne bulup da ne yazdınız? Herhalde okunmasın diye kopyala yapıştır, kopyala yapıştır yaptınız ki kim okuyacak o kadar sayfayı.

Gizli tanık, herhangi bir örgüte üye olmamakla birlikte iltisaklı olmak ve bir kişiye 2-3 bin yıl hapis istemek, bunlara kim hukuk diyor Allah aşkına. Şair demiş ki: “Çok yaşayan yüze kadar yaşıyor”.

Şunu anlıyorum ben, herhalde adam cezaevinde ölse de, eğer 3000 yıl ceza verdiyseniz cezaevinde kalan yıl kadar daha kemikleri bekletilecek.

Sözün özü, İmamoğlu diyor ki: “Asıl cesaretiniz varsa bu suçsuz günahsız insanları salın. Gücünüz yetiyorsa ben buradayım, gelin benimle mücadele edin. Sizi 4 defa yendim 7 defa daha yenerim.”