Bu iki kavram aynı şeymiş gibi her zaman karıştırılagelmiştir. Oysa düşünme özgürlüğü her zaman olmuştur. Ben sizin beyninizde ne düşündüğünüzü nerden bilebilirim ki! Oysa önemli olan bu düşüncelerinizi serbestçe, baskı ve zorlamaya maruz kalmadan ifade edebilmektir. Yani ifade özgürlüğüdür.

Tarih boyunca insanların düşüncelerini özgürce ifade edebilmeleri engellenmeye çalışılmış, ama buna engel olunamamıştır. Avrupa’nın meydanları bu insanların heykelleriyle donatılmış olup 7’den 70’e herkes bu insanları bilir, ama ona yasak koyan kralları veya dönemin muktedir din adamlarını kimse hatırlamaz.

Bu insanlardan en çok bilineni ünlü filozof Sokrates’tir. Sokrates felsefi tartışmalarıyla insanlara, ruhlarına özen göstermeleri gerektiğini; onların adalet, erdem, bilgelik gibi en iyi bilmeleri gereken konularda derin bir bilgisizlik içinde olduklarını gösteren Sokrates, eşsiz bir sokak filozofu resmi çizerek eleştirisini sadece Yunanlı sıradan vatandaşlara değil, aynı zamanda demokrasinin mevcut budala önderlerine de yöneltti.

Nitekim sözde demokrasinin Sokrates’in sorgulama ve eleştirisinden rahatsız olan liderleri, onu “gençleri baştan çıkarmak ve kentin tanrılarına inanmayıp yeni tanrılar icat etmek” gibi düzmece bir suçlamayla mahkemeye verdiler. Kimsenin onu idam etmek gibi bir niyeti yoktu; Atina’nın iktidar sahipleri eleştirisinden bunaldıkları bu yaşlı ve çirkin adamı susturmak istiyorlardı. Ondan herkesin yaptığı gibi, hayatını kurtarmak için aman dilemesini beklediler. Fakat hayatı gibi ölümünü de kendisi seçen Sokrates af dilemedi, mahkemedeki savunmasında yanlış bir şey yapmadığını savunarak, bütün hayatının bir muhasebesini yaptı. Savunmasında, şu halde, “gençleri baştan çıkarmak ve kentin tanrılarına inanmayıp yeni tanrılar icat etmek” bir yana, insanlara, Tanrının mesajı uyarınca, önce bilgisizliklerini, sonra da ilkeli yaşamaları, ruhlarına gerekli özeni göstermeleri gerektiğini göstermek amacıyla felsefe yaptığını dile getiren Sokrates, beş yüz kişiden oluşan jüriyi tatmin etmedi ve Sokrates iki yüz yirmiye karşı iki yüz seksen oyla suçlu bulundu.

Atina yasalarına göre infaz, mahkûmiyetin hemen ardından gerçekleştirilirdi; ama bazı özel koşullardan dolayı cezanın infazı bir ay kadar gecikti. Bu sırada görevlilerin göz yummalarından dolayı, hapishaneden kolayca kaçma şansına sahip oldu. Üstelik dostları haksız yere mahkûm edildiğini, boşu boşuna öldürülmekte olduğunu söyleyerek, kaçışını meşrulaştırmak için epeyce dil döktü. Esas kötü olanın mahkûm edilmeyi veya ölümü gerçekten hak etmiş olmak olduğunu dile getiren Sokrates, hapishanede de aynen mahkemede davrandığı gibi davranmayı seçti. Daha doğrusu, pek çok insanın hapishaneden kaçabildiği yerde, Sokrates kaçma imkânı bulunmasına, üstelik ona, haksız bir biçimde mahkûm edilmişse eğer, kaçmasının illegal bir davranış olsa bile, kesinlikle adaletsiz olmadığı söylenmesine rağmen, tam bir ruh dinginliği içinde ölümü bekledi. MÖ 399 yılında idam edildi.

Sokrates’inden Bruno’suna, Galieo’sundan Martin Luther’ine saymakla bitmez bu insanlar.

1500’lü yıllarda Katolik Kilisesi Endüljans diye bir şey icat etmiş, insanlara para karşılığı bir kağıt satıyor güya insanların günahlarının bu belgeyle affedildiğini söyleyerek insanları dolandırıyorlardı. Bu yanlışı gören Martin Luther 95 maddeden oluşan “Endüljansın Kuvvetine Dair Tezler” başlığını taşıyan bir belgeyi saray kilisesinin kapısına astı. Bu olay beklenmedik bir biçimde Endüljans belgesi satışlarının düşmesine neden oldu. Luther’in görüşleri tüm Avrupa’da hızla yayıldı. 1500’lerde reformun öncüsü oldu. Avrupa bunun sayesinde bugünkü Avrupa oldu. Yoksa bugün hâlâ insanların günahlarını affettiren Endüljans belgesi satıp dururlardı.

İnsanlar düşüncelerini ifade edebilmek için zaman zaman yazıyı bazen sözü kullanmışlardır. Sözü etkili kullanabilmenin yolu da mizahtır. Mizah sadece sizi güldürmeyi hedeflemez, aynı zamanda düşünmeye de sevkeder. Yarı şaka yollu göndermelerle bizi düşünmeye zorlar.

Geçen hafta hemşehrimiz genç bir komedyen olan Deniz Göktaş İstanbul’daki bir gösterisini You Tube’a yükleyince kısa zamanda 12 milyonu aşan insana ulaştı. Binlerce insan parasını ödeyerek bu gösteriyi izlemeye gitmiş. Kimseye zorla izletilmemiş. Sosyal medyada da milyonlarca insan izlemiş. Beğeneni olur beğenmeyeni olur. Beğenmezseniz kapatıp geçersiniz.

Yurt dışından döner dönmez havaalanında ters kelepçe takılarak gözaltına alınıp çıkarıldığı mahkemede de tutuklandı. Adam yutdışından kendi geliyor, siz yurtdışına kaçma ve delilleri karartma şüphesinden söz ediyorsunuz.

At cezaevine, yok dini değerleri aşağılamaktı, yok Cumhurbaşkanına hakaretti, yok bilmem halkı kin ve nefrete tahrikti, ekleyin ekleyebildiğinizi..

“Her hafta cumalarda Bakara Makara sallıyorum iki ayet” diyeni büyükelçi ata, sonra da dini hassasiyetten, kutsalımıza dil uzatmaktan dem vur. Kimi inandırabileceksiniz Allah aşkına.