---------------KENT NOTLARI-------------------
Vali, ilin en büyük mülki amiridir. İlde Cumhurbaşkanı’nı ve ayrı ayrı tüm bakanları temsil eder.
İl açısından “Vali” demek “Devlet” demektir.
Gazeteciliğe başladığım 1970 yılından beri, “Vali’ye Saygı”yı “Devlet’e Saygı” bilmişimdir. Çorum’da görev yapan valilerimize, asla saygıda kusur etmemişimdir. Zaten, -belki bir-iki isim tartışılabilir, ama- Çorum’da görev yapan valilerimiz de genellikle “Devletin Valisi” kimliğini korumuşlardır.
Yaş olarak aynı kuşaktan olduğumuz valilerimizle, vali-gazeteci ilişkilerinin ötesinde “aile dostu” olmuşuzdur. Ve bu dostluğumuz, aradan on yıllar geçse de aynı sıcaklıkla devam eder. Son 20 yıldır Çorum’a gelen valilerimiz ise, yaşça benden küçüktür, ama kendilerinden bana “ağabey” yaklaşımı gelse de, ben asla “saygı” çizgisinden ayrılmamışımdır.
Çünkü, küçük kardeşim gibi sevsem de, karşımdaki “Devlet”tir ve bizim kuşak için “Devlet” kutsaldır.
*
Valilerimiz Çorum’a atandıkları anda, daha Çorum’a gelmeden kendilerine telefonla ulaşmayı, tebrik edip “hayırlı olsun” demeyi de hep görev bilmişimdir.
Kutlama ziyaretini ise, iki-üç gün içinde gerçekleştiririm.
AK Parti Genel Merkezi’nde ve Külliye’de “Çorum’un kanaat önderlerinden biri” olarak bilindiğim gibi, bu iktidar döneminde Çorum’a gelen valiler de, kısa sürede bu kanaati edinmişler ve -sağolsunlar- bana değer vermişlerdir.
Kendileriyle siyasi anlayış bakımından aynı kulvarda olmadığımı bilseler bile…
Vatan, millet ve bayrak sevgimi hiç kimseyle teraziye koymam diye devamlı söyleyip, yazıp duruyorum.
Tartışmasız “Çorum Milliyetçisi” kimliğine sahibim.
Sanırım, valilerimiz de kısa sürede bu özelliklerimi tespit ediyorlar ve bana öyle davranıyorlar.
*
Mustafa Çiftçi Valimizle ilişkilerimiz de hep bu çizgide oldu.
Bana inandıklarını, güvendiklerini biliyordum.
Çorum adına ve gazetecilik mesleğimiz adına tüm önerilerimi, taleplerimi ciddiyetle değerlendirdi, olumlu karşılık verdi.
Hatta bir sohbetimizde, “Çorum’dan gittikten sonra da, Çorum’la ilgili bende iz bırakan kişiliklerden biri olarak kalacaksınız” deme inceliğini göstererek beni onurlandırmıştı.
Kendilerini Valilik Konutu önünden Erzurum’a uğurlarken de güzel şeyler söylemişlerdi.
Hastalığımda ise telefonla arayıp geçmiş olsun dileklerini iletmişlerdi.
Sağolsunlar.
*
Ve Mustafa Çiftçi İçişleri Bakanı oldu.
İlk birkaç saat içinde kendisini arayıp kutladım, “Allah muvaffak etsin” dedim.
Hissettim ki, Çorum’da görev yaptığı dönemdeki aynı sıcaklık ve samimiyet devam ediyordu.
Elbette çok memnun oldum.
Basından dostlarım arıyorlar, kendisi hakkında bilgi almak istiyorlar.
Tek bir şey söylüyorum: “Çok iyi bir insan.”
İnsanların dünyaya, ülkeye, siyasete bakış açıları farklı olabilir, ama her şeyin ötesinde bir değerdir “iyi insan” olmak.
Öyle umut ediyorum ki, bu “iyiliği”, İçişleri Bakanı olarak da icraatlarına yansıyacaktır.
*
Milletvekilliğinden önce oğlumun öğretmeni olarak tanıdığım, değerli Murat Yıldırım’ın oğlunun düğünü için Çorum’a gelirken de telefonla konuştuk.
Benden, kendisi için verilen kutlama ilanlarının çıktığı gazeteleri istedi.
Çorum’a bu kadar yakın bir İçişleri Bakanı’na sahip olmak, inanıyorum ki Çorum için büyük şanstır.
Çorum’un tüm sorunlarını paylaşabileceğimiz bir “Çorum Dostu” Bakanımız vardır artık.
Kendilerine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
Allah yolunu açık etsin.
*
Ahmet Ahlatcı için “hukuki bir hata” nedeniyle yurt dışına çıkış yasağı konulmuş olması Çorum’da adeta “deprem” yarattı.
Ahmet Ahlatcı Çorum’da, işinin başında…Ama, herkeste bir endişe var “Ahlatcı’ya operasyon mu yapılıyor?” diye…
Yakın dostu olarak benim birkaç gündür sessiz kalmam da şaşırtıcı bulunuyor, hatta eleştiriliyor, bunun farkındayım.
Ama, “panik” yaratmaya çalışanların ortada vızır vızır dolaştığı bir ortamda, “kısa süre içinde düzelecek bir hata olduğunu” bilen kişi olarak, benim soğukkanlılığımı muhafaza etmem, hem doğaldı, hem de gerekliydi.
Ben asıl yazacaklarımı, adım gibi emin olduğum “takipsizlik” kararının çıkacağı birkaç gün sonraya saklıyorum.
Yine de bu köşemde “Tanıdığım Ahmet Ahlatcı” başlığı altında kısaca duygularımı yazma ihtiyacını duydum.
*
Ahmet Ahlatcı benden 7 yaş küçük. 1970’li yıllarda, yani benim ilk gazetecilik yıllarımda rahmetli babası Hüseyin Ahlatcı amcamı çok iyi tanıyordum. Esnaf Kefalet Kooperatifi Başkanı olarak Çorum’un itibarlı, sözü dinlenir şahsiyetlerinden biriydi.
1984 yılında kuyumcu dükkanını açmasından sonra Ahmet kardeşimi de tanımaya başladım. Zamanla birbirimizi daha yakından tanır olduk.
Bir gün bana dedi ki: “Abi, seni izliyorum; vatan-millet için, Çorum için olduğu gibi herkes için de iyilik düşünen bir insansın. Ömrüm boyunca benim abimsin.”
Hayatımda onurla taşıdığım, çok kıymet verdiğim iltifatlardan biri bu. Sağolsun, varolsun.
*
Bana pek çok ortamda sorulmuştur, “Ahmet Ahlatcı, çok kısa sayılabilecek bir sürede nasıl bu kadar büyüdü?” diye.
Cevabım hep şu olmuştur:
“Türkiye’de, belki birkaç kişide bulunabilecek bir ticari zekâya sahip. Finans konusunda adeta bir dâhi. Cesaretiyle, çalışkanlığıyla, girişimciliğiyle, doğru zamanda, doğru yerde, doğru riskler alma becerisiyle buralara geldi.”
Tartışılmaz Çorum sevdası, hemşehrilerinin kendisine sempati ve güven duymasını sağladığı gibi, mütevazı kişiliği ile de girdiği her ortamda sevgi-saygı uyandırıyor.
Siyasi çizgisini ise her ortamda “muhafazakâr-milliyetçi-demokrat” diye tanımlıyorum.
Yani, milli ve manevi duyarlılıkları olan, cumhuriyet değerlerine bağlı, herkesle barışık bir kişilik…
*
Bu hatanın arkasında bir kasıt var mıdır, bilemem, ama bu yapılanın “itibar suikasti”ne dönüştüğü çok açık.
Sahip olduğum bilgiler doğrultusunda, sevgili kardeşimin, bu badireyi aşacağına, açılan yaraları kısa sürede saracağına ve daha güçlü bir şekilde yoluna devam edeceğine eminim.
Tüm Çorumlu hemşehrilerimle birlikte, çok değil birkaç gün içinde, kendisine “geçmiş olsun” mesajları yayınlayacağız, “Çorum arkandadır; yoluna çok daha güçlü şekilde devam Ahmet Ahlatcı!” diyeceğiz.
Şu 2.3 milyar dolarlık dev yatırımına bir an önce başlamasını, bunu daha da büyük yatırımların izlemesini ve “Sanayi Kenti Çorum” tabelasına güçlü biçimde damgasını vurmasını bekliyoruz.
İçişleri Bakanımız Sayın Çiftçi gibi kardeşim Sayın Ahlatcı’ya da “Yolun açık olsun” diyorum.