“Eskilerin ‘40 ikindi yağmurları’ dediği günlerdeyiz. Çorum’da gökyüzü birkaç gündür öğleden sonra aynı hikayeyi anlatıyor.
Bir anda kararan hava, uzaktan duyulan gök gürültüsü, toprağa düşen ilk yağmur kokusu…
Dağların arasına çöken koyu bulutlar, yağmurla birlikte ağırlaşan hava ve ormanın içinden yükselen o ıslanan çam kokusunu çok özlediğimi hissettim.
Doğayı seven insanlar için bunlar sadece bir mevsim değişimi değil, adeta yeniden başlayan bir hikayedir.
Fakat hayatın temposu bazen insanı en sevdiği yerlerden uzak bırakıyor. İş yoğunluğu, hızla değişen hava durumu ve ertelenen planlar yüzünden bir süredir doğaya çıkamamanın özlemi de bu yağmurlarla birlikte daha fazla hissediliyor.
Bazen şehirde, camdan yağmuru izlerken bile insanın aklı bir patikada, sisin içine karışan dağ yolunda ya da çamların arasında kurulmuş küçük bir kampta kalabiliyor.
İlkbaharın sonu, yazın başlangıcı….
Doğa bu dönemlerde en canlı, en güzel ve aynı zamanda en dikkat edilmesi gereken zamanlarından birini yaşar. Yeşeren otlar, coşan dereler ve serinleyen yaylalar doğaseverleri dışarı çağırırken, bazı küçük ihmaller ciddi sorunlara dönüşebilir.
Özellikle son yağışlarla birlikte kene popülasyonunda artış görülmeye başladı. Doğa yürüyüşüne çıkanların açık renk kıyafet tercih etmesi, paçaları kapalı giymesi ve dönüşte mutlaka vücut kontrolü yapması büyük önem taşıyor.
Kene görüldüğünde bilinçsiz müdahale yerine sağlık kuruluşlarından destek alınması gerekiyor.
Bu dönem bir diğer risk ise mantarlar. Yağmurlar sonrası doğada birçok mantar türü hızla ortaya çıkıyor. Ancak “köylü topladıysa yenir” düşüncesi oldukça tehlikeli. Zehirli mantarlar bazen yenilebilir türlerle neredeyse ayırt edilemeyecek kadar benzer olabiliyor. Emin olunmayan hiçbir mantarın tüketilmemesi gerekiyor.
Yağışlı havalarda dikkat edilmesi gereken bir başka konu da kamp alanı seçimi. Sessiz ve güvenli göründüğü için tercih edilen dere kenarları ve dere yatakları, ani yağışlarda kısa sürede riskli hale gelebiliyor. Özellikle gece başlayan sağanaklarla birlikte küçük dereler bile aniden yükselip tehlike oluşturabiliyor. Bu yüzden kamp kurulacak alanın su yollarından uzak seçilmesi hayati önem taşıyor.
Doğa insana huzur verir, ama doğanın kuralları olduğunu unutmadan…
Belki de eskilerin yağmurlara isim vermesinin sebebi buydu; doğayı sadece seyretmiyor, onu tanıyorlardı.
Şimdi yine o günlerdeyiz.
Kararan bulutlar dağların arasına çökmeye devam ediyor. Orman, yağmurun ardından o tanıdık çam kokusunu yeniden gökyüzüne bırakıyor. Ve gökyüzü her ikindi bize eski bir hikayeyi yeniden anlatıyor.
Tam da böyle günlerde İskilip’te güzel bir etkinlik düzenlenecek. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında Yalak Yaylası’nda gençlik yürüyüşü ve çeşitli sportif faaliyetler gerçekleştirilecek.
17 Mayıs Pazar günü yapılacak etkinlikte katılımcılar sabah saatlerinde Şeyh Yavsi Camii önünde buluşacak, ardından Selbasan mevkisinden iniş yapılarak Yalak Yaylası’na kadar yürüyüş gerçekleştirilecek.
Uzun süredir iş yoğunluğu ve hava şartları nedeniyle doğaya hasret kalan biri olarak, inşallah ben de orada olacağım.
Belki yağmur yine dağların üzerine çökecek, belki yaylanın içinden yine o ıslak çam kokusu yükselecek. Ama ne olursa olsun, doğanın içinde geçirilen bir gün insanın ruhuna iyi geliyor.
Son olarak geçtiğimiz günlerde Havza’da aşırı yağış sonrası meydana gelen sel ve su baskınlarında sahada büyük emek veren Çorum AFAD gönüllüsü arkadaşlarıma da ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Zor zamanlarda gösterilen dayanışma, doğanın sert yüzü karşısında insanın en güçlü tarafını ortaya koyuyor.