Baharın kendini iyice hissettirdiği bir günde, hafta sonunun en güzel sürprizi yine toprağın içinden çıktı. Eğilip bakmayanın fark etmeyeceği, bilenin ise gözünü alamadığı bir hazine: Madımak...

Aslında ben ilk fark edenlerden değildim. Gruptan birkaç arkadaş bir anda eğilmeye, toplamaya başlayınca anladım. Kısa sürede herkesin elinde bir poşet, yüzünde çocukça bir heyecan oluştu. Doğa yürüyüşü bir anda küçük bir hasat gününe dönüştü.

Madımak… Çocukken soframızda sıkça yer bulan, o zamanlar kıymetini çok da bilmediğimiz bir lezzet. Yıllar geçmiş, şehir hayatı, yoğunluk derken unutulmaya yüz tutmuş. Ama doğa bazen insana unuttuğunu hatırlatmayı iyi biliyor.

Geçen hafta yine toplamıştık, akşamına da yemeğini yapmıştık. Uzun zamandır yemediğim için ilk lokmada o eski tat direkt geri geldi. Yufka ekmekle birlikte öyle güzel gitti ki… Sofra sadece karın doyurmadı o akşam, biraz da geçmişi doyurdu.

Doğaya çıktığımızda çoğu zaman kilometreleri, manzarayı, temiz havayı konuşuyoruz. Ama bazen en kıymetli şey, yol kenarında sessizce büyüyen bir ottur. Eğilip bakmayı bilen için doğa her zaman bir şeyler sunar.

Bu yazıyı hazırlarken, tarif kısmını sıradan bir yemek anlatımının ötesine taşımak istedim. Bu yüzden gastronomi alanında kıymetli çalışmaları olan hocamız Ülkü Menşure Solak’a danıştım.

Hocamızın kaleme aldığı Asker Sofrası, aslında yemeğin sadece karın doyurmak olmadığını çok güçlü bir şekilde anlatıyor. Orta Asya’dan Osmanlı’ya uzanan süreçte, bir askerin heybesine giren azığın; bir medeniyetin taşıyıcısı olduğunu hatırlatıyor. Savaşların yalnızca silahla değil, sofrayla da kazanıldığını farklı bir pencereden ortaya koyuyor.
Bir diğer eseri Resulullah'ın Sofrası ise yemeğe bambaşka bir anlam yüklüyor. Sofranın bir adabı, bir ruhu ve bir ölçüsü olduğunu; aslında yemenin de bir kültür ve bilinç işi olduğunu anlatıyor.

Belki de bu yüzden, doğada toplanan bir avuç madımak; sadece bir yemek değil. Geçmişten bugüne taşınan bir alışkanlık, bir hafıza, bir kültür.

Şimdi, bu kıymetli bitkinin tarifini de hocamızdan aldığımız şekliyle sizlerle paylaşıyorum…
Malzemeler
1 kg madımak
200 g. pastırma
2 kuru soğan
2-3 diş sarımsak
1 su bardağı bulgur
3 yemek kaşığı tereyağı
2 çay kaşığı tuz
2 yemek kaşığı salça
2 su bardağı sarımsaklı yoğurt
Yapılışı
Madımağı ayıklayıp satırla çok ince kıyalım.
Soğanı ve 2 diş sarımsağı ince ince doğrayalım.
Tereyağını eritip soğan ve sarımsağı kavuralım.
Salça ve pastırma ilave edip kavurmaya devam edelim.
Madımakları ekledikten sonra üzerine çıkana kadar su koyalım ve 20-25 dakika pişirelim.
Ardından yıkanmış bulgur ekleyelim ve 20 dakika daha kısık ateşte pişirelim.
Sarımsaklı yoğurt ile servise alalım.
Afiyet olsun. Diyor Ülkü Hocam.

Belki de mesele sadece yürümek değil; görmek, hatırlamak ve paylaşmak.
Siz hiç madımak topladınız mı?

Whatsapp Image 2026 03 30 At 11.20.08Whatsapp Image 2026 03 30 At 11.20.08 (1)