Süper Lig’e yükselme mücadelesi veren Arca Çorum FK’nın Adana Demirspor karşısında aldığı 4-1’lik galibiyet, tabelaya bakıldığında hedef yolunda atılmış değerli bir adım olarak görünüyor. Ancak futbol, sadece sonuca bakılarak okunabilecek bir oyun değil. Özellikle şampiyonluk hedefi olan takımlar için nasıl kazandığın, neyi doğru, neyi yanlış yaptığın en az skor kadar belirleyicidir. Çorum FK’nın bu maçtan çıkarması gereken dersler, kazanılan 3 puandan daha önemli.
Teknik Direktör Hüseyin Eroğlu’nun maç sonrası yaptığı açıklamada kullandığı “Kendi içimizde özeleştiri yapacağız” cümlesi çok kıymetli. Ancak mesele bu özeleştirinin ne kadar derin, ne kadar cesur ve ne kadar sonuç odaklı yapılacağıdır. Çünkü ortada ciddi bir çelişki var. Futbol kamuoyunda herkesin “averaj maçı” olarak gördüğü, kadro ve organizasyon olarak mazisinden çok uzak bir Adana Demirspor karşısında maçın 80. dakikaya kadar 1-1 gitmesi, düşündürücü olduğu kadar kabul edilemez de bir durum.
Bu durum bize çok net bir şeyi gösteriyor: Oyuncular maçı hafife almış.
Ama daha önemlisi şu: Böyle bir rehavete teknik heyet izin vermemeliydi.
Şampiyonluk yolunda artık “kontrollü rahatlık” diye bir kavram yok. Puan kaybı yaşanacak her maç, doğrudan hayallere darbe anlamına gelir. Bu nedenle bazı reflekslerin devreye sokulması gerekir. Bunlardan biri de Türk futbolunda sıkça tartışılan ama doğru zamanda uygulandığında etkili olan bir yöntemdir: kadro dışı! Eğer performansı yetersiz olan, antrenman ve maç disiplinini bozan, takım içi huzuru zedeleyen oyuncular varsa, 1 ya da 2 ismin kadro dışı bırakılması, sadece cezalandırma değil, tüm takıma verilmiş “Hiç kimse vazgeçilmez değil” mesajı olur.
Sahadaki oyuna baktığımızda, Çorum FK’nın temel problemleri yine kendini gösterdi. Takım boyu fazlasıyla uzundu. Rakip oyuncular, orta sahayı neredeyse hiçbir dirençle karşılaşmadan geçti. Bunun sadece bireysel performans değil, yapısal bir sorun olduğunu defalarca dile getirdik. Ferhat Yazgan’ın bu tempoda her maçı aynı yoğunlukta oynaması gerçekçi değil. Belli ki biraz dinlenmeye ihtiyacı var. Attamah’ın orta sahaya çekilmesi çok net bir çözüm önerisi. Attamah, Ahmet Ildız ile birlikte oynadığında, hem savunma direnci artar hem de merkez daha dengeli bir yapıya kavuşur. Bu hamle, sadece savunmayı değil, hücumun başlangıç kalitesini de artırır.
Bir diğer kritik konu ise hücum etkinliği. Rakip yarı sahada ve özellikle ceza sahasında bu kadar kolay fırsat kaçırmak, sezon sonunda telafisi olmayan sonuçlar doğurur. Şampiyonluk yarışında her golün, her puanın değeri katlanarak artarken, bugün atamadığınız bir gol, yarın sizi doğrudan Süper Lig biletinden edebilir. Bu nedenle son vuruş kalitesi, karar alma hızı ve ceza sahası içi konsantrasyon artık tolerans sınırını aşmış durumda.
Önümüzde yaklaşık 7-8 maçlık çok kritik bir periyot var. Bu süreç, Çorum FK’nın sezon hikâyesini ya zirveye taşıyacak ya da “yaklaştı ama olmadı” cümlesine mahkûm edecek. Bu haftalarda yakalanacak bir seri, sadece puan tablosunu değil, takımın özgüvenini ve şehirdeki inancı da tamamen değiştirebilir.
Fredy’nin kadroya katılması, doğru bir hamle. Bizzat takip ettiğim bir oyuncu. Oyun aklı olan, rakip yarı sahada fark yaratan, kilit pas ve tempo kontrolü yapabilen bir oyuncu. Daha önce “Çorum FK nasıl transferler yapmalı?” sorusuna örnek gösterdiğim profillerden biri. Bu tip transferler, sadece kadroyu değil, oyunun karakterini de değiştirir.
Ancak burada altı çizilmesi gereken çok önemli bir nokta var:
Artık her şeyin daha sıkı, daha kararlı ve daha seferberlik ruhuyla yürütülmesi gerekiyor. Yönetiminden teknik heyetine, futbolcusundan tribününe kadar herkes aynı hedefe kilitlenmeli. Çünkü bu şehir buna hazır. Çorum uzun zamandır böyle bir heyecanı, böyle bir ihtimali bekliyor.
Şampiyonluk kolay gelmez. Ama ciddiyetle, doğru kararlarla ve zamanında sert reflekslerle gelir.
Artık kazanmak yetmez. İkna etmek, ezmek ve mesaj vermek de gerekir.
Çorum FK’nın önünde hâlâ uzun bir yol var. Ama bu yol, rehavetle değil, disiplinle, cesaretle, kararlılıkla ve hep birlikte yürünür.
***
Sporda siyaset bir noktaya kadar. Dozu kaçarsa kulvarlar değişir, spor olmaktan çıkar. O zaman sporu bırakıp siyaset yapacaksın. En tehlikelisi de güç zehirlenmesi… Sonu mutlak hüsran! Hele de yola çıktığını yolda bulduğunla değiştiysen vay haline. İlk dönem harika, ikinci dönem hayal kırıklığı, tam fiyasko… Yazık!