Arca Çorum FK, Bodrum FK karşısında sahadan 1-1’lik skorla ayrılırken aslında sadece 2 puan bırakmadı sahada. Çok daha fazlasını kaybetti. Belki de sezon boyunca kurmaya çalıştığı tüm hayallerin en kritik eşiğinde, kendi kaderini kendi elleriyle zora soktu. Doğrudan Süper Lig bileti kaçtı. Artık tek hedef play-off’tan Süper Lig’e çıkmak. Ama bu oyunla, bu oyun karakteriyle, bu dalgalı performansla bu hedef ne kadar gerçekçi, onu da zaman gösterecek.

Genel bir değerlendirme yapacak olursak, sezon başında kurulan kadroya bakıldığında beklenti fazlasıyla yüksekti. İsim kalitesi, tecrübe, lig seviyesinin üzerinde oyuncular… Kâğıt üzerinde bu takımın ilk iki içinde yer almaması sürpriz sayılırdı. Devre arasında yapılan takviyelerle birlikte bu iddia daha da güçlendi. Ama futbol sahada oynanıyor. Kim olduğun, ne oynadığın ve bunu ne kadar sürdürebildiğin belirleyici oluyor. Arca Çorum FK’da sezon boyunca dört farklı teknik adamın görev yapması, sahadaki düzensizliğin en büyük göstergelerinden biri. Ama mesele sadece teknik direktör değişikliği değil. Asıl problem, her değişime rağmen sahada aynı sorunların devam etmesi. Topa sahip olan ama ne yapacağını bilemeyen bir takım. Rakip yarı sahaya yerleşen ama ceza sahası çevresinde üretkenlikten uzak kalan bir yapı. Plansız hücumlar, kopuk hatlar ve tekrar eden hatalar... Bu tablonun, alışkanlık haline gelmiş bir zafiyet halini aldığı artık net.

Özellikle geriye düşülen maçlarda yaşanan çaresizlik dikkat çekici. Reaksiyon veremeyen, oyunun temposunu artıramayan, risk almaktan kaçınan bir takım görüntüsü var. Oysa, hedefe oynayan bir takımın en önemli özelliği, zor anlarda ortaya koyduğu karakterdir. Arca Çorum FK’da bu karakteri pek göremedik.

Kadronun yaş ortalaması yüksek. Bu durum tecrübe demek ama aynı zamanda fiziksel sınırları da beraberinde getiriyor. Maçların son bölümlerinde düşen tempo, rakiplerin oyuna ortak olmasını sağladı. Özellikle iç sahada kaybedilen puanlar, bu sezonun kırılma noktalarını oluşturdu. Çünkü bu ligde şampiyonluğa oynayan bir takım, kendi sahasında bu kadar puan kaybetme lüksüne sahip değil.

Bireysel performanslara baktığımızda, Burak Çoban’ın katkısı tartışmasız şekilde ön plana çıkıyor. Devre arasında gelmesine rağmen, kısa sürede takımın hücumdaki en önemli silahı haline geldi. Attığı goller, yaptığı asistler, kazandırdığı penaltılar... Ama gerçek şu ki, bir takımın kaderi tek bir oyuncunun omuzlarına bırakıldığında, o hikâye genelde mutlu sonla bitmiyor. Fredy zaman zaman destek verdi, Pedrinho orta sahada oyunu taşımaya çalıştı ama bu çabalar bir bütün oluşturamadı.

Beklerin hücuma katkı verememesi, takımın genişliğini ortadan kaldırdı. Orta saha üretkenlikten uzak kaldı. Savunma hattı ise baskı gördüğünde kırılgan bir görüntü çizdi. Kalede Sehic gibi tecrübeli bir isim olmasına rağmen, maç kurtaran bir performans izleyemedik. Yani, Parça parça iyi oyuncular var ama ortada bir takım yok.

En can sıkıcı nokta ise reaksiyon eksikliği. Puan kayıplarının hepsinde, sahada değişen hiçbir şey yok. Ne bir isyan, ne bir liderlik, ne de oyunu değiştirecek bir irade... Taraftarın en çok tepki gösterdiği nokta da bu zaten. Mücadele var gibi ama içi boş. Koşan ama neden koştuğunu bilmeyen bir takım görüntüsü.

Taraftar demişken, Arca Çorum FK taraftarı hafta içi olmasına rağmen tüm desteğini verdi. Bu hikâyede taraftara yazık oldu.

Artık “şanssızlık” demek kolaycılık olur. Bu tablo, yanlışların birikimi. Ve her hafta aynı hataların tekrar edilmesi, bu sorunun ne kadar derin olduğunu gösteriyor.

Halen play-off’tan çıkmak gibi bir fırsat var. Ama play-off ligden tamamen farklı bir süreç. Burada sadece futbol değil, oyun karakteri, disiplin ve mental güç belirleyici olur. Arca Çorum FK eğer bu süreçte kendine yeni bir kimlik inşa edemezse, bu fırsat da kaçar.

Şimdi herkesin kendine “Bu takım gerçekten Süper Lig’i hak ediyor mu?” diye sorması lazım. Eğer cevap “evet” ise, bunun sahada gösterilmesi gerekiyor. Sözle değil, reaksiyonla, bahanelerle değil, duruşla. Çünkü play-off son şans.