Kemal Kılıçdaroğlu, 22 Mayıs 2010 tarihinde yapılan 33’üncü Olağan Kurultay’da, geçerli oyların tamamını alarak CHP'nin 7’nci genel başkanı oldu.

Ve CHP’yi kurtaracak Gandi denildi, adeta bir Mesih gibi sunuldu.

Çünkü Genel Başkan Deniz Baykal istifa etmiş, yönetim tasfiye edilmişti. Değişimden yana söylemleriyle dikkat çeken ve de halk tipi bir kişilik görüntüsü veren Kılıçdaroğlu başkanlığında ülke siyasetinin ve partinin tıkanmış siyasetinin önünün açılması istenmişti.

Bunun nedeni ise iktidara gelemese de güçlü ve de çözüm üreten bir Sosyal Demokrat muhalefete özellikle ihtiyaç duyulur oluşuydu.

Çünkü ordusuyla, yargısıyla, basınıyla ve siyasetiyle kavgalı bir Türkiye, toplumu büyük ölçüde germişti. Ülkenin doğusundaki gelişmeler bir iç savaşa doğru evrilir olmuştu.

Yani toplumsal bir barış sürecinin başlatılması kaçınılmaz bir noktaya gelmişti.

İşte CHP'deki değişim, bu bakımdan çok önemli idi. Ve de değişen yönetim ve Kılıçdaroğlu ile böyle bir rüzgâr oluşmuştu.

Kılıçdaroğlu 13 yıl genel başkanlık yaptı. Bu 13 yılda genel seçim, yerel seçim, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve referandum olmak üzere tam 13 seçim dönemi yaşadı.

İlk geldiğinde “başarısız olursam bırakırım” demişti. 13 seçimin 13’ünde de başarısız oldu, ama bırakmadı.

***

Sonuçta parti içinde yeni bir değişim rüzgârı esmeye başladı.

Mayıs 2023’te yapılan genel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçiminin kaybedilmesiyle de bu değişim rüzgârı daha da yükselir oldu.

Ve Kasım 2023'te yapılan 38’inci Olağan Kurultay’da, Özgür Özel’in genel başkanlığında yeni bir yönetim oluştu.

Ve de bu yeni yönetim döneminde, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP olağanüstü bir başarı gösterdi, oy oranı olarak Türkiye’nin birinci partisi oldu.

Ama yazılı ve görsel basında günlerdir tartışılan ise CHP'nin Kasım 2023'te yapılan 38’inci Olağan Kurultayı'ndaki sonuçlar oldu.

Para karşılığı oy kullandırıldı gerekçesiyle, kurultayın iptali için dava açıldı.

Ama kurultayla ilgili dava süreci ve tartışmalar devam ederken, 13 yıl CHP’nin genel başkanlığını yapmış Kılıçdaroğlu'nun sessiz kalışı, kimliğine uygun bir duruş olmamıştı.

***

Ama Kılıçdaroğlu’nun, siyasi kimliğine uygun olmayan başka siyasal yanlışları da olmuştu. Bu yanlışlar:

-2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aday gösterilmesiydi.

-İdeolojik gıdası Kemalizm olan bir siyasal hareketin, ideolojik gıdası İslami referans olan bir aday göstererek seçim yarışına girmesiydi.

İşte Ekmeleddin İhsanoğlu'nun seçim çalışmalarında söylediği çarpıcı sözler:

Adnan Menderes ve arkadaşları olmasaydı, Türkiye hiçbir zaman mutlakıyetten, diktatoryadan ve totaliter rejimlerden kurtulamazdı.” (20 Temmuz 2014-Menderes'in mezarı başında)

Ekmeleddin İhsanoğlu, seçim hatırına kendi özünü inkâr etmemişti. Seçim hatırına CHP'li gibi düşünmemiş, olduğu gibi görünmüştü. Aslında bu, dürüst bir kimlik duruşu idi. Ama bu sözlere ne CHP milletvekilleri, ne CHP genel merkezi, ne bir il başkanı, ne de bir il yöneticisi itiraz etmemişti.

Ayrıca:

-Kılıçdaroğlu’nun, demokrasi kültürüyle hiç bağdaşmayan bir ifadeyle tıpış tıpış gideceksiniz, Ekmeleddin'e oy vereceksiniz demesi...

-2018 Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Muharrem İnce’de karar kılınmadan önce uzun bir süre Abdullah Gül’ün peşinden koşulması

-20 Mayıs 2016’da kabul edilen dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili anayasa değişikliği için, “Anayasaya aykırı ama ‘evet’ diyeceğizdenilmesi

-16 Nisan 2017 günü yapılan Başkanlık Sistemi Referandumu için, “Anayasa Mahkemesi’ne götüreceğiz deyip götürülmemesi büyük siyasi yanlışlar idi.

***

Ama çok olumlu adımlar da olmuştu:

-Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan 15 Haziran 2017 günü başlattığı, 25 gün süren ve 9 Temmuz günü İstanbul'da sonlanan 420 kilometrelik Adalet Yürüyüşügibi

-Özellikle de “6’lı Masa” oluşumuyla muhalefetteki farklı siyasal partileri bir araya getirmesi, ülke sorunları için ortak bir siyasal davranış oluşturmaya çalışması gibi

Elbette bu oluşumlar, hem kendine hem de partisine bir itibar kazandırmıştı.

Nitekim 6’lı Masa oluşumunun 2024 yerel seçimlerinde, özellikle tabanda CHP’ye yönelik bir kayışı tetikler oluşu, gözden kaçırılmaması gereken bir olgu idi.

Ama 21 Mayıs 2026 günü Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ıncı Hukuk Dairesi, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davayı sonuçlandırdı.

Ve de 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultayın, “mutlak butlan” (yani kesin hükümsüzlük) nedeniyle, yapıldığı tarihten itibaren iptaline karar verdi.

Ve Özgür Özel ile parti yönetiminin görevden uzaklaştırılmasına, Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar verdi.

Ve de sonuçta Cumhuriyetin kurucu partisi, kurucu değerleri içinde taşıyan partisi nerede duracağı belli olmayan bir kaosa sürüklenir oldu.

Bu nedenlerle Sayın Kılıçdaroğlu’nun, 13 yıl yönettiği partisinin tartışılır hale getirilmesini engeller bir duruş göstermesi, siyasi bir sorumluluğudur.

Çünkü hiçbir lider liderlik yaptığı, ideolojine, felsefesine yani genelde fikriyatına inandığı partisini, günlük polemiklerin içine atmaz, atmayı düşünemez ve de düşünmemelidir.