24 saat içinde iki okul baskını...

Biri 14 Nisan 2026 günü Siverek'te

Diğeri 15 Nisan 2026 günü Kahramanmaraş’ta...

Saldırganların biri 18 diğeri 14 yaşında...

İkisinin de elinde silah...

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde pompalı tüfekle 16 kişiyi yaralayan 18 yaşındaki öğrenci intihar etti.

Kahramanmaraş’ta ise Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulunda, 14 yaşındaki öğrenci yanında getirdiği 5 tabanca ile 8’i öğrenci biri öğretmen olmak üzere 9 kişiyi öldürdü, 6’sı ağır olmak üzere 13 kişiyi yaraladıktan sonra kendisi de öldü.

***

Peki, neden?

Bugün gelişme ve değişme çağındaki çocukların ve gençlerin 2 ayrı dünyası vardır diyebiliriz.

Birincisi, içinde bulundukları fiziki gerçek dünya Yani aile, okul ve arkadaş çevresi

İkincisi ise cep telefonundaki, bilgisayarındaki, sosyal medyadaki, televizyon dizilerindeki sanal dünya

Ve de gerçek şu ki, günümüzde çocuklar ve gençler ağırlıklı olarak, bu ikinci dünyada yani sanal âlemde yaşar olmaktalar.

Çünkü sanal âlemdeki görseller ailesinde, okulunda, arkadaş çevresinde ya da başka nedenlerle sorunlar yaşayanları; kendini anlatmanın, kendini göstermenin, kendini kanıtlamanın bir yolunu arayan kimlikleri olabildiğince etkiler olmaktadır.

Ve de kendini ifade edememenin, yaşadığı sorunlardan çıkış yolu bulamamanın, çaresizliğin ve yalnızlığın yarattığı ruhsal durum, çocukları ve gençleri kendi gibilerini aramaya iter olmaktadır.

Bunu da ikinci dünyaları olan sanal ve dijital âlemde bulur olmaktadırlar.

***

Ayrıca görünen o ki:

Şiddet, giderek normalleşen bir davranış haline gelir olmuştur.

Çünkü TV ekranlarında ve dijital platformlarda “kahramanlık” kisvesi altında sunulan şiddet içerikleri, genç zihinleri farkında olmadan şekillendirir olmaktadır.

İyilikle kötülüğün sınırları bulanıklaşır olmaktadır.

Ve de güç, genelde merhametin değil, zorbalığın yanında konumlanır olmaktadır.

İşte bu durum, özellikle kimlik arayışı içindeki gençler için son derece tehlikeli bir zemin yaratmaktadır.

Ve daha da tehlikelisi, bugün suç sadece bir eylem değil, bir “kariyer” ve bir “prestij” aracı haline gelmiş durumdadır.

Elbette caydırıcı cezalar, etkin denetimler ve güvenlik önlemleri gereklidir.

Ancak elindeki silahı almakla sorun çözülür olmayacaktır. Çünkü asıl sorun, o silahı kullanma fikrinin zihninden sökülüp atılmasıdır.

Ve de çünkü silaha ulaşım ve kullanılmasını kolaylaştıran olumsuz bir çevre, sosyal medya içerikleri ve şiddet içerikli diziler, şiddet içerikli eylemleri hızlandırır olmuştur.

***

Diyebiliriz ki, “çocuk suçluluğu sorunu” aslında bir ülkenin, bir toplumun suçla mücadelesinin “temel” sorunudur.

Çünkü yetişkinlikte suç işleyenlerin büyük çoğunluğu, ilk adımını genelde çocukluk yıllarında atmış olanlardır.

Ve de cezaevine girmeyi bir “rütbe” gibi pazarlayan, suç işleyenleri kahramanlaştıran bir yapının oluşumu ise bu kimlikleri daha da etkiler olmaktadır.

Üstelik sanal dünya yani siber ortamlar, sosyal kontrolün olmadığı veya zayıf olduğu alanlardır.

Bu nedenle çocuk; şiddet içerikli oyunların ve zorbalık gibi davranışların etkisinde kalarak bunları kendi karakterine işlemekte ve de kimliğini ve kişiliğini şekillendirir olmaktadır.

Ve de aile ve okulun rehberlik fonksiyonu da zayıf olunca çocuklarda, sanal dünyadaki şiddet içerikli karakterlere benzemek isteyen bir davranış gelişmektedir.

Sonuçta siber âlemdeki şiddet, çocuklarda normal bir çözüm yolu olarak görülür olmaktadır.

İşte tüm bu nedenlerle denilebilir ki, çocuklardaki ve gençlerdeki giderek yükselen şiddet anlayışını önleyebilmek için bu iki vaka bir milat olmalıdır.