Süper Lig’e direkt yükselme hesapları Arca Çorum FK, milli ara dönüşü, dolu tribünler önünde, 7 maçlık galibiyet serisinin verdiği özgüvenle sezonun en kritik maçlarından birinde konuk ettiği Bandırmaspor’a beklenmedik şekilde yenilerek ağır yara aldı.

Maç için, atmosfer hazırdı, beklenti yüksekti, şehir inançlıydı. Ancak sahada ortaya konan oyun, bu tablonun karşılığını veremedi. Bandırmaspor karşısında alınan 1-0’lık yenilgi hedef yönünü değiştiren ciddi bir kırılma oldu.

Bu tür maçlarda belirleyici olan, doğru plan, doğru oyun ve doğru tercihlerdir. Arca Çorum FK’nın maça santrforsuz başlaması, bu anlamda en kritik kararlardan biriydi. Rakip kalecinin ve savunmanın fiziksel üstünlüğü ortadayken, kenarlardan Samudio’ya yapılan ortalarla sonuca gitmeye çalışmak, oyunun doğasına uygun değildi. Buna rağmen maç boyunca 40’ın üzerinde orta yapılması, bu yanlış tercihte ne kadar ısrar edildiğini gösterdi.

İstatistikler bazen yanıltıcı olabilir. Yüzde 70’in üzerinde topa sahip olmak, rakip ceza sahasında sık sık topla buluşmak, oyunu kontrol ettiğiniz anlamına gelir gibi görünür. Ama esas önemli olan topa sahip olmak değil, o topu ne kadar doğru ve etkili kullanmaktır.

Arca Çorum FK bu maçta topa sahip oldu, ancak rakibi zorlayamadı. Şut sayısının sınırlı kalması ve oyunun yan paslara sıkışması, bu üstünlüğü anlamsız hale getirdi.

Maçın kırılma anı da aslında bu yanlış oyunun bir sonucuydu. Gelişigüzel bir orta, kaybedilen ikinci top ve ardından gelen hızlı geçiş ve kontratak sonrası gol geldi. Bandırmaspor’un planı buydu. Topu rakibine bırakan, alanını kapatan ve doğru anı bekleyen bir takım görüntüsü çizdiler.

Bu maçta bir kez daha gördük ki, bu takım geriye düştüğünde oyunu çevirebilecek bir tempoya sahip değil. Kadronun yaş ortalaması, fiziksel kapasitesi ve oyun alışkanlıkları, yüksek tempolu bir geri dönüş planını desteklemiyor. Bu nedenle Arca Çorum FK ilk golü bulmak zorunda. Geriye düşülen her maçta oyun planının sınırları çok daralıyor.

İkili mücadelelerde ve hava toplarında geride kalmak da özellikle kapanan rakiplere karşı büyük bir dezavantaj yaratıyor. Çünkü bu tür maçlarda sadece pasla değil, temasla, ikinci toplarla ve doğru zamanlamayla sonuç alabilirsiniz. Bu alanlarda geri düşen bir takımın oyunu domine etmesi çok zorlaşıyor.

Oyuncuların, sahadaki ruh hâllerini de beğenmedim. Bu bir yorgunluk değil, daha çok zihinsel bir dağınıklık ve bıkkınlık hissiydi. Reaksiyonlar gecikti, kararlar net değildi ve oyun giderek doğaçlamaya döndü. Oysa sezonun bu bölümünde en çok ihtiyaç duyulan şey motivasyondur. Her oyuncunun rolünü bildiği, oyunun belirli prensipler üzerinden oynandığı bir yapı olmadan, bu tür kritik maçları kazanmak kolay değil.

Gerçekçi olmak gerekirse, Süper Lig’e direkt yükselme şansı matematiksel olarak devam etse de, sahadaki görüntü bunun oldukça zorlaştığını gösteriyor. Bundan sonrası için en doğru hedef, play-off hattında en avantajlı konumu elde etmek olmalı. Ha, play-off’un da bu ligin daha sert ve hataya kapalı bir versiyonu olduğunu unutmamak lazım. Bu yüzden Çorum FK’nın özellikle hücum organizasyonlarını geliştirmesi şart. Sadece kenar ortalara ve bireysel yeteneğe dayalı bir oyunla bu süreci yönetmek mümkün değil. Merkezden üretim, üçüncü adam koşuları ve savunma arkası koşuları artık bir gereklilik. Duran topların kilit açan bir anahtar olduğunu unutmamak gerekir.

Unutulmaması gereken bir gerçek daha var ki, bu takım öne geçtiğinde çok daha etkili. Rakip risk aldığında, boşluklar oluştuğunda kaliteli ayaklarıyla sonuca gidebiliyor. Ancak kapalı savunmalara karşı aynı üretkenliği gösteremiyor. Bu da oyun planının tek yönlü kaldığını ortaya koyuyor.

Arca Çorum FK’nın futbol aklı devreye girmek zorunda, eğer sezonu hedeflediği noktada tamamlamak istiyorsa, oyunu yeniden tanımlamak zorunda.

Bandırma maçı artık geride kaldı. Önümüzde birbirinden kritik maçlar var. Bunlardan biri de Salı günkü Bodrum karşılaşması. İnanıyorum ki Uğur Hoca ve öğrencileri Bandırma maçından gerekli dersleri çıkartmışlardır. Son düdüğe kadar pes etmek yok.