Söz ola kese savaşı,

Söz ola kestire başı,

Söz ola ağulu aşı,

Yağ ile bal ede bir söz.

YUNUS EMRE

“Ağızdan çıkan söz bil ki, yaydan fırlayan ok gibidir. O ok gittiği yerden geri dönmez. Seli baştan bağlamak gerek.” diyor MEVLÂNA. Gerçekten de öyle. Söylediğini yutamıyor insan. Öyle anlar oluyor ki, daha iki dudak arasından çıktığı an pişman oluyorsunuz ama iş işten geçmiş oluyor.

Ancak korkmayın, aşağıdaki sözler öylelerinden değil. Yönlendirici, ders verici, düşündürücü sözler. Hepsini de okuduğunuzda kısa bir süre de olsa düşünüp suskunlaşacağınıza eminim. Haydi başlayalım.

v Gözünüzdeki yaşı görmeyenler, çattığınız kaşı görürler. Fedakarlıklarınızı bilmeyen, yorgunluğunuzu umursamayan, yitip giden hayatınıza aldırmayanlar önünüze çarşaf çarşaf yapamadıklarınızı sererler. Ne yaparsan yap insanlar senin olduğun halini değil, baktığında görmek istediği halini görür.

v Kör sağıra “Çok güzelsin.” demiş. Demiş demesine de ne kör anlamış ne de sağır. Dilsiz duymuş ama o da kimseye söyleyememiş. Şu an toplum olarak birbirimizi anlama durumumuz tam da bu işte.

v Mevlâna’ya “Efendim, kırılan kalp yeniden sever mi?” diye sorunca “Evet, sever.” demiş. “Ama efendim, siz hiç kırılan bardaktan su içtiniz mi?” deyince de; “Peki siz bardak kırıldı diye su içmekten hiç vaz geçtiniz mi?” cevabını vermiş.

v Kusur sökük gibidir; göreni de olur, öreni de! Kimi başkasının söküğünü büyütmekle uğraşırken, kimi de sessizce alır eline iğneyi terzisi olur. Ve insan tam da burada gerçek insan olur. Hani Mevlâna’nın dediği gibi: “Birine kusur bulmak için bakma, bakarsan bulursun.”

v Suyunun tuzlu olduğunu anlamak için denizin hepsini içmene gerek yok. Seni bir kez inciten yine incitecek, bir kez şefkat gösteren yine gösterecektir. Sınırları zorlayıp denemeler yapmaya ve tekrar tekrar aynı suya girmene gerek yok. İnsan dediğin her şeyi saklar ama karakterini saklayamaz. Yok yine de “Ben tüm suyu içeceğim” dersen, eninde sonunda boğulursun.

v Japonya’da yapılan Gazze’ye destek yürüyüşüne katılan yaşlı bir bayana “Sesinizi yükseltmenin bir şeyleri değiştireceğine inanıyor musunuz?” diye sorulunca şunları söylüyor: “ Yaptığınız eylemlerin hiçbir anlam ifade etmediğini düşünebilirsiniz, ancak bunu yapmak zorundayız. Zira mesele dünyayı değiştirmek değil, dünyanın sizi değiştirmesine izin vermemektir. Bunu yapmasaydım, kendimi affetmezdim.” Hanımefendi çok doğru söylüyor: Belki dünyayı değiştiremeyiz ama onun bizi değiştirmesine asla izin vermemeliyiz.

v Kıskanç insanlar ayıp ararlar, cahil insanlar bunu yayarlar, aptal insanlar da buna inanırlar. İnsan olan insanlar ise “belki bilmediğim bir özrü vardır” der, meseleyi kapatırlar.

Şimdilik bu kadar. Haftaya devamı gelecek. Haydi kalın sağlıcakla…

DÜŞÜNEN SÖZLER:

· İnsanlara, düşündürücü hikmetli sözlerle yönelin ki, kalpleri usanmasın. HZ. ALİ

· Allah bir ağız, iki de kulak yaratmış. O halde siz de bir defa konuşun iki defa dinleyin. MEVLÂNA

· Az söz erin yüküdür, / Çok söz hayvan yüküdür. / Bilene bu söz yeter, / Sende cevher var ise. YUNUS EMRE

· Çelik demirin vurmazı olmaz; / Ardına geçip de göz uydurmalı. / Âdemoğlunun kanmazı olmaz: / Özünü bilip de söz uydurmalı. NEYZEN TEVFİK

· Her lafa verecek bir cevabım var aslında. Ama bir lafa bakarım, laf mı diye, bir de söyleyene bakarım, adam mı diye.

· Lafı gizleyen değil, açık diyen mert olur; / Söz ağızdan çıktı mı geri almak dert olur. / Hızlı çıkış yapmadan durmayı da hesap et; / Yüksek uçmak hoş ama düşüşü de sert olur. ANONİM