Çorum'un Mecitözü ilçesine bağlı İbek Köyü'nün saygın ailelerinden Karaömerler sülalesine mensuptu kayınbabam. Hacı Şahin’in, çocukluğu ve yeni yetmeliği büyük yokluk ve yoksunluk içinde geçmiştir..

1917 yılında doğmuş, 2002 yılında 85 yaşında vefat etmiştir. Cenazesi, onu sevenler ve büyük bir vefa bilirler kalabalığı tarafından köyünün gömütlüğünde toprağa verilmiştir. Hayatı boyunca çalışkanlığı, dürüstlüğü, yardımseverliği ve insan sevgisiyle garip babası olarak anılmıştır.

Çorum Çayı, İbek köyü arazisinin içinden geçer. Böylesi ırmak çevresindeki köyler ırmağın önünü bağlayarak oluşturdukları bende aldıkları suyla arazilerini sularlar. Kayınbabam Hacı Şahin de otuzlu yaşlarında bent suyunun süreğindeki bir yere iki taşla çalışan bir ırmak değirmeni kurdurur. Değirmen taşlarını Çorum Palabıyık köyünden getirtir. Değirmeni yalnızca bir geçim kapısı değil, köyünün çevresindeki onlarca köyün tahılını una dönüştüren bir un fabrikasıdır sanki. Özellikle yoksul ve muhtaç ailelerden öğüttüğü tahıl için ücret almadığı gibi çoğuna da parasız un verirdi değirmeninden. Çevresinde her zaman “Yoksul kesimin hakkını gözeten" bir insan olarak tanındığı anlatılır. Bu yönüyle köy halkının gönlünde özel bir yer edinmiştir.

Değirmencilik mesleğini uzun yıllar sürdürmüş, emeği ve alın teriyle ailesini geçindirmiştir. Köy yaşamının zor koşullarında bile doğruluktan ayrılmamış, sözüne güvenilen bir kişi olmuştur. İnsanlar arasında çıkan anlaşmazlıklarda görüşüne başvurulan, deneyimiyle yol gösteren bir köy büyüğü olarak saygı görmüştür.

Aile yaşamında da eğitime önem veren bir baba olmuştur. Üç kız ve üç erkek çocuğu yetiştirmiştir. Oğullarından biri öğretmen, biri memur, biri de çiftçi olmuştur; kızlarından ikisi öğretmenlerle, biri ise bir memurla evlenmiştir. Torunları arasında öğretmenler, hemşireler, sağlık çalışanları, doktorlar ve subaylar bulunmaktadır. Böylece Hacı Şahin'in eğitime ve insan yetiştirmeye verdiği önem sonraki kuşaklara da yansımıştır.

Bugün İbek Köyü'nde Hacı Şahin denildiğinde, insanların zihninde yalnızca bir değirmenci değil; paylaşmayı bilen, gereksinim sahiplerini gözeten, evlatlarını iyi yetiştiren, çevresine güven veren ve geride güzel bir isim bırakan bir köy büyüğü canlanmaktadır. Onun yaşamı, Anadolu'da iyiliğin ve hayırseverliğin sessiz ama kalıcı izlerinden biri olarak yaşamayı sürdürmektedir..

16 Haziran 2026’da 96 yaşında yitirdiğimiz kayınbabam Hacı Şahin’in can yoldaşı, Şerife Şahin'di. O, eşi Hacı Şahin gibi çalışkan, iyiliksever olmasının yanında kalabalık ailesini ayakta tutan Anadolu'nun özverili köy kadınlarının temsilcilerinden birisiydi . Ömrünün önemli bir kısmı ev işleri, çocukların yetiştirilmesi, tarla ve bahçe işleri, konuk ağırlama ve aile düzenini sağlamakla geçmiştir.

Kayınannem Şerife Şahin’i ne zaman gözümüzde canlandırırsak; yüzünde yılların emeğini taşıyan çizgiler, başında yazması, dilinde bol manili bir tatlı öğüt, gönlünde ise acıma duygusu taşıyan sevecen bir Anadolu kadını belirir. Değirmene gelen misafirlere bir tas ayran uzatan, yoksulun hâlini anlayan, onları sofraya buyur eden, eşinin hayır işlerine destek olan bir karakter olarak düşünülebilirsiniz.

Dini bayramlarda salt bayram coşkusu değil bir düğün sevinci ve mutluluğu da yaşanırdı. Evinin geniş salonunda ya da mevsimin özelliğine göre evin geniş avlusunda çocuklar için ayrı, erkekler için ayrı, kadınlar için ayrı varsıl sofralar kurulurdu. Yoksullar özellikle gözetilir, dargınlar barıştırılırdı.

Hacı ve Şerife Şahin ailesinde altı çocuğun yetişmesinde verilen emekler çevresine örnek olacak biçimdeydi. Bu yönüyle Hacı Şahin'in yalnızca kendi çocuklarının değil, okuyan yoksul aile çocuklarına da dolaylı yoldan katkı sağlarken, sonraki kuşakların da eğitimine önem vermiştir. Çocuklarının eğitim alması, iyi meslekler edinmesi ve torunlarının öğretmen, doktor, hemşire, sağlıkçı ve subay gibi mesleklerde yetişmesi, yalnızca bir babanın değil, bir annenin de sabrının, gayretinin ve dualarının eseridir...

Hacı Şahin köyde adaletin, çalışkanlığın ve yardımseverliğin sembolü olmuşsa, Şerife Şahin de evinin huzurunu kuran, ailesini bir arada tutan, sessiz fakat derin etkili bir güç olmuştur. Anadolu'da sıkça söylenen "Yuvayı dişi kuş yapar" sözü, böyle kadınlar için söylenmiştir.

Onu anlatırken şöyle bir cümle yakışırdı:

"Değirmenci Hacı Şahin değirmenin taşını döndürürken, Şerife Hanım da ocağın ateşini, evin düzenini ve ailenin sevgisini döndürüyordu. Biri köyün ekmeğine, diğeri ailenin mayasına emek katıyordu."

Bu nedenle Şerife Şahin'i, Hacı Şahin'in eşi olarak değerlendirirken; onun iyilikseverliğinin, ailesinin başarısının ve Karaömerler ocağının sürekliliğinin görünmeyen mimarlarından biri olarak da değerlendirmek gerekir.

Her ikisine de Tanrı’dan rahmet diler, yerleri cennet olsun, ışıklar içinde uyusunlar, deriz.

Muzaffer Gÿndoûar