Uysal ve Demir aileleri…Birbirinden farklı iki aile… Yabancı gibi görünseler de aslında onları birbirine bağlayan görünmez bir bağ var. Bu bağ, 1940 yılında Mecitözü'nde başlar. Bir köy çocuğu olan Musa'nın gözyaşlarıyla... Ve bir kaymakamın uzattığı şefkat eliyle...
Musa Uysal’ın kızı Leyla Alkaş başta olmak üzere diğer kardeşler babasının kendisini köy enstitüsüne gitmesini sağlayan Kaymakamı bulma arayışına devam ederken bununla ilgili Cemal Türkmen, Bütün Dünya Dergisinin 2025 Ocak Ayı sayısında bir yazı kaleme alır. Bütün Dünya dergisindeki bu yazı aslen Çorumlu olup, aynı hükümet konağında kaymakam yardımcısı olarak çalışan, emekli mülki amir Mahmut Esen’in de dikkatini çekecektir.
“Gözyaşları içinde okudum” diyerek bir mülki amire yakışan o muazzam hassasiyetle işe koyulan Mahmut Esen, uzun çalışmalar sonucunda 85 yıldır bir sis perdesinin arkasında gizlenen o cumhuriyet kaymakamının ismini tarihin kalbinden söküp çıkarır: O Kaymakam Sabri Demir’dir.
Kimdir peki, bir çocuğun kaderini merdiven basamağında değiştiren Sabri Demir? O, sadece bir taşra bürokratı değildir. 1916-1917 yıllarında Kafkas Cephesi’nde vatan müdafaası yapmış, Enver Paşa tarafından üstün hizmet madalyasıyla onurlandırılmış bir cephe kahramanıdır. Aynı zamanda bir eğitim gönüllüsüdür. Eğitime verdiği katkılar ve destekler nedeniyle birçok takdirname ile ödüllendirilmiştir.
Mahmut Esen, bulduğu bu gerçeği Musa Uysal’ın çocukları ile paylaşır. Daha sonra Kaymakam Sabri Demir’in İzmir ve İstanbul’da yaşayan çocuklarına, torunlarına ulaşılır. Telefon konuşmaları sonucunda bu iki köklü çınarın dalları tam 85 yıl sonra, 9 Mayıs 2025’te Ankara’da bir araya gelirler.
Yapılan anma toplantısında Mahmut Esen, bir mülki amirin penceresinden 'Atatürk’ün Kaymakamı Sabri Demir'i anlatırken, Kaymakamın torunları adına söz alan Kutlu Erkmen ailelerinin taşıdığı gururu ve vefa duygusunu paylaşır. Leyla Alkaş ise babasının gözlerinden dünyaya bakarak 'Eğitim Dünyasının Musa Emmi’sini anlattır.
Ankara'daki buluşma ile Musa Uysal'ın çocukları, babalarının ömür boyu içinde taşıdığı teşekkür duygusunu yerine getirirler.
Sabri Demir'in çocukları ise babalarının geride bıraktığı en değerli mirasın ne olduğunu görmek yani bir insanın hayatına dokunabilmiş olmak duygusunu yaşarlar.
Bu nedenle o gün yapılan buluşmayı sadece bir anma toplantısı olarak görmek mümkün değildir. Bu, iki ailenin kendi babalarına sunduğu gecikmiş ama çok değerli bir Babalar Günü armağanıdır.
Bir taraf, "Baba, senin unutamadığın iyiliği biz de unutmadık" der. Diğer taraf ise, "Baba, yıllar önce yaptığın iyilik hâlâ insanların hayatında yaşamaya devam ediyor."
Sanırım her baba böyle bir armağan ister. Arkasında bırakacağı şeyin yalnızca bir soyadı değil, güzel bir hatıra olduğunu bilmek... Yıllar sonra bile sevgiyle, saygıyla ve minnetle anılmak... Çocuklarının, kendi hayatlarını anlamlandırırken onun değerlerine sarıldığını görmek...
İki baba da artık aramızda değildir. Ama çocukları vardır, torunları vardır. Ve o çocuklar, torunlar Babalar Günü'nde verilebilecek en anlamlı hediyeyi sunarlar babalarına.
Bir vefa buluşmasını... Bir teşekkürün tamamlanmasını. Ve iyiliğin asla unutulmadığını gösteren sessiz bir saygı duruşunu. Evet bundan daha güzel bir Babalar Günü kutlaması düşünülebilir mi?
Not: Bu yazıyı yazarken bilgi ve fotoğrafları benimle paylaşan Dr. Erol Uysal ve Leyla Alkaş’a teşekkür ederim.
Kaynakça:
Uysal, M. (1993) Musa Uysal (Emmi) Nereden Nereye. Ardıç Yayınları
Esen, M. İyilik ve Vefanın 85 Yıl Sonra Buluşması.https://x.com/turkidare/status/1924450171384926277
Türkmen,C. (2025) Atatürk’ün Kaymakamı. Bütün Dünya Dergisi (2025) (01), Başkent Üniversitesi Kültür Yayını.

Mahmut Esen

Leyla Alkaş
Nesrin Demir, Zehra Nurhan Sueri, Ayda Kutal, Vahide Demir, Mehmet Kamil Demir, Ferhunde Erkmen, Kutluğ Erkmen.

Dr. Erol Uysal