"Hukuk ekmektir" sözü gazeteci, yazar ve hukukçu Taha Akyol'a aittir. Gerçekten hukuk ekmek ve su kadar hayati bir ihtiyaçtır.
Hukukun üstünlüğü olmadan ekonomik gelişmenin ve refahın olmayacağını maalesef yaşayarak öğreniyoruz ve bedelini toplum olarak ödüyoruz.
Hukukun üstünlüğü, hukukun bir ülkedeki yaygınlığı ve uygulamadaki kalitesidir. Devlet ve hükümet yetkisini kullananlara karşı hukukun üstün olmasıdır. Yargı ve yasamadaki uygulamaların adil ve tarafsız olmasıdır.
Hukuk ve adalet, bir toplumun sadece ekonomik gelişmesini sağlamakla kalmaz, huzur ve refahını artırarak, geleceğe güvenle bakmasını da sağlar.
Hukukun üstünlüğü toplumda huzurun ve barışın anahtarıdır. Hukukun üstün olduğu ülkelerde ekonomi gelişir, insanların yaşam kalitesi yükselir, huzur ve asayiş problemleri azalır.
Hukukun üstün olmadığı ülkelerde ise ekonomi gelişemez, insanların yaşam standardı düşer ve geçim sıkıntısı sorunu olur. Bu nedenlerle toplumda huzur ve asayiş bozulur. "Varlık seviştirir, yokluk döğüştürür" sözü boşuna söylenmemiştir.
Bir diğer sorun da hukukun üstün olmadığı ülkelere doğrudan yabancı yatırım gelmemesidir.
2005 yılı başından 2015 yılı sonuna kadar olan dönemde ülkemize giren toplam yabancı yatırım miktarı yaklaşık 136 milyar dolardır.
2015 yılı başından 2025 yılı sonuna kadar ülkemize giren yabancı yatırım miktarı ise yaklaşık 123 milyar dolardır.
Ülkemize giren yabancı sermaye miktarı on yılda 13 milyar dolar azalmış. Ekonomimizin gelişmesi için yabancı sermayeyi artırmamız gerekiyordu.
Bunun sebebi dünya hukukun üstünlüğü endeksindeki düşüşümüz olabilir mi? Dünya hukukun üstünlüğü endeksinde 143 ülke arasında; 2005 yılında 60.sırada iken, 2015 yılında 80.sıraya, 2025 yılında ise 118.sıraya gerilemişiz. İşte ülkemize gelen yabancı sermayenin azalmasının ana nedeni, dünya hukukun üstünlüğü endeksindeki gerilememiz. Çünkü yabancı yatırımcılar bir ülkeye yatırım yaparken o ülkedeki hukuk üstünlüğüne bakarak karar veriyorlar.
Dünya hukukun üstünlüğü endeksi belirlenirken belirli ilkeler temel alınıyor. Uzman görüşleri ve halk anketleri ile objektif veriler birleştirilerek 0 ile 1 puan arasında puanlanarak o ülkenin puanı belirleniyor.
Değerlendirme temel olarak 8 ana faktör altında toplanan belirli kriterlere göre yapılmaktadır. Bu kriterler şunlardır:
1. Hükümet yetkilerinin sınırlandırılması. Yöneticilerin, kanunlara ve yargı denetimine ne derece tabi olduğu.
2. Yolsuzluğun olmaması: Rüşvet, görevi kötüye kullanma ve kamu fonlarının suistimal edilme oranları.
3. Açık Yönetim: Kanunların erişilebilirliği ve şeffaflık.
4. Temel Haklar: İfade, inanç, gizlilik özgürlüğü ve ayrımcılık yasağı gibi evrensel insan haklarının korunması.
5. Düzen ve Güvenlik: Suç oranları ve toplumsal şiddet olaylarının durumu.
6. Düzenleyici Uygulama: Hükümet düzenlemelerinin adil, tarafsız ve etkin bir şekilde uygulanıp uygulanmadığı.
7. Sivil Adalet: Bireylerin uyuşmazlıkları sivil mahkemelerde makul sürede, eşit ve adil bir şekilde çözülebilme kapasitesi.
8. Ceza Adaleti: Soruşturma süreçlerinin etkinliği, yargı bağımsızlığı ve ceza sisteminin tarafsızlığı.
Hukuka, adalete, demokrasiye inanan ve bunları savunan insanlar bu kriterlerin ülkemizde de layıkı ile uygulanması için çalışmalıdır.