CHP’den 91 milletvekili istifa etti.

Ardından “YENİ PARTİ”nin kuruluş belgelerinin, 24 Temmuz 2026 Cuma günü İçişleri Bakanlığı’na verilmesiyle, yeni bir siyasal kimliğin ilk adımları atıldı.

Ve de bugün hızla ülke çapında örgütsel yapısı tamamlanır olmakta

***

Zaten 21 Mayıs’ta açıklanan “Mutlak Butlan” kararıyla açılan kulvarda, CHP’deki derin yarılma onarılması çok zor bir noktaya gelmişti.

Ve bu yarılma o kadar büyümüştü ki, oluşan iki parçanın bir araya gelmesi artık mümkün görünmez olmuştu.

Ve Mutlak Butlan kararıyla hırsın aklın önüne geçtiği ve de CHP yönetimini devralan Kemal Kılıçdaroğlu ile temsil edilen bir irade, Cumhuriyetle yaşıt olan kurucu bir partiyi kaosa sürüklemişti.

Ve bu kaos ortamında oluşabilecek bir ateşkes, uzlaşma ve kucaklaşmayla bile aynı çatı altında buluşmak artık zor gibiydi.

Çünkü geri dönüş gemileri yakılır olmuştu.

Çünkü savaş baltaları bilenir olmuştu.

Ve bu görüntü, hem Türkiye demokrasisi için hem de Cumhuriyetle yaşıt ve kurucu olan CHP için, kabul edilemez bir görüntüye dönüşmüştü.

İşte bu nedenlerle:

Kurucu partinin ve de Atatürk adıyla anılan bir partinin, 13 yıl genel başkanlığını yapmış Kılıçdaroğlu, hiçbir komplese kapılmadan, partiyi kaosa sürükleyen adımlardan uzaklaşmalı idi.

Ve de yargının çok tartışmalı olan ve hiçbir siyasi bakışın içine sinmeyen “mutlak butlan” kararıyla açılan kulvarda, ikiye ayrılmış bu görüntüyü telafi eden adımlar atmalı idi.

Ama olmadıBu adımlar atılmadı

***

Zaten Türkiye siyaseti de bir yol ayrımına gelmişti.

Cumhuriyetin ve demokrasinin temel değerlerini korumaya çalışanlarla, bu değerleri sanki ayak bağı olarak görenler arasında büyük bir gerilim ve çatışma yaşanıyordu.

Türkiye, üzerine çöken işte bu görüntüden kurtulmalı ve de kurtarılmalı idi.

Ayrıca

Ekonominin büyük yara aldığı, yargıya güvenin kalmadığı, devlet olmanın temel taşlarının yerinden oynadığı bir iklimde ihtiyacımız olan şey, elbette Cumhuriyetin temel değerlerine hep birlikte sahip çıkmaktı.

İşte bu nedenlerle, bugün siyasette büyük bir rüzgâr eser oldu, giderek yükselir oldu.

Dipten gelen bir dalgayla ve de YENİ PARTİ adıyla da ete-kemiğe bürünür oldu.

***

Elbette siyasette “Yeni” sözcüğü, özellikle politik bir duruşa vurgu yapmaktır.

Ama “Yeni” sözcüğünün de bir yaptırımı vardır.

Bu nedenle:

-Kurucu iradenin kurucu değerlerine sahip çıkılıp Tam Bağımsız Türkiye denilirse

-68 kuşağının, bu nedenle yükselttiği yurtseverlik duyguları yeniden yükseltilirse

-Ve bunun için, bölgeyi ateş çemberine hapseden ABD’nin bölgedeki üslerine, “Hayır” diyen bir politika izlenirse

-Ve yine bunun için, emperyalizmin koruyucu silahlı gücü NATO üslerine, “Hayır” diyen bir politik duruş gösterilirse

İşte o zaman siyasette “Yeni” olunur.

***

Ve de siyasette “Yeni” sözcüğü, yeni bir siyasi bakışa da vurgu yapmaktır.

Bu nedenle:

-Siyasete damgasını vurmuş olan Anadolu sermayesi ile İstanbul sermayesinin kavgasında, İstanbul sermayesinin sözcüsü olunmazsa (Anadolu sermayesinin sözcüsü bugünkü iktidardır)

-12 Eylül Darbesinin ve 24 Ocak kararlarının açtığı kulvarda, hızla önü açılmış olan özelleştirmelere karşı bir politika izlenirse

-Yani 1984’de ilk adımı atılan ve süreç içinde, milli ekonominin çok önemli kurumları olan TEKEL, PETKİM, TÜPRAŞ, TEDAŞ, SEKA, TELEKOM, ERDEMİR, SÜMERBANK’ gibi kurumların satışıyla giderek yaygınlaştırılan özelleştirmelere karşı, politik bir duruş gösterilirse

Ve de ayrıca özellikle:

-Eğitimi ticari bir sektör olmaktan kurtaracağız denilirse

-Sağlığı ticari bir sektör olmaktan kurtaracağız denilirse

Evet, işte o zaman siyasette “Yeni” olunur.

***

Elbette “Yeni” sözü ile oluşan ve giderek büyüyen bu siyasal oluşum, amacı kuşkulu olan “mutlak butlan” kararıyla CHP’deki yarılmanın zorunlu bir sonucu olmuştur.

Yine de son söz olarak diyoruz ki:

-Siyasal olarak aynı damarı taşıyan

-Siyasal olarak aynı damardan beslenen

Ve de uzun yıllar yan yana bulunmuş bu siyasi kimliklerin söylemlerinde, aşağılayıcı ve kışkırtıcı ifadeler bulunmamalıdır.