Ülkemizde emekliler ve asgari ücretliler geçim sıkıntısı yaşamaktalar. 17 milyon emekliden 5 milyondan fazlası, yeni yapılan artışla 23 bin 500 lira alacak. Dul ve yetimler ise bu tutarın çok altında emekli maaşı alıyor.
Elbette bu maaşlarla geçinmek mümkün değil. Bu paralar bazıları için akşam yemeği parası. Emekli bir de ev kirası ödüyorsa, açlığa mahkûm demektir. Çalışabilecek durumda olan emekliler, iş bulabiliyorlarsa çalışarak ek gelir sağlayabiliyorlar. Çalışamayan ve tabandan maaş olan emekliler gerçekten zor durumdalar.
Avrupa’da emeklisine en az emekli maaşı veren ülkeyiz. Avrupa ülkelerinin emeklileri bizim ülkemizde tatil yapabiliyorlar. Bizim emeklilerimiz tatil yapmayı unuttu. Çokları yaşadığı şehrin dışına bile çıkamıyor.
Emekli maaşlarının artırılmasına gerekçe olarak kaynak olmaması gösteriliyor. Oysa bu ülkede kaynak var. Burada önemli olan eldeki bu kaynakların nerelere ve nasıl harcanacağı. Bu bir siyasi tercih sorunu.
Kaynak sağlamanın birçok yolu var. En başta devletteki israflar, savurganlıklar ve yolsuzluklar önlenerek bu işe başlanmalıdır. Devlette tasarruf tedbirleri lafta kaldı. Eski uygulamalar ne yazık ki artarak devam ediyor. İtibardan tasarruf olmaz mantığı geçerliliğini koruyor.
Devletteki uçak, araba ve bina saltanatı artarak devam ediyor. Öyle ki, zengin Avrupa ülkeleri ile karşılaştırdığımızda bizdeki resmi araç sayısının bu ülkelerdeki resmi araç sayılarından kat kat fazla olduğunu görüyoruz. Fransa'da 8 bin, Almanya'da 9 bin, Japonya'da 10 bin, İtalya'da 29 bin resmi araç varken, ülkemizde 130 bin resmi araç var.
Nüfusumuz Japonya'dan az, Almanya ile aynı olmasına rağmen resmi araç sayısında onlara fark atıyoruz. Üstelik bu araçların çoğu ithal lüks araçlar. Bu sonuçlardan kendimize ders çıkarmamız gerekmiyor mu?
Ayrıca şirketlere tanınan istisnalar, muafiyetler, silinen vergiler ve vergi cezaları en büyük kaynaklardır. 2026 yılı bütçesinde muafiyet ve istisna nedeniyle tahsil edilmesinden vazgeçilen vergi gelirlerinin toplam tutarı 3 trilyon 597 milyar liradır.
Devletin ödediği yüksek faizler, yap işlet devret modeliyle yapılan yollara, köprülere, havaalanlarına ve şehir hastanelerine fazladan ödenen paralar da çok önemli kaynaklardır.
Diğer bir kaynak sağlanacak yerlerde, devlette birden fazla yerden maaş alanların, maaşlarının bir maaşa indirilmesi ile binlerce bankamatik memurlarının çalışmadan maaş almalarına son verilmesidir.
Bir de milletvekillerimizin durumları var. Milletvekillerimiz her konuda olduğu gibi maaşları konusunda da topluma iyi örnek olmalıdırlar. Çok konuda anlaşamayan milletvekillerimiz, konu maaşları olunca çok kolay anlaşıyorlar.
Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde milletvekili emekliliği diye bir şey yok. Bizde 2 yıl milletvekilliği yaptığında, hizmet yılı ve yaşı tutuyorsa milletvekili emeklisi oluyor. Ayrıca yaşam boyu kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin birinci sınıf tedavi giderleri devlet tarafından karşılanıyor. Toplum vicdanını rahatsız eden bu adaletsiz uygulamaya son verilmelidir.
Almanya'da milletvekilleri, memur ve emeklilerle birlikte kendilerine yapılan maaş zammını kabul etmediler. Bunu umarız bizim milletvekillerimiz de örnek alır.