Aç kurt bir gün gizlice köyün yakınlarında yatmakta olan sürüye yaklaşır. Ancak yüksekçe bir yerde tüneyip ötmeye hazırlanan bir horoz tarafından fark edilir. Horoz tüm gücüyle ötmeye başlayınca, onun sesine uyanan köpek, kafasını kaldırıp kurdu görür ve havlamaya başlar. Köpeğin sesine uyanan çoban da bağırarak herkesi uyandırır. Onun yaygarasına uyanan köylüler de tüfeklerini kaptıkları gibi dışarı fırlarlar ve kurdu öldürüp koyunları kurtarırlar.

Buraya kadar her şey çok iyi gitti. Peki, bundan sonra ne olur? Ne olacak, sürü kurtulunca keyfe gelip bunu kutlamak isteyen köylüler horozu kesip çobana ikram ederler. Zavallı horoz kurdu gördüğünde ötmek yerine susarak görmezden gelseydi, yaşamaya da devam edecekti.

Hep böyledir bu işler değil mi? Kurban edilenler, hep birilerini uyandırmaya çalışanlar olmuşlardır. Birkaç örnekle durumu açıklamam gerekirse ki, bunların çoğuna sizler de şahit olmuşsunuzdur, kabak hep kuralsızlığa, haksızlığa, adaletsizliğe göz yummayıp başkaldıranların başında patlamıştır.

En güzel örnek Mustafa Kemal. O da diğer paşalar gibi işgali kabullenip İstanbul’da yaşamaya devam etseydi ne askerlikten atılacaktı ne de idama mahkûm edilecekti. O Anadolu’nun tozlu yollarında kurtuluş mücadelesini başlatırken, onun gibi hatta ondan daha rütbeli paşalar İstanbul balolarında fink atıyorlardı.

ll. Mahmut 1829’da sarık giymeyi yasaklayıp fes giyilmesini zorunlu hale getirdiğinde ona “Gâvur Padişah” dediler. Atatürk 1925’te bu fesi yasaklayıp şapka giyilmesini istediğinde ona da “Gâvur” dediler. Kısacası fesi giydiren de çıkarttıran da “Gâvur” oldu.

Yaşadığı dönemde Katolik dininin resmî ideolojisi olarak dünya evrenin merkezi olduğu, güneş dahil her şeyin Dünya’nın çevresinde döndüğü kabul edilirken, Galile, “Dünya, Güneş’in çevresinde dönüyor.” dediği için Engizisyon mahkemesine “dinden çıkma” suçuyla yargılandı. İdam edileceğini anlayınca tövbe edip imana gelerek sözünü geri aldı. Bunun üzerine de mahkemece karar göz hapsiyle serbest bırakılmasına çevrildi. Galile, mahkeme binasından çıktığında gökyüzüne baktıktan sonra yanındakine fısıltıyla şunları söyler: “Eppur si muove-(Yine de dönüyor)”.

Hanefi mezhebinin kurucusu İmam-ı Azam, hayatı boyunca siyasi otoriteye karşı hep mesafeli ve bağımsız kalır. Yanlışı gördüğünde de bunu söylemekten çekinmez. Bu duruşu onun hem Emeviler hem de Abbasiler dönemlerinde yöneticilerle arasının hep kötü olmasına neden olur. Onu yanına çekip güçlenmek isteyen Halife Mansur, Bağdat şehri kurulduğunda İmam-ı Azam’a kadılık teklif eder. İmam da "Ben bu işe uygun değilim" diyerek reddeder. Halife, "Yalan söylüyorsun!" deyince de; "Eğer yalan söylüyorsam, bir yalancıdan kadı olmaz; yok eğer doğru söylüyorsam, zaten uygun olmadığımı beyan ettim." cevabını verir. Buna kızan Halife Mansur onu zindana attırır ve bir rivayete göre kırbaçlatarak, diğerine göre zehirleterek öldürtür.

Daha da ötesi Hz. İsa bu yolda çarmıha gerilmedi mi? Hz. Muhammed’e atılan taşlar dişinin kırılmasına neden olmadı mı? Putlara tapınılmasına karşı çıkan Hz. İbrahim ateşe atılmadı mı?

Sözü günümüze getirirsek, bir şeylerin değiştiğini söylememiz hiç mi hiç mümkün değil. İçinde bulunduğumuz toplum da aynı toplum, onu yönetenler de aynı. Kısacası şark cephesinde değişen çok fazla bir şey yok. Atalarımızın söylediği gibi doğru söyleyeni dokuz köyden kovmaya devam ediyorlar.

Yılmak mı? Asla! Doğru söylemeye devam edeceğiz, doğrulara inanacağız, doğru söyleyenlerin peşinden gideceğiz. Ve önümüze atılan kemiklere birileri bakıp doğru bildiği yoldan dönse bile biz asla ve asla dönüp bakmayacağız.

Hani bizim hep birlikte bağırarak söylediğimiz çok güzel bir sloganımız var ya onun gibi: “Kurtuluş yok, tek başına! Ya hep beraber ya hiçbirimiz!”

DÜŞÜNEN SÖZLER:

· Işığa erişmek için, karanlığa meydan okumak gerekir. PLATON

· Bulunduğun kıyıdan ayrılmazsan, okyanusun ötesindeki adalara asla ulaşamazsın. ANONİM

· Camdan evde oturanlar başkalarına taş atmamalıdırlar. G. HERBER

· Hasan Dağı arpalıktır, eğer saban yürürse.

Her derede bir değirmen, eğer suyu gelirse.

Her köylüden bir tavuk, eğer köylü verirse.

Güzel gidiş bu gidiş, eğer sonu gelirse.

ANONİM