Adına “Ölü At Teorisi” denilen ve iş dünyasıyla siyasal yönetim bilimlerinde kullanılan iğneli ve esprili bir yol gösterme biçimi vardır. Bu tür uygulamalara metafor da denilir. Temelde; başarısız olduğu, artık işe yaramadığı veya süresini doldurduğu açıkça belli olan bir süreci, sürdürmekte ısrar etmenin anlamsızlığını anlatır. “Zararın neresinden dönersen kârdır.” mantığıyla hem iş hayatında hem de kişisel yaşamda uygulanması gereken stratejik vazgeçişin önemini hatırlatır.

Eski bir deyiş vardır: "Eğer bindiğin atın öldüğünü fark ettiysen, yapılacak en iyi şey o attan inmektir." Ancak pek çok kurumda, uygulayıcı liderler veya yönetimler genellikle atın öldüğü gerçeğini kabul etmezler ve inmek yerine ölü atı sürmeye devam ederler. İşte “Ölü At Teorisi” burada devreye girer ve liderlerin ölüyü canlandırmak uğruna başvurdukları mantık dışı çözüm yöntemlerini anlatır.

Ölü Atı Sürmeye Çalışan Kurumların Yaptığı Hatalar:

1. Daha güçlü ve sert bir kırbaç kullanmak: Atı yeniden hareket ettirmek için daha fazla baskı uygular. Yönetiminin başarısızlığını kabul etmeyip daha sert uygulamalar yaparak çalışanlara baskıyı artırır.

2. Binicileri değiştirmek: Atın neden yürümediğini sorgulamak, daha doğrusu öldüğünü kabul etmek yerine, suçu sürekli projeyi yönetmek için görevlendirdiği kişilere atarak onları görevden alıp yerine yenilerini getirir.

3. Atın öldüğü gerçeğini görenleri çeşitli yöntemlerle yanına çektikten sonra fikir değiştirmelerini ve atın hala çok sağlıklı olduğu fikrini benimsetip çevreye de yaymalarını sağlar.

4. Komiteler kurmak: Başarısızlığı kabul ederek sorunu çözmek yerine, durumun analizi için bitmek bilmeyen toplantılar düzenleyip kurullar organize eder.

5. "Atımızın öyle göründüğüne bakmayın, aslında çok sağlıklı" demek: Gerçekleri inkâr ederek, raporları ve rakamları işine geldiği şekilde manipüle edip durumu olduğundan çok daha iyi gösterir.

6. Eğitim vermek: Projede çalışanlara "ölü atları nasıl sürecekleri" konusunda eğitimler düzenler.

7. Sektördeki diğer ölü atları ziyaret etmek: "Bakın, rakiplerimiz de bu yöntemi kullanıyorlar ve onlar da ilerleyemiyor. Demek ki sorun bizde değil" diyerek kendi başarısızlıklarını örtmeye çalışır.

8. İsim değiştirmek: Atın ismini değiştirerek örneğin "enerjisi kısıtlı at" gibi daha havalı bir isimlerle başarısızlığı başarı gibi göstermeye çalışır.

9. Terfi ettirmek: Atı daha üst pozisyonlara getirerek yeni bir başlangıçla "ilham versin" diye bekleyişe alır.

10. Standartları düşürmek: "Bu at aslında tam ölmedi, sadece eskisi kadar hızlı koşmuyor. Bu nedenle de projeyi atın yavaş gitmesine göre yeniden revize edelim" diyerek başarı kriterlerini aşağılara çeker ve kaliteyi düşürür.

11. Ölü atı canlandırmak için bütçe ayırmak: İşe yaramayan projedeki başarısızlığını gizleyebilmek için yeni yatırımlar yapıp para batırır.

12. Son olarak, artık atın ölmediğine hiç kimseyi hatta kendini bile inandıramayacak duruma gelince; “Ölü atı sürmeye devam etmek, ekibi yorar, kaynakları tüketir ve yenilikleri engeller. Bu nedenle yeni bir at almamız gerek” diyerek yeni atın masrafını karşılamak için personele ödenen ücretleri kısar ve bütçeye yeni vergiler koyar.

Liderler, işe yaramayan stratejileri, projeleri veya sistemleri zamanında bırakabilmelidir. İşte Ölü At Teorisi, liderlere esneklik, hızlı karar alma ve yenilikçilik konularında önemli bir ders veriyor. Çünkü başarı, bazen "daha çok çabalamakla" değil, "neyi, ne zaman, nerede ve nasıl bırakacağını bilmekle" gelir.

Toplumlara gelince, onlar da atın öleceğini fark edip onu bu hale getiren biniciyi iş işten geçmeden üzerinden indirip atı kurtarmalıdır.

Sizce de öyle değil mi…?

DÜŞÜNEN SÖZLER:

· Zorla güzellik olmaz. ATASÖZÜ

· Eğer inceldiği yerden kopmasına izin vermezsen, gün gelir en sağlam yerinden kopar. Canın yanar, canını yakar. S. AKIN

· İnceldiği yerden kopmasını bekleme, ipi kes ipi... ANONİM

· Kararlarının sorumluluğunu al, dışarıda suçlu arama. E. ANTER

· Seçmiş olduğunuz ve karar verdiğiniz şeylerin bedelini siz ödersiniz; size akıl verenler değil. TS ELİOT