Mavi, güzel bir renk olduğu için bütün denizler güzeldir.

Hatta tek başına Deniz adı da güzeldir.

Ege mavisi güzeldir, Ege kıyıları da güzeldir.

Bodrum’da, Kuşadası’nda, Didim’de gökyüzü mavisi ayna tutar deniz mavisine. Mavi ikilisi, kara yeşili ile uyumlu bir üçleme oluşturur. Doğa, yürek tüketir kıyıları maviye, yeşile boyamak için.

Ege Denizi’nde mavi, mavi ile yarışır;

Işıklı mavi,

Gölgeli mavi,

Köpüklü mavi...

Yıldız yağdırır gök mavisi deniz mavisine. Ay’ın başı döner, düşer. Çıngı çıngı dağılır ışık topu.

Kıyılarda yeşil yeşille yarışır;

Çam yeşili,

Maki yeşili,

Zeytin yeşili...

Didim/Akbük’te Karadiken Dağı’na yaslanıp Akbük Körfezi’ne, körfezin güneyini tutan İlbıra Dağı’na bakarken önce mavi su doldurur gözlerimizi; ışıklı mavi, gölgeli mavi, köpüklü mavi... Sonra dağın yeşili; zeytin yeşili, maki yeşili, çam yeşili.

Mavi ile yeşil ikilisi aynı arabanın, koşum atlarıdır. Binlerce yıldır yaşanan aşkların renkleridir. Hititlerin, Luvilerin, Troyalıların, Lidyalıların, Romalıların, Selçuklunun, Osmanlının, çağdaş Cumhuriyet’in renkli dünyasının renkleridir.

Çok tanrılı yılların destanlarını; İlyada’yı, Odesa’yı buralarda yazar Homeros. Pisagor, Samosludur. Samos Adası, bir adım ötesindedir Kuşadası’nın. Thales, Miletlidir. Milet, bir zamanlar Söke Ovası’nda, Didim yakınlarında bölgenin en işlek liman kentidir. Büyük Menderes’in dili olsa da anlatsa o dönemin aşklarını. Bafa Gölü kıyısında yarı tanrı Çoban Endimion ile Tanrıça Selena’nın aşkını.

Elinde ateş saklayan kötülük, kıskanır dünün bugüne armağanı renk uyumunu. Yangın kızıllığı, is kokusuna bulanır.

Yangını çok ülkelerde yoksullar semt pazarlarının alacakaranlığında çoğalırken, is kokulu kıyılarda rant varsılları çoğalır.

İzmir’den başlayan Kuşadası, Bodrum kıyılarından Marmaris, Fethiye kıyılarına uzanan “Mavi Yolculuk” turları Halikarnas Balıkçısı’nın, Azra Erhat’ın kitaplarında sayfa sayfa anlatılır. Ayaklarını, ellerini deniz mavisine, gözlerini kıyı yeşiline boyayan aydınlık yüzlü o güzel insanlar yok artık. Varsıllık alameti teknelerde, yatlarda dolaşan kötülüğün gözleri tatil köyleri, otel, motel yapılacak yangın yerleri ya da yakılacak yerler arar. Her yıl, her yaz mevsimi yüreğimiz ağzımıza gelir, yüreğimiz yanar.

Siyaset dünyasında renksizliğe alıştırılan halk, renkli dünyaya düşman edilir. Ege kıyılarında çıkan yangınlardan kaçan domuz sürülerinin yerini insan kılıklı domuzlar doldurur. Halk cehennemi yaşar.

Bilisizlik ( cehalet), güzelliklere düşmandır. Bir bir yok olur bin yıllardır var olan cennet;

Kuş cenneti,

Çiçek cenneti,

Renk cenneti...

“Yabanın biri” olur;

Homeros,

Pisagor,

Tales...

Unutturulur;

Yunus,

Pir Sultan,

Dadaloğlu,

Karacaoğlan,

Veysel...

Gelenler kim? Kimse, kimseyi tanımaz, bilmez.

El olur herkes birbirine, el!

Doğanın rengi, doğanın sesi insan sesiyle, emeğiyle dayanıştığında başka renkler de görücüye çıkar. Gökkuşağı başımızda taç olur.

İyi de,

Başına taç takılacak insan nerede?

İnsanın olduğu yerde bütün renkler tehlikede.

7 Ağustos 2026, Didim/Akbük