Bir şehrin hayalleri bir günde yıkılmaz.
Sessizlikle, “aman bize dokunmasın” diyerek, gençlerin enerjisini tribünde bırakıp karar masasına taşımayarak yıkılır.
Sevgili gençler, size masal anlatmayacağım.
Bizim kuşak bekledi. Sabretti. Uysallaştı. “Hele bir bakalım” dedi.
Ve bugün dönüp baktığımızda görüyoruz ki; insan bazen yaşadığı sonucu hak ediyor.
Biz bazı şeyleri hak ettik.
Siz etmek zorunda değilsiniz.
HİSSETMEKTEN KORKMAYIN
Bugün 20 yaşındasınız.
Bir 20 yıl sonra 40 olacaksınız.
O gün geldiğinde “keşke” dememek için şimdi ne yapıyorsunuz?
Sessiz kaldığınız her şey, siz sustukça büyür.
Biz bunu geç öğrendik.
FUTBOL SADECE FUTBOL DEĞİLDİR
Biz gençken tribünlerde o günlerin lakaplarıyla Fırsatçı Tanju Çolak, Şeytan Rıdvan Dilmen, Ordünaryus Lefter Küçükandonyadis konuşulurdu.
Bugün siz Arda Güler, Kenan Yıldız, Can Uzun diyorsunuz.
Dün yıldız olanlar bugün hatıra.
Bugünün gençleri yarının tarihi olacak.
Peki bizim şehirde?
Gençler gerçekten sahaya çıkabiliyor mu, yoksa sadece vitrinde mi duruyor?
Bir kulüp gençlerine güvenmezse yaşlanır.
Bir şehir gençlerine alan açmazsa küçülür.
Tribünde bağırmak kolaydır.
Ama yönetime soru sormak cesaret ister.
YENİLGİLERLE BÜYÜMEK Mİ, YENİLGİYİ NORMALLEŞTİRMEK Mİ?
Her mağlubiyetin içinde bir ders vardır.
Ama her mağlubiyeti kabullenmek bir alışkanlıktır.
Siz sürekli kaybederek büyümek zorunda değilsiniz.
Ama mücadele etmeden kazanamazsınız.
Bugün 15 yaşındaki bir Çorumlu gencin, 10 yıl sonra takımını Süper Lig’de görme ihtimali nedir?
Bu sorunun cevabı gençlerde değil, yönetim anlayışında saklı.
Ama şunu unutmayın:
Değişim yukarıdan başlamaz. Aşağıdan başlar.
GERÇEK OLUN, MÜKEMMEL DEĞİL
Bu çağ sizi “mükemmel” olmaya zorluyor.
Oysa ihtiyacımız olan şey mükemmel gençler değil, gerçek gençler.
Öfkenizi bastırmayın.
Ama yön verin.
Aidiyetinizi kaybetmeyin.
Ama sorgulamayı bırakmayın.
Birilerine ait olmak için değişmek zorunda değilsiniz.
Doğru yerde durmak için cesur olmak zorundasınız.
1976’DAN 2026’YA
Ben 1976’da sizin gibiydim.
Hayallerimiz vardı. Çoğunu gerçekleştiremedik.
Belki sistem, belki cesaretsizlik, belki konfor…
Ama şimdi soruyorum:
Siz bizim bıraktığımız yerden mi devam edeceksiniz?
Yoksa yeni bir sayfa mı açacaksınız?
SON SÖZ
Bu şehrin enerjisi sizde…
Bu tribünlerin sesi sizde…
Bu geleceğin yükü de sizde…
Siyaset sabır isteyecek.
Yöneticiler “zaman” diyecek.
Bazıları sizi oyalayacak.
Ama unutmayın:
Gençlik beklemez.
Gençlik başlatır.
Yeter ki inanın.
Yeter ki harekete geçin.