Bu, Jeffrey Epstein’in Karayipler'de bulunan özel mülkünde gerçekleştiği iddia edilen sistematik cinsel istismar ve insan ticareti suçlamalarına verilen genel isimdir ve ABD Adalet Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre: 3 milyondan fazla sayfa belge, 2 bin video kaydı,180 bin görsel içermektedir. Bakanlığın verilerine göre küçük çocuklara taciz, çocuk kaçırma, sapkın devlet yöneticilerine pazarlama, bunları kayıt altına alma ve her bir sapkının aleyhine kullanmak üzere depolama, yeri ve zamanı geldiğinde şantaj olarak kullanma belgeleri olarak arşivlenmiştir.

21. yüzyılın Hitler’i Trump’ın küçük kız çocuklarıyla paylaşılan fotoğrafı da gösteriyor ki bu kirli dosyada sergilenen olay ‘münferit’ bir olay değildir, kapitalist-emperyalist dünyanın doğasından gelen çürüme tüm küreyi sarmıştır. Dünyaya hükmettiğini sanan insanlık düşmanı bir azınlığın aklına gelen, gelebilecek olan her türlü pisliği, kirliliği yapabileceğine inanmasıdır. Bu, savaştan beter, örgütlü bir insanlık suçudur. Savaşta ya bombayla ya kurşunla insanlar ölürken, kaçırılan kız/erkek çocuklar Epstein adlı canavarın adasında, sapık ve ırkçıların zevki uğruna ölümlerden ölüm beklemiştir. Dünyanın yaşadığı en geniş çaplı vahşetlerden biridir ve üstü kapatılmamalıdır, her ülke adalet kurumu bu çürümenin üstüne gitmeli ve adı geçen sorumluları cezalandırmalıdır.

Bu kirli dosyalarda adı geçen Tom Barrack ülkemden sınır dışı edilmelidir. Suriye’de kelle kesen vahşilere destek veren her unsur ülkemde yaşamamalıdır.

Epstein’in cezaevinde ölü bulunması konuşmasını engellemek üzere yapılmış bir suikasttır. Kimler yok ki bu dosyada? Çocuk kaçırma olaylarının Türkiye üzerinden yapıldığı iddiaları ve bazı siyasilerin adlarının geçmesi olayın vahametini büyütüyor. Hemen “yalan, fotomontaj, siyasi karalama” gibi açıklamalar peş peşe gelecektir. Ne söylenirse söylensin, ortada bir gerçek var ve tüm çıplaklığıyla medyada sergileniyor. Kamuoyu duyarlılıkla üstüne gitmelidir.

T. Çömez, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı veriler üzerinden yaptığı değerlendirmede, “2008–2016 yılları arasında toplam 104 bin 531 çocuğun kaybolduğunu söyledi. 2016’dan sonra TÜİK’in sitesinde kayıp çocuklarla ilgili bilgi yok.” Epstein dosyasını işaret eden Çömez, “Türkiye’den kız çocuklarının kaçırılıp Epstein adasına götürüldüğüne ilişkin belgenin dosyada olduğunu” belirtti. Bu çocukların akıbeti nedir? Depremde kayıp olduğu veya kaçırıldığı basında geniş yer alan çocuklar nerede? Deprem günlerinde bölgede kurulan İsrail sahra hastanesinin işlevi neydi? İddia edilen organ kaçakçılığı ile ilişkisi araştırıldı mı? Yaşandıysa bu çarkı döndüren bir suç örgütünün izi sürüldü mü? Yenidoğan çetesinin hastanelerde yaptıkları gündemden düşmezken, İsrail hastanesinin bu bölgede ne işi vardı, yalnızca yaralıları sağaltmak için mi, henüz yaşamda olanların organları için mi? Ülkemin bu bölgeye acil sahra hastanesi kurması neden düşünülmedi?

Yüreğimiz sızladıkça aklımızı dolduran bu soruların yanıtı bulunacak mı?

(SÜRECEK)

Bu, Jeffrey Epstein’in Karayipler'de bulunan özel mülkünde gerçekleştiği iddia edilen sistematik cinsel istismar ve insan ticareti suçlamalarına verilen genel isimdir ve ABD Adalet Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre: 3 milyondan fazla sayfa belge, 2 bin video kaydı,180 bin görsel içermektedir. Bakanlığın verilerine göre küçük çocuklara taciz, çocuk kaçırma, sapkın devlet yöneticilerine pazarlama, bunları kayıt altına alma ve her bir sapkının aleyhine kullanmak üzere depolama, yeri ve zamanı geldiğinde şantaj olarak kullanma belgeleri olarak arşivlenmiştir.

21. yüzyılın Hitler’i Trump’ın küçük kız çocuklarıyla paylaşılan fotoğrafı da gösteriyor ki bu kirli dosyada sergilenen olay ‘münferit’ bir olay değildir, kapitalist-emperyalist dünyanın doğasından gelen çürüme tüm küreyi sarmıştır. Dünyaya hükmettiğini sanan insanlık düşmanı bir azınlığın aklına gelen, gelebilecek olan her türlü pisliği, kirliliği yapabileceğine inanmasıdır. Bu, savaştan beter, örgütlü bir insanlık suçudur. Savaşta ya bombayla ya kurşunla insanlar ölürken, kaçırılan kız/erkek çocuklar Epstein adlı canavarın adasında, sapık ve ırkçıların zevki uğruna ölümlerden ölüm beklemiştir. Dünyanın yaşadığı en geniş çaplı vahşetlerden biridir ve üstü kapatılmamalıdır, her ülke adalet kurumu bu çürümenin üstüne gitmeli ve adı geçen sorumluları cezalandırmalıdır.

Bu kirli dosyalarda adı geçen Tom Barrack ülkemden sınır dışı edilmelidir. Suriye’de kelle kesen vahşilere destek veren her unsur ülkemde yaşamamalıdır.

Epstein’in cezaevinde ölü bulunması konuşmasını engellemek üzere yapılmış bir suikasttır. Kimler yok ki bu dosyada? Çocuk kaçırma olaylarının Türkiye üzerinden yapıldığı iddiaları ve bazı siyasilerin adlarının geçmesi olayın vahametini büyütüyor. Hemen “yalan, fotomontaj, siyasi karalama” gibi açıklamalar peş peşe gelecektir. Ne söylenirse söylensin, ortada bir gerçek var ve tüm çıplaklığıyla medyada sergileniyor. Kamuoyu duyarlılıkla üstüne gitmelidir.

T. Çömez, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı veriler üzerinden yaptığı değerlendirmede, “2008–2016 yılları arasında toplam 104 bin 531 çocuğun kaybolduğunu söyledi. 2016’dan sonra TÜİK’in sitesinde kayıp çocuklarla ilgili bilgi yok.” Epstein dosyasını işaret eden Çömez, “Türkiye’den kız çocuklarının kaçırılıp Epstein adasına götürüldüğüne ilişkin belgenin dosyada olduğunu” belirtti. Bu çocukların akıbeti nedir? Depremde kayıp olduğu veya kaçırıldığı basında geniş yer alan çocuklar nerede? Deprem günlerinde bölgede kurulan İsrail sahra hastanesinin işlevi neydi? İddia edilen organ kaçakçılığı ile ilişkisi araştırıldı mı? Yaşandıysa bu çarkı döndüren bir suç örgütünün izi sürüldü mü? Yenidoğan çetesinin hastanelerde yaptıkları gündemden düşmezken, İsrail hastanesinin bu bölgede ne işi vardı, yalnızca yaralıları sağaltmak için mi, henüz yaşamda olanların organları için mi? Ülkemin bu bölgeye acil sahra hastanesi kurması neden düşünülmedi?

Yüreğimiz sızladıkça aklımızı dolduran bu soruların yanıtı bulunacak mı?

(SÜRECEK)