YALAMA
Çok az ailenin bahçesi vardı bizim köyde.
Bizim köy nere mi?
Çorum'dan kalkıp Hatap Boğazı'na girdin mi tutar elinden söğüt, kavak ağaçları, Babaoğlu, Pamucak, Boğazönü... Dağ taş meşe ağacı, orman havası... Hatap deresinin öte ucu Küre Beli. Sonrası Alaca, Yozgat...
Bel üstü olduğu için su kıtlığı da var. Nerede bir su gözesi var, oraya bir eşme, önüne küçücük bir göl (toprak havuz) yapılırdı. Böylece hemen bir bostan yeri oluşturulurdu. Köyden üç km batıda, Karataş mevkiindeydi bizim bostan. Burada birçok ailenin de bostan yeri vardı.
Bizim köyde hemen herkesin bağı da vardı. Köyümüz, bağlarıyla ünlüydü.
Buralarda yetişen Hasandede üzümü başka köylülerin de ağzını tatlandırırdı.
Köyümüzün bağları sosyal yaşamı da renklendirirdi.
Ha bizim köyün bağları, ha Nazilli Bez Fabrikası...
Cumhuriyet'in ilk on beş yılında yapılan fabrikalar, sadece ürün üreten iş yerleri değildi, aynı zamanda sosyalleşme, eğitim alanlarıydı. Nazilli Bez Fabrikası'nın bahçe kapısından girdirdiğinizde bez dokuyan makineler, makine başında işçiler göreceğinizi sanıyorsunuz.
Bakın, neler vardı; Konutlar ve işçi lojmanları, Kreş ve çocuk bakımevi, hastane ve sağlık birimleri, sinema, tiyatro ve kültür salonları, kütüphane, spor alanları ve spor tesisleri, yemekhane, kooperatif ve alışveriş birimleri, hamam, kulüp ve sosyal toplantı mekanları, misafirhane, okul- eğitim birimleri, yeşil alanlar, parklar, dinlenme alanları...
Bedri Rahmi Eyüboğlu, fabrikanın park yerinde 500 bisikletin park ettiğini yazar.
Bizim köydeki renkli bağ yaşamı belki de Dyanisos şenliklerine kadar uzanır.
Eski Yunan'da şarap tanrısı Dyanisos adına Bağbozumu şenlikleri yapılırmış.
İnsanımızın heybesi Anadolu inançları ile doludur. 2024 yılında Sungurlu'da üzerinde tanrı Dyanisos'un kabartması olan kocaman bir üzüm sıkma taşı bulundu.
Ağustos, eylül ayları, Dyanisos şenlikleri kadar olmasa da köyümüzün bağ yolu oldukça şenlenirdi. Yaşlıların gençlere karşı gösterdikleri hoşgörü aylarıydı. Bağa gidenler, bağdan dönenler, üzüm ikramları, bakışmalar, gülümsemeler, ışmarlaşmalar, ayna tutmalar...
1980'den sonra, özellikle de son yirmi beş yıldır bir el Cumhuriyet'imizin eskiden beri gelen o kendine özgü değerleriyle oynadı. Cumhuriyet kurumları yalama oldu. Ne bağ kaldı, ne bağbancı. Bahçe de kalmadı, bostan da. Köyler de köy değil artık. Nazilli'de de Bez Fabrikası yok!