XIII. Yüzyıl söz konusu olduğunda bir Avrupa'ya bakıyoruz, bir Anadolu'ya. Ay'ın iki yüzüne bakar gibi bakıyoruz. Avrupa Engizisyon karanlığını yaşarken Anadolu, Ay'ın aydınlık yüzü gibi görülüyor.

Avrupa'da, Galile Galileo:

"Dünya dönüyor." diyor.

"Atın içeriye!"

"Dönmüyor!" diyor da kurtuluyor.

Anadolu'da, Hacı Bektaş Veli, tekkede dervişlere ders veriyor. Duydukları ile dünyaları değişen, yeni yeni umutlar yüklenen dervişler; Pir'in kucağında bir elinin altında aslan görüyor, bir elinin altında karaca.

Pir anlatıyor onlar dinliyor. Sonrasında da çıngı çıngı dağılıyorlar Anadolu'ya, Balkanlara...

Pir'in sözleri buğday tohumu oluyor, saçılıyor:

" İncinsen de incitme."

" Eline, diline, beline sahip ol."

" Bir olalım, iri olalım, diri olalım."

" Yetmiş iki millete bir nazarla bak."

" Hararet nardadır, sacda değildir/Keramet hırkada, taçda deldir/Her ne arar isen kendinde ara/Kudüs'te, Mekke'de, Hac'da değildir."

" Düşmanının dahi insan olduğunu unutma. "

" Nefsine ağır geleni kimseye uygulama."

" Kadınlarınızı okutunuz."

" İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. "

Pir'in öğretisini halk anlıyor da Anadolu Selçuklu Sarayı anlamıyor. Saray, sarayca yaşıyor halk halkça.

Köyün kamburu oluyor halk. Beli bükülüyor vergilerle. Konar göçer Türkmenler siyesetten dışlanıyor, adaletsizlik yaygınlaşıyor...

Bu yıllarda Azerbaycan'ı, İran'ı egemenliği altına alan Moğolların yönü Anadolu'ya çevriliyor. Bir halk ayaklanması olan Babai ayaklanmasının ardından zayıf düşen Anadolu Selçuklu Devleti ile Moğollar arasında 1243'te Kösedağ Savaşı oluyor. Savaşı Moğollar kazanıyor. Yaşamı zorlaşan yine konar göçer Oğuz Türk'ü oluyor. Alacakaranlık, karanlığa dönüşüyor.

Vergiler daha da artıyor.

Daha fazla merkezi denetim geliyor.

Siyasi dışlanma sürüyor.

Gelen, gideni aratıyor. .

Savaşlar halkları mutlu etmez. İki yüz yıl sonra Anadolu'nun orta yerinde Ankara Savaşı oluyor. Saldırgan Timur'un ordusu Osmanlı ordusunu yeniyor. Devlet yönetimi felç oluyor. Taht kavgası başlıyor. Batı Anadolu'da Şey Bedrettin ayaklanması büyüyor "Yarin yanağından gayrı/Her şeyde hep beraber." söylemi ile, bu güne dek gelen eşitsizliğe vurgu yapılıyor

O gün bugün bu eşitsizlik hep sürüyor.

Saray'dan yönetilen ülkelerde adalet olmaz, eşitlik olmaz, demokrasi hiç olmaz...

Dün olmadı, bugün de olmaz.

XXI. Yüzyılın ikinci çeyreğindeyiz. Bir Avrupa'ya bakıyoruz, bir Anadolu'ya. Anadolu alacakaranlık, Avrupa renkli dünya.