“7 Kız Kardeşin İran aşkı fena kabardı” desem, konuyla çok yakından ilgilenmeyenler, bu ne demek diye soracaktır.

7 Kız Kardeş kimdir bilir misiniz?

Yıllar önce bazılarının isimleri farklı olan Chevron, BP, Shell, Exxon, Texaco, Mobil, Total günümüzde dünyanın en büyük 7 petrol şirketidir.

İngiliz, ABD, Hollanda ve Fransa kökenli bu şirketler 1954’de, İran petrolünü millileştirmek isteyen Başbakan Musaddık’ı devirdi.

Musaddık’ın yerine Şah Rıza Pehlevi’yi yetkili kıldılar.

Sonrasında Şah Pehlevi’nin önüne bir anlaşma koydular.

Buna göre petrol gelirlerinin sadece yüzde 48,7’si İran’a verilecek, geri kalanı da 7 Kız Kardeş paylaşacaktı.

Bu anlaşma 1954’den 1979 yılına kadar yürürlükte kaldı.

Yani 25 yıl boyunca bu 7 Kız Kardeş, dünyanın en büyük 3. Petrol rezervlerine sahip İran’ın zenginliklerinin önemli bir bölümüne el koydular.

Bu duruma zaman içinde isyan etmeye başlayan Şah Pehlevi, 1974 yılında 7 Kız Kardeşe yeni bir anlaşma önerdi.

Buna göre, petrol gelirlerinin tamamı 20 yıllığına İran’a kalacak, sonrasında durum yeniden gözden geçirilecekti.

Anlaşmayı kabul edilebilir bulmayan 7 Kız Kardeş, Şah’ı iktidardan indirmenin ve yerine alternatifini hazırlamanın çalışmalarını başlattı.

Sonuç bildiğiniz gibi gelişti.

İç karışıklıklar, protestolar, grevler ülkedeki tansiyonu yükseltince Şah Kahire’ye gitmek zorunda kaldı.

Ardından da Paris’te sürgünde bulunan Ayetullah Humeyni İran’a getirildi.

Ama beklenen olmadı, mollalar yani yeni rejim, 7 Kız Kardeşi büyük bir hayal kırıklığına uğrattı.

Yedi Kız Kardeş, İran’ın petrol gelirlerinden bekledikleri payları alamadılar.

Tam 47 yıl sonra 7 Kız Kardeş, İran petrollerinde yeniden söz sahibi olmak için Trump’ı devreye soktular.

Trump’ın, İran’dan en önemli talebi, söylendiği gibi nükleer programın bitirilmesi falan değil.

Bir numaralı talep, “Yüzde 90’ını Çin’e sattığınız petrolün tamamını ABD’ye vereceksiniz. İran petrolünün ticaretini ABD yapacak.”

Zor ve sıkıntılı bir pazarlık oluyor hem de çok zor.

Anımsatmakta yarar var, ABD 1991’de Irak’ı işgal etmeden önce bölgeye yaklaşık 500 bin asker yığmıştı.

Şu an Umman Denizinde 5 bin, bölgedeki üslerde 40 bin Amerikan askeri bulunuyor.

Bu kadar sayıdaki askerle ve üstelik Irak’ın 3,5 katı büyüklükteki İran’da, bırakın rejimi değiştirmeyi petrol başta olmak üzere diğer talepleri kabul ettirmek mümkün mü?

Zaten İran pek boyun eğecek gibi gözükmüyor.

Evet İran rejimi çok yıprandı, ama güçsüz değil.

Yaklaşık 3-4 senedir dünyada kıyamet alametleri yaşanıyor.

Özellikle Amerika tek kutuplu dünyada aklına geleni yapıyor ve mazlum milletleri canından bezdirerek sömürmeye devam ediyor.