Kutsal kitabımızın ilk ayeti (Alak Suresi 1.Ayet) “oku” diye başlıyor. Yani kutsal kitabımız her şeyden önce okumayı emrediyor. Bunu bildiğimiz halde, ne yazık ki en az okuyanlar Müslümanlar. Biz diğer Müslüman ülkelerden biraz ayrılsak da, gelişmiş ülkelerin çok gerisindeyiz.
Ülkelere göre kitap okuma oranları; Amerika'da %12, İran'da %13, Japonya'da %14, Fransa'da %21, İngiltere'de %21, Almanya'da %25, Rusyada %50 iken bizde bu oran maalesef on binde 1’dir.
Ülkemizde 1.137 halk kütüphanesi varken, bu sayı İngiltere'de 4.620, Almanya'da 9.550, Fransa'da 16 bindir.
Ülkemizde ihtiyaç listesinde kitap çok gerilerdedir. Bir Norveçli; kitap için yılda 147 dolar harcarken, biz 33 sent harcıyoruz. Ülkemizde günde ortalama 5 saat televizyon izlenirken, kitap okumaya ayrılan zaman yılda ortalama 6 saattir. 200 lira verip kitap almayan insanlarımız, 2000 lira verip fal baktırmaktadır.
Okumanın önemini şu örnek çok acı bir şekilde göstermektedir. Türkiye'de ve Rusya'da geçtiğimiz yıl yapılan karşılaştırmalı bir deneyde 100 kişiye kana kırmızı rengi verenin ne olduğu soruluyor. Rusya'daki röportajlarda 100 kişiden 98'i "alyuvar" (hemoglobin) cevabını verirken, Türkiye'de yapılan röportajlarda 100 kişiden 20 kişi doğru cevap verirken 80 kişi vişne, domates ve karpuz gibi cevaplar vermişlerdir.
Kitap okumak; zihni güçlendirerek hafızayı canlandırır. Stresi azaltır ve empati duygusunu geliştirir. Kelime dağarcığını zenginleştirir. Hayal gücünü geliştirerek insanı olgunlaştırır. Mesleki ve akademik başarıyı yükseltir. Entelektüel bir insan olmayı sağlar.
Kitap okuma çocukluktan kazanılması gereken bir alışkanlıktır. Çocukluğundan bu alışkanlığı kazanan bir insan bu işi severek ömrü boyunca devam ettirir. Çocuklara bu alışkanlığı kazandırmak için ailelere ve başta ilkokul öğretmenleri olmak üzere tüm öğretmenlere çok önemli görevler düşmektedir.
Cehalet; öğrenim görmeme veya öğrenim gördüğü halde yeterli eğitimi almamış olması nedeni ile kendini gösteren bilgi ve görgü eksikliğidir. Cehalet okumaz hatmeder, öğrenmez inanır, düşünmez şartlanır, sorgulamaz yargılar. En tehlikelisi de yeterli eğitimi almamış okumuş cahillerdir.
Cehaletten kurtulmanın yolu akılcı ve bilimsel bir eğitim sistemi uygulayarak, okuyan, araştıran ve sorgulayan bir toplum yapısına sahip olmaktır. Bunları yaparsak cehaletin kader olmadığını kanıtlamış oluruz.