Haberleri dinlerken Türkçemize iki kelime daha girmiş; meğerse haberimiz yokmuş. Türkiye’mize son yıllarda dışarıdan ithal ettiğimiz eşyalar gibi, maalesef Türkçemize çok sayıda kelime ithal etmeye başladık. Özümüzden ayrıldığımız gibi, Türkçemizden de uzaklaştık; ama bile bile buna devam etmek de çok şaşırtıcı bir durum, “dur” diyen de yok.

Enflasyon kelimesini duymayan yoktur. Yat kalk enflasyon, sağımız solumuz enflasyon, haberlerde, gazetelerde, konuşmalarda enflasyon. Bizlerin ayrılmaz ikiz kardeşimiz gibi, aynen.

Şimdi sıkı durun: Enflasyonun iki kardeşi varmış da haberimiz yokmuş. Bizlerden yıllarca saklamışlar. Şimdilerde yavaş yavaş duyar olmaya başladık ya da başlayacağız. Sizler duymadan ve şok geçirmeden, ben sizi alıştırarak söyleyelim istedim. Söylemekte zorlanabiliriz ama bizler nelere alışmadık ki, buna mı alışamayız? Bu iki kardeşimizin isimleri oldukça da tatlı; onu da hatırlatarak isimlerini söyleyebilirim artık: Shrinkflation ve Skimflation.

Gelin, isterseniz bu iki kardeşimizi size anlatmaya çalışalım; örneklerle bakalım, sevecek misiniz ya da nefret mi edeceksiniz, karar sizin olsun.

Bu iki kardeşimizle en çok karşılaşacağımız yerler marketler. Hissedeceğimiz yer ise cebimiz, yani kazancımız. Bunlar güzel gözükseler de, aslında kötü kardeşler; yaramazlar, evlat olsa sevilmez cinslerden. O kadar kötüler ki, seveceğim desen de sevemezsin; kendini hiç zorlama, zaten bunlar da sevilmek için çaba harcamıyorlar.

Market alışverişine gittiğinizde her şey normal gibi görünür: Fiyatlar aynı, ambalajlar tanıdık… Ama eve geldiğinizde fark edersiniz ki çikolata biraz daha küçülmüş, yoğurdun kıvamı eskisi gibi değil, ekmeğin tadı değişmiş. Anlam veremezsiniz, düşünür durursunuz. Ve dersiniz ki: “Ne varsa eskilerde var.” Çünkü insanoğlu daima geçmişi aradığından, geçmişteki ağız tadını da arar. Maalesef ne geçmişi bulur ne de geçmişteki ağız tadını. İşte bunun tek sebepleri, bizim ikiz kardeşlerimiz: “Shrinkflation” ve “Skimflation”dır.

Shrinkflation ve Skimflation, market alışverişinizde siz paranızla değil ama dikkatinizle kandırdılar. Size akıl oyunu oynarlar ve başarırlar. Aklınızla dalga geçerler. Hem de gözünüzün içine bakarak ve yüzünüze gülerek.

Kötüler dedik ya, gerçekten çok kötüler.

Bize nasıl kötülük yapıyorlar, isterseniz bakalım, sırasıyla:

Shrinkflation: Marketteki malzemenin fiyatı aynı ama gramaj azaltılmış. (Ürünün miktarını azaltıp fiyatı sabit tutma taktiğidir.) Kelime olarak biraz korkutucu gelebilir ama mantığı basit:

Örneğin, 500 ml’lik meyve suyu bir anda 450 ml olur; porsiyonlar küçülür, gramaj azalır ama fiyat aynı kalır. Firma, maliyet artışını böyle gizler; tüketici fark etmezse sorun yoktur. “Aman, fiyat aynı!” mesajı verilmiş olur. Küçülen paket, cebinizden çıkmasa da gözünüze bir eksiklik hissettirir.

Skimflation: Marketteki malzemenin miktarı aynı, ama kalitesi düşürülmüş. (Gramaj aynı kalırken ürünün kalitesinin düşürülmesidir.) Kelime olarak biraz daha sinsidir.

Örneğin, yoğurdun tadı hafifler, ekmek daha çabuk bayatlar, kahve biraz sulanmış, otelde hizmet yavaşlar. Burada tüketici aslında aynı parayı öder ama eskisi kadar değer görmez. Yani parayı ödemeye devam ediyorsunuz ama eski değer yok.

Anlayacağımız türden: Shrinkflation gramaj hilesi, Skimflation kalite hilesi.

İşte bizim ikiz kardeşlerimizin marifetleri. Şimdi sevip sevmemek sizin tercihiniz.

Ekonomik olarak satıcılar için bu yöntemler kurtarıcıdır; maliyetler artarken fiyatları sabit tutmak, tüketiciyi ürkütmeden kârı korumak…

Ama sonuçta biz tüketiciler bir şekilde kaybediyoruz. Küçülen paket veya düşen kalite, görünmez bir enflasyonun parçası hâline geliyor. Üreten de satan da kendisinin ve ailesinin aynı ürünü kullandığını unutuyor maalesef. Satışta kar ederken alışında zararını düşünmüyor. ”Karda zararda kardeştir” mantığını kullanıyor sanırsam.

Peki, çözüm?

Tüketici olarak bilinçli olmak çok önemli. Tüketici, ambalajı dikkatle incelemek, ürünleri karşılaştırmak ve gerektiğinde alternatifleri araştırmak; alternatifleri deneyerek alışveriş yapmak, bu görünmez hileleri anlamanın ilk adımıdır.

Çünkü bazen enflasyon sadece fiyat etiketiyle gelmez; gramajda, kıvamda, tadında da gizlenir. Ekonomi sadece fiyatlarla değil, değerlerle de oynanır. Ve bazen küçük detaylar büyük farklar yaratır.

Ama markete bir paketi iki kere kontrol etmek zorunda kalmak sinir bozucu olabilir; ama bilinçli tüketici olmak, bu küçük ama sinsi hilelere karşı en iyi savunmadır. Unutmayın: Küçük detaylar büyük fark yaratır; market alışverişi ise bazen bir dedektiflik işidir.

Bu iki yöntem, aslında ekonomik gerçeklerle başa çıkmanın görünmez yollarıdır. Enflasyonun yükseldiği, maliyetlerin arttığı bir dünyada firmalar, “görünürde fiyatı koruma” oyununa başvurur. Ama sonuç, tüketicinin cebinden çıkmasa da, yaşam kalitesinin eksilmesiyle ölçülür.

“İnsanoğlu hilebazdır, kimse bilmez fendini; hem kime iyilik edersen sakla ondan kendini.” (Lâ-Edrî)

“Hile yıldırıma benzer, onun ışığıyla yolcuların yolu görmelerine imkân yoktur.”( Mevlâna)