Umut Süzgen bana Gecenin Sorgusu kitabını hediye etmişti; ancak kısa sürede buna olanak bulamadım. Yeni yazma fırsatım oldu. Bu gecikme, eserin hızlı bir ilk izlenimle değil, şiirlerin bütünlüğü ve iç bağlantıları dikkate alınarak değerlendirilmesini olanaklı kıldı. Zira Gecenin Sorgusu, ilk bakışta yalın görünüyor; fakat derinlemesine incelendiğinde düşünsel yoğunluğu öne çıkan bir şiir kitabı olarak duruyor.
***
Umut Süzgen, 9 Aralık 1998’de Lüleburgaz’da doğmuştur. Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği bölümünü bitirmiş, öğretmenlik mesleğinin yanı sıra şiir, tiyatro ve makale türlerinde edebî üretim çalışmaları yapıyor.
***
Kitaba adını veren Gecenin Sorgusu şiiri, eserin şiir sanatının (poetik) merkezini oluşturmaktadır. Şiirde gece, yalnızca zamansal bir kesit değil; insanın kendisiyle baş başa kaldığı bir bilinç alanı olarak kurgulanıyor.
“Gecenin sorgusu hep uzundur
Gündüzü de tartarsın
Akıl tahtasının üzerinde
Bazen incedir düşünceler
Bazen incitir düşünceler”
(Gecenin Sorgusu, s 12)
Burada “akıl tahtası” imgesi, düşüncenin bir oyun değil; bedeli olan bir hesaplaşma alanı olduğunu düşündürür. Şair, insanın tam olamayışını şiirin merkezine yerleştirir:
“Tam olamaz insan
Ulaşamaz kalbinin son durağına”
(Gecenin Sorgusu, s 12)
Bu dizeler, Süzgen’in şiirinde tamamlanmış bir benlikten öte sürekli eksik kalan bir varoluş bilincinin hâkim olduğunu öne çıkarıyor.
***
Catherina şiiri, kitabın daha lirik ve sezgisel damarını temsil ediyor. Doğa imgeleri, bireyin iç dünyasını onaran bir alan olarak işlev görüyor.
“Küçük bir fidan
Kendin olmalısın Catherina”
(Catherina, s 70)
Şair burada doğayı romantize etmekten çok, direnç ve yeniden var olma metaforu olarak kullanıyor. “Fidan” imgesi, kırılganlığı olduğu kadar büyüme ihtimalini de içerir. Şiirin hitap biçimi, Süzgen’in şiirlerinde sıkça görülen sessiz muhatap anlayışını yansıtıyor. ***
İnsan şiiri, bireysel sorgudan toplumsal ve etik bir düzleme geçişi temsil eder. Şair, sessizliği ahlaki bir problem olarak ele alır:
“Sessizlik
İnsanların sustuğu iki zaman
Biri uyku, biri haksızlık”
(İnsan, s 71)
Bu dizelerde sessizlik, masum bir durum değil; haksızlık karşısında alınan bir tavır olarak sorgulanıyor. Şair, insan olmanın yalnızca biyolojik değil, etik bir sorumluluk olduğunu da vurguluyor.
***
Bir Varoluşun Ortasında şiiri, Süzgen’in şiirlerinde sıkça karşılaşılan ikilik temasını yoğun biçimde yansıtır:
“Bir yanımda umut varken
Diğer yanım ondan yoksun kalır”
(Bir Varoluşun Ortasında, s 98)
Bu karşıtlık, modern bireyin iç çatışmasını temsil eder. Şair, kesin çözümler sunmuyor. Varoluşun ortasında kalmış bir bilinci şiirle görünür hale getiriyor.
***
Umut Süzgen’in şiir dili yalın, ancak bu yalınlık bilinçli bir şiir sanatı (poetik) tercihidir. Serbest nazım kullanımı, şiirlerin iç ritmini ön plana çıkarıyor. Kısa dizeler, anlamı yoğunlaştırıyor. Didaktik söylemlerden kaçınıyor. Şiiri, bir öğretme değil, birlikte düşünme sanatı hâline getiriyor.
***
Gecenin Sorgusu, Umut Süzgen’in şiiri bir iç hesaplaşma alanı olarak ele aldığını gösteren bütünlüklü bir ilk kitaptır. Şair, yüksek sesli iddialar yerine sessiz ama ısrarlı sorular soruyor. Gece, insan, sessizlik ve varoluş temaları; çağdaş bireyin ruh hâlini yansıtan bir şiir sanatı içinde birleşiyor. Bu yönüyle Gecenin Sorgusu, genç bir şairin sesini arayışından çok, sesini kurma çabasının ürünü olarak değerlendiriyorum.
Gecenin Sorgusu, Umut Süzgen Drama Yayınevi 2024 103 s.
