Çömez, “9 kez Türkiye’ye gelen Epstein’in kişisel banka hesabından Türkiye’ye 200 milyon dolar transfer edildiğini” belirtti.

Bu büyük miktardaki para kime veya hangi banka hesabına yatırıldı? Açıklanmalıdır.

Bu arada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, çocuk istismarı ve fuhuş ağı kurmakla suçlanan Epstein bağlantılı olarak ortaya çıkan yeni belgeler üzerine soruşturma başlattı.-Internet, Ankara NetHaber

“Epstein'in fuhuş ağına, Ghislaine Maxwell, Uluslararası Adalet Divanında (UAD) İsrail'i savunması planlanan avukat Alan Dershowitz, modellik ajansı sahibi Jean Luc Brunel, Prens Andrew, bilim insanı Stephen Hawking ve birçok önemli şahsın dahil olduğunu ve Epstein'in cinsel istismar suçlarına ortak olduklarını gösteriyor.”- ntv.com.tr, internet

Bill Gates’in eski eşi Gates - Epstein arasındaki ilişkiye işaret ederek O iğrençti, kötülüğün vücut bulmuş hali gibiydi” dedi. Internet, Haberler.com

T. Çömez “Bu belgelerde Türkiye'den küçük kız çocuklarının istismar adasına götürüldüğü yazıyor. Çocukların İngilizce bilmedikleri için zorluk çektikleri de not edilmiş. Tek kelimeyle korkunç bir insanlık suçu.” – Oda TV

Epstein dosyası bir çukurda debelenmenin önemli bir gerçeği. Ya bizdeki çocuk kaçırmalara, tecavüze, öldürmelere, MESEM aracılığıyla sermayeye ucuz emek gücü sağlanmasından kaynaklanan, “sözde iş kazası” çocuk ölümlerine, gemide yüksekten düşerek ölen işçiye koruyucu gömlek giydirme gayretlerine, grevdeki işçilere saldırıp can almalara, çevrecilerin üstüne atılan biber gazıyla insan öldürmelere (öğretmen Metin Lokumcu), köylünün malına mülküne el koymalara (Milas) ne demeli? Uluslararası fuhuş çürümüşlüğünden daha mı geride?

ABD, AB (Avrupa) ülkeleri başta olmak üzere dünyanın her köşesinden devlet başkanları, kilit noktalardaki yöneticiler, askeri yetkililer, ünlüler, müzik dünyasından duyulmuş isimler bu dosyada…

Küresel bazda hukuk ‘dünya seçkinleri’(!) için de işletilmelidir. Fuhuş dosyasında adı geçen her siyasetçi, yönetici, ünlü hangi konumda bulunursa bulunsun yargılanmalı ve bu yargılama tüm insanlara açık yapılmalıdır. Yüzleri kızarmadan insanlığa ders verme pozları yıkılmalıdır.

Şaşırdık mı?

Şaşırmamız mı gerekiyor?

Eğer şaşırdıksa içinde bulunduğumuz kapitalist sistemin bütün kurumlarıyla çürüdüğünün farkında olmadığımız veya farkında olup da görmezden geldiğimiz anlamını taşır. Bu çürümüşlüğe göz yuman, sessiz kalan herkes küresel bazda en az suçu işleyen kadar suçludur.

Bütün bu çürümüşlük kapitalist-emperyalist düzenin doğasında var. Bu dizge içinde yer alan her ülke çürümenin belli noktalarında yurttaşlarını yaşamdan bezdirecek denli duyumsatır kendini. Çürümüşlük düzeni oluşturan kurumlarda her alanı sarmıştır. Liyakatsizlik, sahtecilik (diploma), adam kayırma, rüşvet, kamu bankalarını dolandırma, sporda şike ve benzeri dolandırıcılık daha mı az önemde?

Sermaye düzeninin bir ayağını oluşturan tarikat yerleşkelerinde, tarikat öğrenci yurtlarında, cezaevlerinde basına yansıyan tecavüz, şiddet ve ölüm olayları ayyuka çıktı. Ciddi önlem alınamadığı gibi bu ve benzeri vahşet olayları durdurulamadı. Her gün yeni kadın veya çocuk taciz, tecavüz ve can alma haberleri alıyoruz. Ör. Gülistan Doku’nun , Şule Çet’in, Eylül’lerin, Narin’lerin akıbeti henüz ortaya çıkarılamadı. Bunun gibi balkondan düşme, atlayarak veya kendini asarak intihar vakaları çözülemedi.

Kapitalizmin ve bu zincirdeki her halkanın vahşetini, sömürü çarkını, kepazeliklerini görmek ve buna karşı birlik oluşturarak mücadele etmek üzere yoğun bir çabaya girişmekten başka çıkar yolu yok emekçilerin.

Yaşanan yalnızca emek sömürüsü değil.

Emeğin yanında militarist vahşetler, katliamlar, soykırımlar birbirini izledi. Avrupa’dan yeni dünyaya göç eden emperyalist artıklar yalnızca Amerika kıtalarında kimi verilere göre 100 milyondan fazla yerli halkı soykırımdan geçirdi, katliamla birlikte kültürlerini de yok etti. Yok edemediklerini de toplama kamplarıyla sınırladı; kamp dışına çıkamaz, kültürlerini ve dillerini özgürce kullanamaz hale getirdi. Emperyalist sömürünün kalesi ABD’de hayatta kalmayı başarabilmiş yerlilerin yaşam alanlarından uzaklaşmalarını önleyen yasalar var.

Eğer gidecek kadar maddi olanaklarınız olduysa veya bir kurumun desteğiyle gittiyseniz, Avrupa kentlerinde gördüğünüz ve hayranlıkla izlediğiniz görkemli binalardan ve bina cephelerine işlenen sanat eserlerinden Afrikalı, Güney Asyalı, Latin Amerikalı kölelerin kanı damlar. Avrupa’da her görkemli yapıt, her bina, her sanat eseri köle kanıyla kurulmuştur. Avrupa’nın zenginliği beş kıtanın köleleştirilmesinden ve soyulmasından gelir. Afrika’da maden ve elmas çıkarılan sahalarda çalışmayı reddeden kölelerin el ve ayaklarının kesildiğini, Hindistan’da İngiltere soylularına kumaş dokumayı reddeden dokuma işçilerinin/kölelerinin diğerlerine de örnek olmasını önlemek üzere parmaklarının kesildiğini, çalışmamakta ısrar edenlerin kafalarının kesildiğini insanlık tarihi kayıt altına almıştır.

Soykırım ve vahşet yalnızca Ortadoğu ve Gazze’li Filistinlilerle sınırlı değil. Günümüzde kendilerini demokrat, insancıl, barışçıl, laik olarak pazarlayan Avrupa ülkeleri ve ABD insanlığa karşı büyük suçlar işledi. Görünüşte demokrat, üstü kazındığında faşist yüzleri ortaya çıkar, insanlık dışı uygulamaları kendini gösterir.

Bu vahşet 1. ve 2. paylaşım savaşlarında da sürdü ve Nazi katliamlarında 50 milyondan fazla çocuk, yetişkin, kadın Yahudi, Roman ve muhalif/komünist ya fırınlarda diri diri yakıldı ya da kurşunlandı. Bütün Avrupa’yı ve Rusya’yı, Kuzey Afrika’yı saran Nazi/faşist katliam Kızıl Ordu sayesinde durdurulabildi. Günümüzde bir Kızıl Ordu daha yok insanlığı kurtaracak. İnsanlık, küreyi saran çürümüşlük kokusu yayılırken bir Kızıl Ordu bekleyemez.

Emperyalizmin Ortadoğu’daki milyonu aşan cinayetleri ve soykırım, Irak’ın işgalinden sonra çalınıp götürülen kültür mirası daha mı az önemde?

Emperyalist metropoller dahil her ülke emekçileri çürümüş kapitalist düzene yeter deyip emeğin iktidarını sağlayamadığı sürece yukarda sıralanan bu vahşet, bu tecavüz, bu ırkçılık, bu soyguncu düzen devam edecektir.

Sorun emekçilerin sermaye düzeninden kurtulup kendi demokratik iktidarlarını kurmalarıyla çözülebilir. Sorunun sebebi olan düzen çözüm üretmez, sorunu ağırlaştırır. Belli ölçüde kendi sonunu da hazırlar. Emeğin örgütlenip bu çürümüşlüğü içinde barındıran sistem/kapitalizm suçlusunu yardan aşağı itmesi tarihsel bir zorunluluktur.

Epstein dosyası en somut çürümüşlük örneği.