Çoğu şey gibi...

Altın jenerasyon da sahte çıktı.

Meğer altın diye boyadıkları şey, ilk yağmurda rengi akan bir reklam afişiymiş.

Biz madeni ararken vitrini seyretmişiz.

Biz cevheri konuşurken onlar ambalajı parlatmış.

Ah algı...

Vah algı...

Sen yok musun sen?

Bu memleketin en istikrarlı üretim kalemi oldun.

Ekonomi tökezledi, algı yetişti.

Eğitim sendeledi, algı yetişti.

Adalet yoruldu, algı yetişti.

Futbol dağıldı, algı yine koşarak geldi.

Gerçeklerin yetişemediği her yere senden bir şube açıldı.

Bir zamanlar "şahlanıyoruz" dediler.

Sonra yürüdüğümüz yolun yürüyen merdiven olduğunu fark ettik.

Elektrik kesilince de olduğumuz yerde kaldık.

Altın jenerasyon dediler.

Sanki krampon değil kanat takmışlardı.

Sanki sahaya değil tarihe çıkıyorlardı.

Sanki kupa henüz oynanmamış maçların hatırına verilecekti.

Oysa futbolun kötü bir huyu vardır:

Manşetleri değil, skor tabelasını dinler.

Topa sahip olmak başka şeydir.

Oyuna sahip olmak başka.

Mikrofona sahip olmak başka.

Hakikate sahip olmak başka.

Biz yine karıştırdık.

Her zamanki gibi.

Bu ülkede bazı kavramlar çok çabuk emekli edilir.

Liyakat mesela.

Muhasebe mesela.

Özeleştiri mesela.

Ama bazıları hiç emekli olmaz.

Abartı gibi.

Hamasi nutuklar gibi.

Parlak sunumlar gibi.

Ve algı...

Özellikle algı.

Çünkü bizde başarı bazen elde edilmeden kutlanır.

Başarısızlık ise yaşandıktan sonra inkâr edilir.

Aradaki boşluğu da algı doldurur.

Bir ülkenin en güçlü sanayisi hayal üretimi olunca, gerçekler ithal malı gibi kalıyor.

Sürekli büyük hikâyeler dinliyoruz.

Asrın projesi.

Asrın takımı.

Asrın kadrosu.

Asrın başarısı.

Derken bir bakıyoruz;

Asır bitmiş.

Hikâye bitmemiş.

Altın jenerasyon dediler.

Belki de sorun buydu.

İnsanlara altın olduklarını söyleyince, demir gibi çalışmaları gerektiğini unutuyorlar.

Oysa başarı vitrinde değil, atölyede büyür.

Reklam filminde değil, emekte.

Sloganda değil, alın terinde.

Ama bunlar uzun sürer.

Algı ise daha pratiktir.

Bir gecede kahraman yaratır.

Bir gecede efsane yazar.

Bir gecede tarih ilan eder.

Ertesi sabah da sessizce başka gündeme geçer.

Şimdi yeni bir altın jenerasyon gelir.

Yeni umutlar gelir.

Yeni sloganlar gelir.

Yeni afişler basılır.

Yeni marşlar yazılır.

Çünkü burada hiçbir şey tükenmez.

Ne hayal fabrikası kapanır,

Ne de algı departmanı.

Yalnız gerçekler vardır...

Onlar sabırlıdır.

Beklerler.

Ve günü geldiğinde bütün altın kaplamaların altındaki metali ortaya çıkarırlar.

İşte o zaman anlarız:

Sorun altının sahte olması değildir.

Sorun, yıllardır kuyumcuyu sorgulamak yerine vitrine hayran kalmamızdır.

Altın jenerasyon da, kaplama çıktı.