İŞTE O YAZI...

*** Bugün, 10 Ocak 1961 tarihinde Bülent Ecevit’in Çalışma Bakanlığı döneminde 212 Sayılı Fikir İşçileri Yasası ile basın çalışanlarına sosyal güvence sağlanmasının 65. yıldönümünü, bir kez daha “Çalışan Gazeteciler Günü” olarak kutluyoruz.

*** 10 Ocak 2024 tarihinde “Kurumunu yaşat ki gazeteci de yaşasın” başlığı altında yazdığım yazının bir kısmını, güncelleyerek tekrarlamak istiyorum.

*** “Ben bu 65 yılın 56 yılı boyunca basın emekçisiyim. ÇORUM HABER’le son 41 yıldır ise, hem işçiyim, hem de gazetenin sahibi BAYTAŞ A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü olarak işveren temsilcisiyim.”

*** “Yaşamım boyunca Çorum’la ilgili değişmeyen hayalim nasıl ki “medeni ve kalkınmış bir kent” olmuşsa, gazetem için tek emelim de, Atatürk ilkelerine, cumhuriyet ve evrensel insanlık değerlerine, hukukun üstünlüğüne bağlı, vatan-millet ve bayrak sevgisini, insan ve doğa sevgisini önceleyen ‘demokratik bir platform’ niteliğiyle yaşatmak, güçlendirmek, Türk yerel basınında belirli bir çizginin üzerine çıkarmak oldu.”

*** “Bunun yolu kurumsallaşmaktan geçiyordu. Çorum Ticaret ve Sanayi Odası’nın bir dönem ‘Yılın Toplumsal Kuruluşu’ seçtiği gibi, kamuoyu oluşturan, vizyon belirleyen, yol gösteren, halk için, halkın talep ve beklentileri için, Çorum için mücadele veren, bütün bunları da ‘siyasetler üstü’ bir anlayışla yapmaya özen gösteren ‘Çorum’un önemli kuruluşlarından biri’ olabilmenin koşulu buydu.”

*** Bu yazımın devamında, nice çalışma arkadaşlarımızın bu kurumdan emekli olduğunu, kanun koyucunun da, resmi ilan verebilmek için ‘istihdam’ı ön koşul olarak belirlediğini anlatıyorum ve diyorum ki: “Gele gele bir noktaya geldik ki, ‘kurumsallık’ adeta dezavantaj oldu.”

*** Bu gerçek ne yazık ki değiştirilemiyor. İddia ediyorum, Türkiye’de “basında adalet” konusunda en büyük mücadeleyi veren benim. Ama, devletin kurallarına uyup kurumsal bir yapı oluşturan medya organları, “merdiven altı” denilebilecek “haksız rekabet” karşısında yenik düşüyor. Acı olan da, kamunun, kurallara uyanla uymayanı, gereği gibi ayırt edememesi, toplumun ise “kolaycı” bir yaklaşımla, sansasyona, asparagasa prim vermesi, dahası şantaj gazeteciliğine teslim olması.

*** Şu anda sosyal medya, inanılmaz bir bilgi kirliliği içinde; yalana, uydurmaya, küfüre batmış durumda. Dedikodu seven yurdum insanı da, maalesef bu kirliliğe alet oluyor. Ta ki, ucu kendisine, kurumuna dokununcaya kadar.

*** Bunları, yıl boyu onlarca kez yazıyorum, naçizane toplumu uyarmaya çalışıyorum; kimse umursamıyor. Sonra da, “ahlâk çöktü, uyuşturucu-bahis-kumar batağına battık, mafya özentileri kentlerimizi sardı” diye ah-vah ederek günah çıkarmaya çalışıyoruz. Ama kaçamayız; bu günah bizimdir, toplumumuzundur.

*** Ey ciddiyet, geldiysen üç kere vur!

*** Tüm “gerçek” basın emekçilerinin günü kutlu olsun.

Muhabir: Haber Merkezi