Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) çağrısıyla Çorum'da biraya gelen kamu emekçileri Valilik Ek binası önünde basın açıklaması yaptı.
Açıklamada Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı enflasyon rakamlarının halkın yaşadığı gerçek yoksulluğu gizlediği vurgulandı.
KESK adına açıklamayı okuyan Eğitim Sen Çorum Şube Başkanı Kenan Sırma, yıllardır devam eden yoksullaştırma politikalarından 4 milyon kamu emekçisi ve 2,5 milyon kamu emeklisi olarak kendilerinin de paylarına düşeni aldıklarını dile getirdi.
2025 yılının asgari ücretlisinden emeklisine, işçisinden kamu emekçisine emeği ile geçinen milyonlar için, adeta bir kâbus yılı olduğunu vurgulayan Sırma, “Maaşlarımız her ay gittikçe erirken yoksulluğumuz günden güne arttı. Ülkeyi yönetenler yıllardır çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığımız gerçek enflasyonun yarısına bile denk gelmeyen suni verileri resmi enflasyon olarak açıkladılar. Maaş artışlarımızı TÜİK’’in bu sahte verileri ile sınırladılar.
Böylece bu ülkenin ezici çoğunluğunu oluşturan, bizleri, emeği ile geçim mücadelesi veren milyonları her geçen gün daha fazla yoksullaştırdılar, sefalete ittiler.” ifadesini kullandı.
“VERİLERİN GERÇEK ENFLASYONLA İLGİSİ YOK”
“İktidar temsilcileri, yandaş konfederasyon yönetimi ve Hakem Kurulundan oluşan Bermuda Şeytan Üçgeni “toplu sözleşme” adı altında her seferinde Merkez Bankası’nın hiçbir zaman tutmayan enflasyon tahminini esas aldı” diyen Sırma, açıklamasının devamında şunları söyledi: “Altışar aylık bu artışlar daha ilk bir, iki ayda TÜİK’in sahte enflasyonunun bile altında kaldı. Aylarca enflasyon farkı almak için bekledik. Altışar aylık periyotlarla hep aynı şeyi yaşamaya devam ettik. Böylece sadece son 2 yılda maaşlarımız yüzde 20 eridi. TÜİK bugün 2025 yılının son enflasyon verilerini açıkladı. TÜİK’e göre Aralık ayı enflasyonu yüzde 0,89 yıllık enflasyon yüzde 30,89. Bu ülkede yaşayan herkes biliyor ki bu verilerin yaşadığımız gerçek enflasyonla hiçbir alakası yoktur.”
TÜİK’İN VERİLERİ SAHTE”
İşçilere, emekçilere, emeklilere, tüm kamuoyuna “TÜİK’in enflasyonu mu yoksa sizin yaşadığınız hayat pahalılığı mı daha gerçekçi?” diye soran Sırma, bugün açıklanan TÜİK verilerine göre: Asgari ücret artışının TÜİK enflasyonun bile altında kaldığını, kaybedenin sadece asgari ücretliler değil, bu düzende herkesin kayıplarının arttığını kaydetti.
TÜİK’in verilerinin sahte olduğunu savunan Sırma açıklamasını şöyle sürdürdü: “Bu sahte verilere göre kamu emekçileri ve emeklileri olarak bizler için ise yüzde 6,85 enflasyon farkı doğmuştur. Öte yandan ‘enflasyon farkı’ adı üzerinde geçtiğimiz altı ay yaşanan enflasyondan doğan farktır. Dolayısıyla kamu emekçileri ve emeklileri olarak 2026 yılına aslında ortalama yüzde 12,5 maaş zammı ile başlıyoruz. Buna karşın kira, ulaşım, gıda başta olmak üzere temel giderlerimizdeki artışlar maaş artışımızı katlamakta, dolayısıyla reel gelirimiz hızla buharlaşmaktadır. Bizler 2026 yılına maaşlarımızda ortalama yüzde %12,5 artış ile başlarken: 1 Ocak’tan itibaren toplu taşıma ücretlerine %35, sağlıkta katılım paylarına, muayene ücretlerine %30, köprü ve otoyol geçiş ücretlerine ortalama %22, MTV ve damga vergisine %19 zam yapılmıştır. Bırakalım eti, süt ürünlerini, yumurtayı son bir yılda en düşük memur maaşı ile alınan ekmek sayısı bile azalmıştır.
Ayrıca gelir vergisi adaletsizliği de derinleşmeye devam etmektedir. Maaşlarımızdan kaynakta kesilen Gelir Vergisi, Yeniden Değerleme Oranının 5 puan altında tutulmuştur. Dolayısıyla maaş artışımız yine cebimize girmeden buharlaşacaktır.”
“11 ÇEYREK ALTIN ELİMİZDEN ALINDI”
Sırma, 10 yıl önce bugün bir adet çeyrek altının 175 TL olduğunu, son 10 yılda en az 11 çeyrek altının ellerinden alındığını vurgulayarak, “Yıllardır büyüme nutukları attılar. Ama büyüyen sermaye, patronlar, yandaşlar oldu. Bizlerin ise yoksulluğu, sefaleti büyüdü.
2026 yılını ise emeği ile geçinen tüm kesimler için bir yıkım yılına çevirmek istiyorlar. ‘Sefalete, köleliğe alışın’ diyorlar.
Bizlerin ücretlerini, maaşlarını sefalet düzeyinde arttırırken hep aynı şeyi söylediler. ‘Kaynak yok’ dediler.
Oysa bu ülkenin işçisine, asgari ücretlisine, emeklisine, kamu emekçisine insanca yaşam koşulları sunmak için yeterince kaynağı vardır. Ama bu kaynaklar çalışanlara, yoksullaştırılan halka değil bir avuç asalağa faiz, teşvik, hazine garantisi olarak aktarılıyor. Bunu 2026 bütçesinde bir kez daha gördük.” ifadesini kullandı.
KESK’e bağlı sendikaların üyeleri olarak bu kölelik düzenine, sefalete alışmadıklarını ve alışmayacaklarının altını çizen Sırma, bugün açıklanan TÜİK verileri ile de Ağustos ayında Hakem Kurulu dayatması ile biten toplu sözleşmenin hükümsüz hale geldiğini, toplu sözleşmenin gerçek bir toplu sözleşme olacak şekilde yenilenmesi ve bu dönem içerisinde hak kayıplarımızın daha da büyümemesi için maaşlarına ek zam yapılması gerektiğini söyledi.
"GELECEK İÇİN OMUZ OMUZA VERELİM”
Yurttaşlara her geçen gün daha fazla yoksulluk ve güvencesizlik dayatan bu düzeni kabul etmediklerini bildiren Sırma, tüm vatandaşları omuz omuza dayanışmaya davet ederek şunları söyledi: “En düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırı üzerine çıkarıldığı; İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret, Güvenceli istihdam- güvenli gelecek, Demokratik- adil bir çalışma yaşamı, Halktan yana bir kamu hizmeti, Grev hakkımızın önündeki engellerin kaldırıldığı Gerçek Bir Toplu Pazarlık Sistemi için birlikte mücadele etmeye, omuz omuza vermeye, çağırıyoruz. Çağrımız sadece kamu emekçilerine değil, bu sömürü düzenin çarkları altında ezilen herkesedir. Hepimizi sefalette eşitlemeyi hedefleyenlere artık yeter demenin vakti çoktan gelmiştir. Gelin yıllardır hepimize kaybettiren bu yoksulluk ve sefalet düzenine karşı insanca yaşayacak ücret, güvenceli iş, güvenli gelecek için omuz omuza verelim.”




