“Senin gibi dost varken düşmana gerek yok!”
Uzun uzun düşünmeye gerek yok. Aslında ortada hiç sorun yoktur. Ancak çocukluk yıllarında kardeşler arasında başlayan kıskançlık duygusunu atamayan insanlar vardır. Önce kardeşler, daha sonra okulda sürdürülen davranış, zamanla alışkanlığa dönüşür. Genelde olumsuz davranışlardan vazgeçmek o kadar kolay değildir.
Yeni bir çevreye girdiğimizde tanışma aşamasında mutlaka hangi şehirden geldiğimiz sorulur. Alınan yanıt ne olursa olsun genellikle aynı karşılık verilir: “O şehirden adam çıkmaz.”
Adın çıkacağına canın çıksın deyimi kural olarak beynimize işlenmiştir. Dostlar arasında yapılan sohbette bir fıkra anlatılmıştır. Dinleyicilerin arasından biri çıkar, “Ne hikmetse bu türden olaylar Bursa’dan çıkar” diye konuşan kişinin sözleri daha çok kahkaha alır.
Sadece büyük şehirlerde bu tür tartışmalar yaşanmaz. Ülkemizde hangi ‘il’e giderseniz gidin aynı konuşmalara tanık olabilirsiniz. Aralarından su sızmayan dostların birbirine yaptığı şakalar yenir yutulur cinsten değildir. Ortam uygunsa dostlar birbirine hakaret eder. Argo sözler eksik olmaz. Argo sözleri genelde sadece erkeklerin uygun ortamlarda konuştuğu dile getirilir. Oysa kadınların kullandığı argo deyimleri derleyip kitap haline getiren yine bir bayandır! Merak edenler internet ortamında bu kitabı okuyabilir.
Yine yaygın olarak kullanılan başka bir deyim var: yerine göre “her köyden bir tane; bilmem hangi köyden kimi görürsen deli olarak tut getir!” Köylerden şehirlere gidenler, bu anlayışı da yanlarında götürmüşlerdir.
Konuşanlar değişir. Şehir adları değişir. Değişmeyen kalıplaşmış yalanlar vardır. Bilmem nereli birini yılanla birlikte aynı çuvala koymuşlar. Çok geçmeden adam bağırmaya başlar :“komşular yılan benim canımı yakıyor.” Yardıma koşanlar onu çuvaldan çıkarmaya başladığında karşısında komşu köyden ya da ilçeden tanıdık birini görür. Yeniden gönüllü olarak çuvalın içine girer.
Afyon’un kaymağı, bilmem nerenin “manyağı” sözlerini duymayan yoktur. Bu anlayışın ürünü gazete sayfalarında kesinlikle yer almayacak daha ağır sözler yine aynı şehirliler için söylenmiştir.
Sadece farklı yöreler için benzer sözler söylenir. Allahın çobanı, dağın ayısı, bilmem nerenin havlayanı! Ne yazık ki bu türden sözler sadece kavgaya giden ortamlarda söylenmez. Kardeşten yakın dostlar, kankalar, hemşeriler, ahbaplar sohbet ortamlarında ağzından pis su akar, susmak bilmez. Onlar, birbirlerinin acıları bal eylemezler; ancak küfürleri, hakaretleri şaka olarak kabul ederler.
Böyle dostlar varken, düşman aramaya gerek yok. Çocukluk yıllarında başlayan kıskançlık bir ömür boyu yakamızı bırakmaz.