Bütün canlılar için geçerli kural, yaşamak istiyorsan aç kalmayacaksın! Karnın doymazsa başka hiçbir şeyi düşünemezsin. Bir adım bile atamazsın. Bazı insanlar çalışırken işlerini bitirmeden sofraya oturmak istemez. Zorunlu olarak uzun süreli aç kalanlar için yedikleri yemeklerin tadı bir başka olur.

Ekmeği yiyeceksin. Ekmeği yiyen insan su içer. Toprak altında kalmış kil tabletleri okumaya başlayan bilim insanları, dilimizden düşürmediğimiz ekmeğin önemini bir kez daha vurguladılar. Sofralarımızın vazgeçilmezi olan ekmek aslında bizler için besinlerin simgesi oldu. Binlerce yıldır bu kural değişmedi.

Karnını doyurup biran önce yavrusunu sütle beslemeye çalışan otobur evcil ya da yabani hayvan, saniyeler içinde başka bir canlının yiyeceği olabilir. Belgesel filmlerde izlediğimiz kadarıyla avcı hayvan, bir başka canlının dişleri arasında canından olabilir. Ekmek kavgası sadece insanlar için geçerli bir kural değildir. Ava giden avlanırmış.

Ekmek, insanlar için bütün besinlerin simgesi olmuş. Ömür boyu dilimizden düşmemiş. Ekmeğimizi kazanmak için sağlımızdan vazgeçmişiz. Aç kalırız endişesiyle ömrümüzü vermişiz. Günü gelmiş bütün birikimlerimizi sağlığımızı yeniden kazanmak için harcamışız.

Ekmek için neler söylenmiş; deyimler, atasözleri saymakla bitmiyor. Ekmek kavgası, ekmek yediği kapıya kötülük etmek, ekmek aslanın ağzında, başkasının ekmeği ile oynamak, ekmek teknesi. Saymakla bitmez. Tarih boyunca farklı dönemlerde, farklı yerlerde yaşayan insanlar aynı sözleri mutlaka söylemişlerdir.

Ürkek, çekingen insanlar için “eline vur ekmeğini al” deyimini kullanırız. Kaç kişi anlamını bilerek konuşuyor o kadarını bilemem. Nankör insan deyimini yüzlerce kez duyduk. Nan sözcüğü, Farsçada ekmek anlamına gelir. Bir başkasını nankör diye eleştirdiğimizde aslında o insanın ekmeğin değerini bilmediğini söyleriz. Tıpkı öksüz çocuk diye konuştuğumuz gibi. Annesi ölmüş çocuklar için kullandığımız öksüz sözcüğündeki “ök” sözünü Orta Asya’da yaşayan atalarımız anne için kullanmışlardır.

Laf aramızda konuştuğumuz bazı sözlerin asıl anlamını bilmiyoruz.

Uğruna ömür boyu çalıştığımız, ölümü göze aldığımız besin kaynağımız sadece aç kalmamak için değildir. Aslına bakarsan vahşi doğa diye nitelendirdiğimiz ortamda yaşayan hayvanlar yavrularını doyurmak için çaba gösterir. Sevmediğimiz insanları aşağılamak için kullandığımız hayvan diye hakaret ederiz. Aslında doğal ortamlarında yaşayan hayvanların bizlere örnek olacak davranışları vardır: Erkek bal arıları, erkek karıncalar görevleri bittiğinde ölüme terk edilir. Caretta caretta kaplumbağaları neslini sürdürebilmek için binlerce kilometre yolu ömrü boyunca onlarca kez yeniden arşınlar.

Kırkayak gibi bazı canlılar, yavrularının yaşaması için ilk yemek olarak kendilerini sunar. Yavrular annesiyle karnını doyurur. Şanslı olanlar karnını doyurduktan sonra yaşamak için yola çıkarlar. Bu kural sadece hayvanlar için geçerli değildir. Kesilen ağaçlar, bitkiler, damarlarında dolaşan besinleri yeni filizlere verir. Kurumaya başlayan bir ağacın filizleri, bitkilerin çiçekleri canlıdır.

*

Bu günlerde internet ortamında çok iğrenç bir haber dolaşıyor. Bankaları, holdingleri olan, sahip olduğu servetin ne kadar olduğunu bilmeyen sapıklar için başka ülkelerden küçük kız çocukları kaçırılıyormuş. Kreşlerde, ilkokullarda olması gereken bu çocuklar, önce dünyanın sayılı zenginlerinin zevkleri için meze oluyormuş. Daha sonra o insanlar uzun ömürlü olmak için o çocukların etlerini, kanlarını kullanıyormuş.

Hayvan diye küçümsediğimiz canlılar, bitkiler, görünüşü bizlere benzeyenlerden daha çok insana yakışan davranışlarıyla var.

Arap ‚Ataroûlu Gšrsel